yılmaz özdil

entry4417 galeri130 video8
    51.
  1. tv'deki yüzeysel, tektipçi üslubunu 'görenlerin', doğal olarak yazılarına da itibar etmediği 'mediaman'...
    5 ...
  2. 52.
  3. bugün yazdığı yazısında; 14 nisan 2007 cumhuriyet mitingi ve 29 nisan 2007 cumhuriyet icin caglayan mitingini yorumlayan usta yazar:

    Dünyanın en büyük ailesi...
    1923 de bizim.
    1453 de.
    Şehit kanı da bizim.
    Alın teri de.
    Mehter de bizim.
    Nazım da.
    Süleymaniye de bizim.
    Ayasofya da.
    Türkü de bizim.
    Arya da.
    Edirne de bizim.
    Ardahan da.
    Meydan da bizim.
    Çankaya da.

    Bana göre, mesajı budur...
    Tandoğan'ın da.
    Çağlayan'ın da.
    istersen bundan sonraki mitingi Haymana Ovası'nda yap...
    Yine sığmaz. Yine taşar.

    Deniyor ki bazen, habire eleştiriyorsun, hiç mi iyi bir şey yok bu ülkede? Var işte.
    Edirneli eczacının, Trabzonlu öğretmen arkadaşı var artık...
    Tandoğan'da tanıştılar.
    izmirli avukatın, Urfalı muhasebeci arkadaşı var...
    Çağlayan'da tanıştılar.
    Antalyalı turizmci, Samsunlu doktoru tatile bekliyor bu yaz...
    Ankara'da sözleştiler.
    Mersinli mandalinci, bir kasa gönderecek döner dönmez, Bursalı öğrenciye... Kaldığı yurdun adresini aldı istanbul'da.
    Ya da şöyle bak...
    insan, o güne kadar hiç tanımadığı birine, anacığım, şöyle otur, dinlen biraz, kardeş, al biraz su iç, yenge, simit alıp geleceğim, kızıma göz kulak olur musun der mi?
    Der... Dünyanın en büyük ailesidir çünkü bu. Milyonlarca akraba.
    Komünist suçlamasıyla 12 Eylül'den sonra vebalı muamelesi gören şarkıcı, söylüyorsa...
    Ülkücü olduğu için 12 Eylül'den sonra işkence gören eski bakan, eşlik ediyorsa...
    7'sindeki bebe oradaysa...
    77'sindeki dede oradaysa...
    Sen daha ne mesaj arıyorsun?

    AB'yi de tebrik ederim, bu arada...
    Böleyim derken, birleştirdiler.
    Kenetlediler hatta.
    Ben AB'nin yerinde olsam, gazete köşelerinde çöreklenen ikinci cumhuriyetçileri, mahkemeye veririm. O kadar para döktüler fonlardan, gene de beceremedi yeteneksiz herifler.
    9 ...
  4. 53.
  5. bugünkü yazısında ülkenin "büyük" ailelerinin fertlerine çok feci yıkama yağlama yapmış üstüne bir de pasta cila çekmiş yazar. kendisi de hep medyanın yalakalığından yakınır dururdu. demek ki siyasilere yalakalanmak ayıp, günah, iş adamlarına yalakalanmak caizmiş.

    http://www.sabah.com.tr/2...4A119C7D78A0371D1755.html
    4 ...
  6. 54.
  7. camideki sahte para ile dolandiricilik yapanlarla cumhuriyet mitinglerini ilintilendirdigi usta yazisini bazilarinin anlayamadigi yazar. aciklayalim: "bir vatandas camiye bagis yapilan kutuya sahte 10 milyon koyup para ustu diye 9 milyon aliyor. yani camiyi 9 milyon dolandiriyor. disariya acayip hayirsever, dindar, durust, namazinda niyazinda bir insan imaji veriyor. ama isin aslinda camiye de, dine de kotuluk yapiyor cunku dini sahtekarligina maske olarak kullaniyor. bu yapilan size birseyleri cagristirdi mi? mesela tupras ihalesi, sami ofer, dinci holdingler, bosnaya yardim paralari? biraz daha ipucu: akbil, iski, ithal misir, yumurta, beyaz enerji, ali dibo?? bir de mitingin kimlere karsi yapildigini dusunelim..." sanirim simdi daha acik anlasilmistir.
    6 ...
  8. 55.
  9. yılmaz özdil'in 18 mayıs tarihli sabah gazetesinde yayınlanan yazısından birebir alıntıdır. ampul kafalılara ayar vermek üzere, sözlük yazarı edasıyla kaleme alınmıştır.

