bir insan kalemine ancak bu kadar hakim olabilir, bir yazar, ancak bu kadar kendi meslektaşlarını taşşak sarması yapabilir. işte buyurun buradan okuyun. aman ha son cümleye özel dikkat isterim...
Galiba, Audi reklamıydı...
Karlı bir hava.
Yer, buz.
Audi kaptırmış geliyor...
Mahallenin köpeği takılıyor peşine.
içgüdüsel olarak "güç" ü takip ediyor.
Koştura koştura...
Dili dışarda.
Ama o da ne...
Audi viraja bi dalıyor...
Köpek toparlayamıyor!
Savruluyor...
Takla makla atıyor.
Doooğru şarampole.
Audi'nin her türlü hava şartında ne kadar kıvrak manevra kabiliyeti olduğunu gösteren bu reklam bittiğinde, kamera yavaş yavaş zoom yapıyor... Zavallı köpeğin şaşkın yüz ifadesi kalıyor ekranda...
Hem gülüyorsunuz.
Hem acıyorsunuz.
E bakıyorum gazetelere...
Gücün peşinden koşan tüccar meslektaşlar, tıpkı, bu şaşkın köpeğe benziyor.
Başbakan, bi viraj alıyor...
Bunlar doooğru şarampole.
Nasıl mı? Şöyle...
Başbakan, "cumhurbaşkanını bu meclis seçer, uzlaşma aramama gerek yok" dedi mi? Dedi... Bunlar ne dedi hemen? "Evet, bu meclis seçer, uzlaşma aramasına gerek yok" dedi.
Sonra?
Olmadı...
Bi viraj.
Aynı başbakan çıkıp, "meclisin seçmesi doğru değil, cumhurbaşkanını halk seçmeli" dedi mi? Dedi... Bunlar doooğru şarampole... Şaşkın bir yüz ifadesiyle, yazdılar mecburen, "evet, meclisin seçmesi doğru değil, halk seçmeli..."
Sonra?
O da olmadı...
Bi viraj.
Aynı Başbakan çıkıp, "yeni cumhurbaşkanını yeni meclis seçer, ben de uzlaşma ararım, bütün muhalefet liderlerini tek tek dolaşırım" dedi mi? Dedi...
Bunlar gene şarampole...
Takla ata ata bir hal oldular. Üstleri başları çamur içinde, savrula savrula yazıyorlar şimdi, "evet, yeni cumhurbaşkanını yeni meclis seçer, uzlaşma iyi bir şey..."
işte böyle maalesef...
Hem gülüyorsun.
Hem acıyorsun.
O nedenle, "Allah bunları bildiği gibi yapsın be kardeşim" demeyeceğim.
"Allah kimseyi bu arkadaşların durumuna düşürmesin" diyeceğim.
Çünkü,bu kaygan zeminde sağlıklı yalakalık yapmak, hakikaten zor iş valla.
Tmsf nin Dinç Bilgin' in şirketlerine el koyması sonucu tmsf başkanı ahmet ertürk' ün baskısı yüzünden sabah gazetesinde ki köşesi tehlikeye girsede kalemi susturulamamış, bildiklerini ve inandıklarını çok yalın ve herkesin anlayabileceği bir üslup kullanarak yazan izmir' li gazeteci. zannedersem gazeteci meslektaşları arasında en az sevilen kişilerden birisidir.
köşe yazarı olmak için ilkokul 3 yeterliliğinin arandığı ülkemizde bir köşe tutmayı başarmış popülist adam. bugünkü yazısında kendisi aynen şöyle demiş
--spoiler--
Bağımsızlara da hastayım...
Geçenlerde izliyorum, "küresel ısınmaya karşı mücadele etmek için" Meclis'e girmek istediğini söylüyor bir tanesi...
(Bizi kurtardı. Sıra kutup ayılarında.)
Halbuki, al bunu karşına...
Ekmek fiyatını sor...
