Teknoloji alanında bizim ülke gençliğinin yabancı akranlarının fersah fersah gerisinde kaldığı kuşak. Maalesef bizim z gençliğinin yükselen değerler Internet ve Mobil Teknolojileri ile Uzay Çağı olarak nitelenen robotlar ve yapay zeka alanındaki en büyük başarısı güzel bir selfie çekip instagram'da koymaktan ibaret oluyor.
Münferit başarılar olmasına rağmen genel olarak Hindistan'daki ve Brezilya'daki akranlarının bile çok gerisindeler; özellikle bilişim, yazılım alanlarında sürünüyoruz. Mesela bilişimde seviye o kadar düşük ki iyi bir yazılımcı on tane şirkette farklı farklı projelerde aranan isim oluyor çünkü yeteri kadar düzgün yazılımcı bile yok. Eğitim sisteminin ve gençliğin zihniyetinin değişmesi lazım ama tepede AKP varken bu pek mümkün görünmüyor,
Z kuşağı , 2000 yılı ve sonrası doğanlara denir. En büyüğü 16 yaşındadır. internet ve mobil teknolojileri kullanmayı seviyorlar.
Günümüzde yaygın olan akıllı telefonlar, ipad’ler ya da tablet bilgisayarlar ile her alanda aktifler.
Özellikle internet aracığıyla sosyalleşmeyi tercih ediyorlar.
Diğer nesillerden farklı olarak, internet ve teknoloji ile doğdukları tabir edilir.
Ülkemizin %17’sini oluşturuyorlar .
Oyuncak yerine ipad’lerle oynarlar ve teknoloji ile birlikte büyürler.
Bu yüzden de çabuk tüketen bir nesildir.
Fakat internet ile fazla haşır neşir olduklarından aynı anda birden fazla konu ile ilgilenebilme yeteneklerinin gelişeceği tahmin ediliyor.
Söz konusu bu yetenek aynı zamanda Y neslinde de yaygın olarak görülüyor ve bu tek bir konuya odaklanmaya göre daha pratik olabilir.
Bunun en iyi örneklerinden bir tanesine geçenlerde düzenlenen bir konferansta şahit oldum.
Konuşmacı konuşmasını yaparken çoğunluğu Y nesli üniversite öğrencisi olan dinleyicilerden kimisi eş zamanlı olarak konferansın Twitter sayfasında yorumlarda bulunuyor, kimisi ipad’i ile sahnenin resmini çekip Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda paylaşıyordu.
Tabi bunlarla meşgul olurken konuşmayı da dinliyorlardı.
Aynı anda dinleme, yorum yapma, resim, video vs. yayınlama/paylaşma yeteneği harika bir şey olsa gerek…
Fakat kendisi konuşurken yüzüne bakmadığını düşünen X sakinleri bunu “saygısızlık” olarak da nitelendirebiliyor.
Zaten tehlike ya da uyuşmazlıklar da bu noktada söz konusu oluyor.
"2003 yılında doğmaya başlayacaklar. sıfır kuşağı veya net kuşağı olarak tanımlayanlar da var.
teknoloji ile son derece iç içe olacaklar. jetgiller ve geleceğe dönüş filmlerinin senaryoları bu kuşakla gerçekleşecek.
coğrafi sınırlamaları olmayacak. batılı akranlarıyla daha entegre olacaklar ve kompleksli olmayacaklar.
daha yüksek gelir düzeyine sahip olacaklar. çocukların cep harçlığı ile erkeklerden daha fazla kazanacak kadınlar, pazarlamacıların gözdesi olacak. kadın ve erkeğin sosyal rolleri değişecek.
çok fazla bireysel ve bağımsız olacakları için yalnız yaşam artacak. bu da konut, beyaz eşya, otomotiv gibi pek çok pazarın büyümesine sebep olacak.
pek çok işi bir arada yapan bir kuşak olacak. yani kahvaltıda walkmenle müzik dinleyip, hem gıda, hem eğlence tüketecek. i̇ş yerinde rakip reklamları seyrederken bir yandan da spor yapacak.
marka sadakatleri çok az ve tatminsiz olacaklar. kendilerine özel genç markaları tercih edecek.
referans grubu olarak kabul edilecekler. büyükleri x kuşağını referans noktası olarak almadı. oysa teknoloji kurdu z'ler bu konuda büyükleri tarafından referans alınacaklar.
yaratıcılık ve yenilikten zevk alan ve aynı zamanda güven arayan bir kuşak olacak."*
Geçenlerde bir kadın anlattı: arkadaşı ile dışarı çıkmak üzere iken kendisi çalıştığı için anneannesi ile kalan 3 yaşındaki kızı önce "anne gitme!" diye bağırıp ağlamaya başlamış. Gideceğini ve kaçış yolu olmadığını görünce ise "Peki, o zaman git, ben seni çok özlersem sana sms atarım." demiş. Böyle de bir kuşaktır işte. "Ali topu tut."
, "Ayşe kediyi sev."lerle yetiştirmeye kalkarsanız sizi aptal yerine koyup "Aaa, neden ama? Ayşe'nin telefonunda kedisinin görüntülü kaydı yok mu?" diyebilirler.