    Vitrin...
    Şimdi bak...
    Bir tane Alevi bulun.
    Bir tane havalı sarışın kadın.
    Bir gayrimüslim.
    Bir de emekli general.
    Yok, general bulamayız...
    Subay eşi falan bulun.
    Bir futbolcu.
    Fırıldak bir liboş.
    Ha bi de...
    Özde değil sözde solcu ayarlayın.

    Nedir bu?
    Vitrin.

    "Biz sizin bildiğiniz gibi değiliz, değiştik" demeye çalışanlar, vitrin yeniliyor.

    Halbuki, hepimiz biliyoruz ki, bu arkadaşlar, Uğur Dündar ve Arena ekibi tarafından basılan pastanelere benziyor aslında.
    Vitrinde tiramisu.
    içeri bi dalıyorsun...
    Mutfakta fareler cirit atıyor.
    Duvarda örümcekler...
    Profiterol, kenefte yapılıyor.
    Usta dediğin adam, safi hijyen.
    Önce işiyor, sonra hamur yoğuruyor.
    Ayakta şıpıdık terlikler.
    Kamerayı burnuna sokunca...
    Kafaya bone takıyor.

    Giriyorsun detaya...
    Şeker, boyalı.
    Elektrik, kaçak.
    Fatura, naylon.
    Bakıyorsun sicile...
    Daha önce yufkacılık ve kadayıfçılık yaparken basılmış, mühürlenmiş zaten.

    Kardeşim, sen ne zaman çağdaş bir işletme olacaksın diye sor...
    Mazereti hazır.
    Ne var yani der, pişkin pişkin, tatlıysa tatlı işte... fakir fukara taş mı yesin?

    Onun için, siz siz olun...
    Vitrine sakın kanmayın. Mutfağını temiz tutmayan pastaneden alışveriş yapmayın.
    5 ...
  10. 56.
  11. 19 mayıs başlıklı yazısı:

    Dikkatinizi çekiyor mu?
    Gazete köşelerindeki ve ekranlardaki "bindirilmiş kıtalar" bugünlerde hep aynı cümleleri kullanıyor...
    Vay efendim neymiş, laikler şöyle yapıyormuş, laikler böyle yapıyormuş.
    Hep bir ağızdan...
    "Fotokopi" gibi.
    "Koro" gibi.

    Şimdi sen, haşemayı bikiniyi falan bırak kardeşim, hikâye anlatma, cevap ver...

    Neden sattınız memleketi?