Bilirse, mesleği bırakırım.
hala küresel ısınmanın artık burnumuzun dibindeki ve doğrudan etkilerini görmeyip, çevre duyarlılığı olan kişileri marjinal züppeler olarak gören, bunu da "bunlar ekmek fiyatını bilmez" diye popülize eden bir adamdan dünyanın en entelektüel yazarı, en vicdanlı muhalifi gibi bahseden insanları gördükçe insanın yuh diyesi geliyor. ha bir de ekleyelim bay özdil'in üslubuyla. kendisi ekmek fiyatını biliyorsa ben de bırakıyorum mesleğimi haberi olsun.
yazının tamamı için
bugünkü 46 satırlık yazısının (o eşşek kadar yıldızlı yerleri hiç saymıyorum bile) sadece son paragrafında, yani son 8 satırında söylemek istediğini söylemiş, ilk 38 satırında sayfa dolsun diye inanılmaz bir efor sarfetmiş gaste yazarı. o sayfanın editörünün yerinde olsam bu adamın yazısını aldıktan sonra kısa bir özetini çıkartıp onu koyarım. kalan alana da reklam, ilan falan birşeyler alır, yılmaz beyin haybeye aldığı maaşı bu şekilde karşılarım.
aslında sabah gazetesi tmsf'nin eline geçene kadar çok hoş yazıyordu. sürekli takip ettiğim tek gazetenin mutlaka okuduğum tek yazarıydı. son 4 aydır yaptığı tek şey ise hükümeti karalamak ve boş boş şeylerle sayfa doldurmak.
ekonomiyle ilgili yazdigi yazilarla komik duruma dusen kose yazari. ekonomi bir bilimdir ve kimse ekonomi bilmek zorunda degildir. ama ekonomi hakkinda atip keseceksen sayet en azindan bir iktisada giris kitabi alip okumak fayda saglayabilir.
mesela bugun enflasyondan sallayayim biraz deyip biber fiyati gecen aydan bu aya %30 artmis ama bunlar bize diyorlar ki enflasyon %9, tabi yersek tadinda yazilar yazar kendisi. diyecek bir sey bulamiyorum.
Seçim zamanı ya... Demokrasi hatırlandı!
Pek bi kıymete bindi.
Kim daha demokrat? Kim darbeci? Kim askere posta koyabiliyor? Kim altı okka?
Madem, atıp tutuyor herkes...
Yeridir... Hürriyet'ten Tufan Türenç'in yazdıklarına bir iki ilave de biz yapalım.
Zincirbozan...
12 Eylül...
Yakaladıklarını, içeri tıkmışlar...
CHP'lisi, AP'lisi, Demirel memirel, hepsi orada.
Bir sabah...
Bir kağıt uzatırlar Adalet Partililere... Derler ki, "imzalayın, çıkın."
Allaaaah...
Yaşasın! Basarlar hemen imzayı.
Sıra CHP'lilere gelir...
ilk O'na getirirler... "imzala, çık."
Bakar o kişi kağıda, okur... "Çıktıktan sonra Zincirbozan'da yaşadıklarımızı eleştirmeyeceğiz" diye bir cümle var.
"imzalamam" der.
- imzala, çık...
- imzalamam.
- Mecbursun!
- Yoksa çıkamazsın!
- Hem bizi hukuksuz şekilde buraya tıktınız, hem de susmamızı istiyorsunuz. Bunu imzalayıp, çıkacağıma, çıkmam daha iyi, der, döner arkasını, koğuşa gider.
Cunta sıkışır.Adalet Partilileri, elçi olarak gönderirler...
Der ki, Adalet Partili bakanlar ve milletvekilleri, "yahu yapma etme, imzala kurtulalım, sonrasına sonra bakarız..."
Dinler.
"Arkadaşlar, kusura bakmayın" der...