    Taşını toprağını kastediyorum, neden sattınız? Bu onurlu milletin dişinden tırnağından arttırıp, yaptığı fabrikaları neden sattınız elaleme? Limanları neden sattınız?
    Ne telefon kaldı, ne banka.
    Diyordunuz ki, " devletin paraya ihtiyacı var, ondan sattılar, biz de ondan alkışladık..."
    O zaman neden, 200 milyar dolar olan borcumuz, bunca satışa rağmen, ikiye katlandı, 400 milyar dolara çıktı?
    Nerede bu para?
    Kimdir bu Ofer?
    Hadi, Başbakan'ın arkadaşıdır, kefil olur... Siz niye kefilsiniz El Kadı'ya?
    Madem ekonomi rayında...
    O halde neden, dünyanın en yüksek faizini biz ödüyoruz? Neden dünyanın en pahalı benzinini biz kullanıyoruz?
    Kıbrıs'ta neden "yes be annem" diye bağırdınız? Neden KKTC aleyhine oy kullanılması için "press" yaptınız? Denktaş'ı sevmiyorsunuz, anladık... Papadopulos'u neden bu kadar seviyorsunuz?
    Şehitler "kelle" mi?
    Yurtseverler "kafatasçı" mı?
    Barzani babanızın oğlu mu?
    Kafamıza çuval geçirdi adam, çuval...
    insanda biraz haysiyet olur.
    Neden hâlâ Amerikan elçiliğine gidip, baş başa kaynatıp, talimatları alıp, sonra da köşenizde, "Irak'a girmemiz çok yanlış olur" diye yazıyorsunuz?
    Sana soruyorum, iri kıyım, gözlüklü...
    Bu senin fikrin mi, elçinin fikri mi?
    Neden kıydınız çiftçiye?
    Pancarcı, pamukçu, tütüncü, fındıkçı, portakalcı kan ağlıyor. Tarlaları gitti, bahçeleri gitti, traktörleri gitti, hapse giriyorlar hacizden... Ne geçiyor elinize? Ziraat Bankası satılırsa, sizin payınıza ne düşecek?
    Okurdan utanmıyorsun, anandan babandan utan bari... 300 lira, 400 lira maaşla hayatta kalmaya çalışıyor emekli...
    Oğlu işsiz, kızı işsiz, kendi işsiz babalar var bu ülkede... Yok mu? Ha bi defa da bunları yaz, eline mi yapışır?
    işçi? Memur? Ya esnaf?
    Daha dün çöplükten marul toplarken otomobil altında kaldı 6 tane evladımız...
    Senin o fonlarından para aldığın Belçika'nın çocukları böyle mi yiyor Brüksel lahanasını?
    Patronunu soyuyorsun, köşende bedavadan özel hastane reklamı yapıyorsun alenen... Sana göre hava hoş. En son ne zaman gittin SSK hastanesine? Kalemini sattın, vicdanını da mı sattın? Görmüyor musun, doğduğu için rehin kalan bebeleri?
    "Fakir fukaraya yardım yapıyoruz" ayaklarıyla insanımızı dolandırıyorlar...
    Alman polisi arıyor, bizde baş köşede.
    Mehmetçik Vakfı'na küfür etmeyi biliyorsun da... Dinimizi sömüren vakıflara neden ses çıkarmıyorsun?
    Filistin'i seviyorsan, israil neden kolunda? Iraklı'ya üzülüyorsan, ingiliz neden dostun? Salak mısın? Yoksa bizi mi salak zannediyorsun?
    Başbakan'ın uçağında, bakanların uçağında kaç ülkeye gittin, gezmeye? Kaç para indirdin cebine harcırah olarak?
    O maaşla nasıl oturuyorsun o villada?

    Uzatmayayım...
    Hatırlatmak için güzel bir gün...
    Keser döner, sap döner.
    "Laik-antilaik kavgası varmış gibi" göstererek, işin içinden sıyrılamazsın.
    Hedef saptıramazsın...
    Bu sorulara cevap vereceksin en önce.
    10 ...
  12. 57.
  13. vitrin başlıklı, 18 mayıs tarihli yazısı;

    Şimdi bak...
    Bir tane Alevi bulun.
    Bir tane havalı sarışın kadın.
    Bir gayrimüslim.
    Bir de emekli general.
    Yok, general bulamayız...
    Subay eşi falan bulun.
    Bir futbolcu.
    Fırıldak bir liboş.
    Ha bi de...
    Özde değil sözde solcu ayarlayın.

    Nedir bu?
    Vitrin.

    "Biz sizin bildiğiniz gibi değiliz, değiştik" demeye çalışanlar, vitrin yeniliyor.

    Halbuki, hepimiz biliyoruz ki, bu arkadaşlar, Uğur Dündar ve Arena ekibi tarafından basılan pastanelere benziyor aslında.
    Vitrinde tiramisu.
    içeri bi dalıyorsun...
    Mutfakta fareler cirit atıyor.
    Duvarda örümcekler...
    Profiterol, kenefte yapılıyor.
    Usta dediğin adam, safi hijyen.
    Önce işiyor, sonra hamur yoğuruyor.
    Ayakta şıpıdık terlikler.
    Kamerayı burnuna sokunca...
    Kafaya bone takıyor.

    Giriyorsun detaya...
    Şeker, boyalı.
    Elektrik, kaçak.
    Fatura, naylon.
    Bakıyorsun sicile...
    Daha önce yufkacılık ve kadayıfçılık yaparken basılmış, mühürlenmiş zaten.