"Mesele buradan kurtulmak değil, mesele illa cezaevinden çıkmak değil... Demokrasiye aykırı şekilde burada tutuluyoruz. Bu kağıdı imzalarsak, kişisel özgürlüğümüze kavuşuruz ama, Türkiye, demokrasi davasını kaybeder, bir daha da geri kazanamaz... imzalamam."
Cunta iyice sıkışır.
Bakarlar ki, çare yok... Yelkenler suya.
"Peki" derler, "imzalamayın, gidin."
Böylece hepsi çıkar. Yükümlülük altına girmeden...
Başları dik.
Bavullar elde yürürken, Süleyman Demirel gelir, o malum kağıdı imzalamayan CHP'linin yanına... Ve, der ki, "boynumda değirmen taşı vardı, onu çıkardın, sağolasın..."
Kimdir o gün, orada, tek başına direnen?
Deniz Baykal.
Hayır, babamın oğlu değil, Deniz Baykal... Seversin, sevmezsin, herkesin kendi bileceği iş.
Üstelik, CHP'li MHP'li BBP'li DP'li çok örnek var böyle; pes etmeyen.
Ama bakıyoruz bugün...
Askerin internete koyduğu basın bildirisini görünce, korkudan, 24 saat evinden bile çıkamayanlar... Kalkıyor, kendini "demokrasi kahramanı" ilan etmeye çalışıyor.
bir ilkokul çocuğu edasında yazılar yazan taraflı yazar. çoğunlukla gaz vermeye yönelik yazılar yazan ve yazarken seçtiği konular itibariyle sevilen yazar. yoksa yazdıklarının ne kadar iyi olduğuyla ilgili değil.
sevmiyorum bu adamı çünkü yazdıkları herkes tarfından kolayca yazılabilecek yazılar.
vs. vs.
onu eleştirenlerin kısa yazı yazması veya ekonomi bilmemesinden yakındıkları yazar. herkes haklı milletçe alışmışız çok konuşsun boş konuşsun tarzı yazarlara. yazsında ne yazarsa yazsın. ekonomi bilmemesinden yakınanlar gibileri başımızda olduğu için şu an ülke olarak bu haldeyiz zaten. herkesin herşeyi bildiği ülkemizde yazı yazmayı gerçekten bilen ve ülkesini seven bir adam. e daha ne istenir ki bir insandan.
bir zamanlar severek ve beğenerek okuduğum ama şimdilerde sevmeyerek ve beğenmeyerek okumaya başladığım köşe yazarı.
ya ben değiştim, ya o. tam olarak bilemiyorum.
ama yazıları bana artık bayağı gelmeye başladı. basit ötesi bir üslup kullanıyor ve bu haliyle biraz emin çölaşan'ı çağrıştırıyor bana. basit üslup, basit anlatım. tek fark çölaşan uzun uzun anlatırken derdini, özdil kısa kısa cümleciklerle anlatır. yılmaz özdil okumak sadece birkaç saniyenizi alır.
bir de çetin altan var mesela. şimdi bu üçü de köşe yazarı. biri yazısında edebi sanatlara bile başvurur ve size salt bir köşe yazısı değil, adeta bir edebi eser okuduğunuz hissi yaşatır; diğer ikisi hep aynı görüşü aşılar, karşıt görüşü yuhalar dolayısıyla kendini tekrarlar.
vel hasılı kelam benim için artık ha yılmaz özdil okumak, ha emin çölaşan. ikisi de o kadar çok birbirine benzemeye başladı ki.
Üslubuyla ve fikirleriyle nasıl olurda bu seviyeye gelir diye uzun uzun düşündüğüm insan... Yargısız infaz yok, birçok köşe yazarını takip ederim, daha berbatına rastlamadım dediğim şahsiyet...
gerçeği ve dürüstlüğü savunan ve diğer hemşehrileri gibi özgür düşüncenin temsilcisi olan yazar. en kısa sürede tekrar yazmaya başlaması dileğiyle.
(bkz: izmirli olmak)
(bkz: ayrıcalık)
(bkz: özgür düşünce)