    Kardeşim, sen ne zaman çağdaş bir işletme olacaksın diye sor...
    Mazereti hazır.
    Ne var yani der, pişkin pişkin, tatlıysa tatlı işte... fakir fukara taş mı yesin?

    Onun için, siz siz olun...
    Vitrine sakın kanmayın. Mutfağını temiz tutmayan pastaneden alışveriş yapmayın.
    8 ...
  14. 58.
  15. kaç kişiyiz başlıklı yazısı, tarih: 3 mayıs

    Kaç kişiyiz?
    7 Nisan, 6 şehit.
    8 Nisan, 4 şehit.
    9 Nisan, 1 şehit.
    14 Nisan, Tandoğan...
    16 Nisan, 1 şehit.
    21 Nisan, 1 şehit.
    23 Nisan, 2 şehit.
    25 Nisan, 1 şehit.
    26 Nisan, 1 şehit.
    27 Nisan, 2 şehit.
    29 Nisan, Çağlayan...

    Bilmiyorum, Tandoğan'da, Çağlayan'da kaç milyon kişiydik... Ama şunu biliyorum:
    19 kişi eksiğiz.

    Sadece nisan ayında...
    19 şehidimiz var.

    Sertaç Uzun, Ankaralı.
    Hakan Han, Erzurumlu.
    Kaşif Aslan, Samsunlu.
    Muhterem Yağbasan, Adanalı.
    Şeref Bulut, Şırnaklı.
    Metin Kaya, Şırnaklı.
    Halim Atlas, Vanlı.
    Ramazan Özen, Adıyamanlı.
    Miktat Sümer, Adıyamanlı.
    Bülent Yollu, Ankaralı.
    Ahmet Güngör, Mersinli.
    Hüseyin Taşkın, Kütahyalı.
    ikram Cirit, Eskişehirli.
    Metehan Atmaca, Amasyalı.
    Salih Bolamanlı, Ordulu.
    Ramazan Avcı, Hakkarili.
    Nadir ipek, Elazığlı.
    Mustafa Kirazoğlu, Konyalı.
    Şeyhmus Öncül, Mardinli.

    Koltuk hırsı, sen-ben itiş kakışları, harala gürele arasında gözden kaçıyor maalesef... Ankara'daki koca koca "ego"lar öylesine büyük yer kaplıyor ki, tek sütun haber bile olamıyorlar... Düşüyorlar "bizim için" dağlarda bayırlarda, ruhumuz bile duymuyor.

    Çok kişiyiz.
    19 kişi eksiğiz.
    Belki bir minicik duayı hak ediyorlardır diye yazıyorum.
    8 ...
  16. 59.
  17. kovulsa da, atılsa da, başka bir platformdan insanlara sesini duyurması gereken, usta kalem. * *
    4 ...
  18. 60.
  19. Ne sihirdir ne keramet
    Ne diyorlar bize?
    Enflasyon tek haneli.
    Yüzde 9 küsur.

    isteyen, Türkiye istatistik Kurumu'nun internet sitesindeki resmi rakamlara baksın.
    isteyen, vergi iade zarflarına koymak için topladığı fişlere baksın.
    Yumurta yüzde 69 pahalandı.
    Ekmek yüzde 16.4.
    Domates yüzde 50.
    Süt 11, bal 13, salça 26....
    Kömür yüzde 28.
    Kombi 20, Doğalgaz 24.4, Tüp 13.4,
    Deterjan 17, zeytinyağı 13, motoryağı 38.
    Kira? Yüzde 21...
    ilaç? Yüzde 28...
    Taksi 18, vapur 19...
    Pilav üstü kuru?
    Pirinç 20, fasulye 30...
    Dana eti 14.
    Tavuk eti 20.
    Enflasyon 9 küsur, hacca gidiş yüzde 39 küsur... Aradaki 30 puan, sevap farkı mıdır?
    Baharat 24.
    Okul çantası 19.
    Ayakkabı 23.
    iktidarın sembolü?
    Türban yüzde 27...
    Öbürü?
    Ampul yüzde 13...
    Leblebi 42, sarımsak 62.
    Elma 45, armut 56, ayva 63.
    Sıhhı tesisat malzemesi 67, telefon yedek parçası 93, tül 98...
    Peki nasıl oluyor da oluyor?
    Şöyle oluyor...
    Davul tozu, eksi 45.
    Minare gölgesi, eksi 55.
    Hokus pokus, eksi 70.
    Abra kadabra, eksi 90.
    Topla hepsini... Al ortalamasını...
    Enflasyon 9 küsur!


    BAKIN iŞTE BAŞBAKAN SÜREKLi SÖYLÜYOR YA: "Nereden nereye..."
    Ne zaman yapıldı son genel seçim?
    3 Kasım 2002'de...
    Ne diyor Başbakan R.T.E:

    "Türkiye'yi neredeeen, nereye getirdik!.."
    2002'de yola çıkmışlar mı?
    Çıkmışlar...
    Çıkmışlar da ne olmuş?..
    Bakalım neler olmuş?.. Nereden nereye gelmişiz!..

    işte rakamlar:
    BENZiN:
    Bugün: 3.00 YTL
    2002'de 1 milyon 696 TL ( 1.69 YTL)

    TÜPGAZ:
    Bugün: 35 YTL
    2002'de: 19 milyon TL ( 19.00 YTL)

    EKMEK:
    Bugün: 0.30 YTL
    2002'de 150 bin TL ( 0.15 YTL)

    iŞSiZ SAYISI:
    Bugün: Resmi: 2 milyon 487 bin. (Gerçek: 10 milyon.)
    2002'de: Resmi: 2 milyon 412 bin (Gerçek: 6 milyon 200 bin)

    KARŞILIKSIZ ÇEK:
    Bugün: 1 milyon 535 adet
    2002'de: 748 bin adet.

    PROTESTOLU SENET:
    Bugün: 2 milyar 803 milyon adet
    2002'de: 498 bin 748 adet

    DIŞ BORÇ:
    Bugün: 170.1 milyar dolar.
    2002'de: 130 milyar dolar.

    iÇ BORÇ:
    Bugün: 182.4 milyar dolar.
    2002'de: 90 milyar dolar.

    DIŞ TiCARET AÇIĞI:
    Bugün: 51.3 milyar dolar.
    2002'de: 15.5 milyar dolar.


    SICAK PARA:
    Bugün: 53 milyar dolar.
    2002'de: 8.1 milyar dolar.


    Şimdi bir anket:

    a) Yan gelip yatmışlar!
    b) Analarını alıp gitmişler!
    c) Satmışlar!
    d) Açmışlar!
    e) Hiç biri!..
    5 ...
  20. 61.
  21. 22 mayıs 2007 ankara ulus patlamasi hakkında düşünceleri;

    --spoiler--
    Koordine...
    Koordinatör getirildi.
    Eylül, 2006.

    Eylül , 2 şehit.
    Ekim , 3 şehit.
    Kasım , 3 şehit.
    Aralık , 5 şehit.
    Ocak , 1 şehit.
    Şubat , 1 şehit.
    Mart , 5 şehit.
    Nisan , 19 şehit.
    Mayıs , henüz 7 şehit.

    Ne etti?
    46.
    Evlat, baba, eş, kardeş.

    Gazi?
    110.
    Çoğu uzuv kaybetti... Bacak, göz.

    Türkiye'yi salam gibi dilimleyen haritalar, çoğala çoğala, normalleşti.

    Patlayan mayın, 117.
    Tuzaklanmış bomba, 134.
    Plastik patlayıcı, 45 kilo.
    Çatışma, 111.
    Baskın, 65.
    1'i çocuk, 5 vatandaş ölü.
    6 minibüs havaya uçuruldu.
    5 iş makinesi yakıldı.
    3 köprü patlatıldı.
    1 helikopter yara aldı.
    2 tren.

    Tatlı tatlı koordine edilirken...

    Koordinatör uyandı!
    "Amerika bizi uyutuyor" dedi.

    Vay, sen misin uyanan...
    Koordinatör götürüldü.
    Yeni koordinatör getirildi.

    Koordinasyona devam tabii...
    Başkent'te can pazarı.
    Şu anda kaç ölü, belirsiz...
    Ama hedefin adresi belli...
    Ulus'a saldırdılar, Ulus'a.
    --spoiler--
    9 ...
  22. 62.
  23. bugün birilerine çok kızmış..

    "Ne malum PKK'nın yaptığı?"
    Yeni moda bu.
    Bombacı kız diyor ki...
    "Öcalan'ı zehirlediniz, ben de intikam için hepinizi öldürmeye geldim."
    Bunlar diyor ki...
    "Ne malum PKK'nın yaptığı?"
    Saralım makarayı biraz geri...
    Manyağın biri cinayet işliyor...
    "Milliyetçiler yaptı."
    "Ulusalcıların işi."
    "Jandarma parmağı..."
    "Türk olmaktan utanıyorum."

    Astsubayın bagajında tabanca çıkıyor...
    "Derin devlete suçüstü."
    "Çete."
    "işte hain."
    "Ucu nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın, peşini bırakmayacağız."
    Hatırlayın...
    Büyükanıt'ı yargılamaya kalktılar.
    Sonra...
    Ankara'da bomba patladı...
    "Ne malum PKK'nın yaptığı?"
    "Teröristler yapsa, söyler."
    "Halkı vurmaz ki onlar..."
    "Derin devlet olamaz mı?"
    Allah sizi inandırsın, biri aynen şöyle dedi:
    "Bu saldırılar CHP'nin suçu."

    6 şehit...
    "Mayın, italyan olamaz."
    "Evet, silahlar AB malı da... Bunda AB'nin ne suçu var? Ne bilsinler?"
    "Komplo."
    "iktidarı zor durumda bırakmak isteyen derin güçlerin marifeti olabilir..."
    Ama en çok şunu beğendim:
    "PKK'yı hedef gösteriyorlar!"

    Yani, bu lafım basın ahlâkına ne kadar uyar bilmem ama... Hakikaten suratına tükürülecek adamsınız be kardeşim..
    6 ...
  24. 63.
  25. 26 mayıs cumartesi günkü köşesinde okuduklarımdan sonra daha bi sevdiğim dobra kişilik.
    sabah grubunun başlarına gelen vahim olaylardan sonra hükümetten yana tavır almak bir yana cizgisinden asla taviz vermemeyi tercih etmiş yürekli insanı
    seviyoruz ailecek
    saygılar efem
    4 ...
  26. 64.
  27. 65.
  28. Bugunkü yazısını, demokrasiyi sadece kendine yontanlara kapak yapmaya ayırmış ve yılın ayarına imzasını atmış usta kalem.

    Altına kalıbımı basarım.

    --spoiler--
    istismar...
    Hep aynı laf:
    "istismar etmeyin..."
    Yani?
    "Yuhlamayın..."
    Deniyor ki, "cami avluları, bir partinin gençlik kollarına mensup tiplerle dolduruluyor, amigo gibi bağırtılıyor, provokasyon yapılıyor."
    Soralım o halde...
    Danıştay katliamından sonra, aynı camide, aynı bakanlar yuhlandı, kafalarına bardak fırlatıldı... Ülkücü müydü onlar?
    Danıştay katliamından sonra, bakanlar yuhlanıp, kafalarına bardak fırlatılınca... O dönemin Genelkurmay Başkanı olan, sizin yere göğe sığdıramadığınız Hilmi Özkök, "halkın tepkisi, hakikaten takdir edilmeli, ama bir günle kalmamalı, daimilik kazanmalı" demedi mi? Hilmi Özkök, hangi partinin gençlik kollarına mensup?
    Abdüllatif Şener...
    MHP'li mi?
    Neden öbür bakanların taziyesi bile kabul edilmezken, onun eli "onurlu bakan" diye sıkılıyor? Şehit eşleri provokatör mü?
    Ve, birkaç soru daha...
    Alt tarafı, kendi otomobilinin yerine bir başkası parketti diye, plakasını nal gibi yazıp, yarım sayfa "böyle hayvanlık olur mu?" diye makale döşenenler... Neden şimdi, "şehit haberlerini büyütmek doğru değil" diye akıl veriyor?
    iş arkadaşı otobüs altında kalınca, "bu şoförü asın" diye yazanlar... Neden şimdi, "sağduyu çağrısı" yapıyor?
    Şehit cenazesinde öfkesine yenilip, bağıranlara, "yakışıksız oldu, istismar oldu" diye ağız burun kıvıran yazarlarımız... Neden, "subaylar niye hiç ölmüyor" diye sorana, bir satır olsun dokunmadınız?
    Son bir haftada 16, son bir ayda 30 şehit verdik... Hükümet'i kınayanları kınıyorsunuz... Şu AB'yi neden kınamıyorsunuz, "iki kelimeyle bile kınamıyor" diye?
    Çocuğunu taa Amerikalar'da okutan arkadaş... Şehit binbaşı oğlunun, 5 gün sonra ÖSS'ye nasıl gireceğini merak ediyoruz...
    Sen etmiyor musun?
    Yok mu bi burs murs?
    Uzatmayayım...
    Şehide kahrolmanın, haykırmanın, partisi, sağcısı solcusu olur mu kardeşim?
    Aklınızı mı yitirdiniz siz?
    Zaten gelmiyorsunuz cenazeye...
    Acımıza karışmayın bari.

    --spoiler--

    ayrıca;

    (bkz: kose yazilarini okuyup sukela butonu aramak)
    8 ...
  29. 66.
  30. gerçekleri korkusuzca yazan, atv ana haber eski yayın yönetmeni. ilk köşe yazısı hagi' nin galatasaray' dan ayrılmasıyla alakalıdır.
    4 ...
  31. 67.
  32. medyanın ağır dişlileri arasında ezilmemiş vatanperver yazardır. küfretmez ama hıyar dese bile ağlatır.
    5 ...
  33. 68.
  34. mazotun 1 ytl olması ile ilgili yazısı mutlaka okunması gereken ağabeyim dediğim adam.

    --spoiler--
    http://www.sabah.com.tr/h...4F92A924567AB690D766.html
    --spoiler--
    3 ...
  35. 69.
  36. hıncal uluç'u çekersiniz bir köşeye, sabahtan akşama kadar dadaizm felsefesini aşılarsınız. ertesi gün olur size yılmaz özdil.
    3 ...
  37. 70.
  38. "yılmaz özdil le sohbet zirvesi" en büyük hayalim dir.Burdan değerli sözlük yetkililerine sesleniyorum fener carlosu getiriyo sizde bize yılmaz ı getirin.yönetim uyuma yazarın isteğine sahip çık..
    4 ...
  39. 71.
  40. bugünkü köşe yazısında bahsettiği almanya ve rusya üzerinden türkiye'deki tatil bölgelerinde üçte biri fiyatına rezervasyon yapma olanaklarını en kısa süre içinde tüm hatlarıyla anlatmasını istediğimiz yazar. hem sen değil misin kardeşim basının üçkağıtçılığından, doğruları yazmadığından mustarip olan?? al işte sana gazeteciliğini ispatlama fırsatı. şu güne dek memleket için bir faydanı görmedik bari cebimize yardımın dokunsun.
    4 ...
  41. 72.
  42. http://www.sabah.com.tr/h...42C486DCFAFB8C400955.html bgunkü yazısıyla yine türkiye gerçeklerini vurmuştur suratımıza.
    4 ...
  43. 73.
  44. az lafla çok şey anlatma işini mükemmel yapan yazardır.izmirli olması kendisine ayrıca bir sempati duymamızı sağlamakta hele hele göztepeli olması hayran olmamıza yeterde artar bile.

    yazılarında genellikle yanlışlıkları açık bir dille eleştirir.kimi zaman kendini de suçlayarak yanlışlıkların nedenenini bulmaya çalışır.
    3 ...
  45. 74.
  46. fikri akyüz tarafından ağır bir eleştiri bombardırmanına tutulmuş yazar, fena da ayar vermemiş fikri akyüz.

    --spoiler--
    Türkiye'de değişik köşe yazarları vardır; bir de hakikaten acayip değişik bir köşe yazarı türü vardır.

    Bunlardan biri Bekir Coşkun, diğeri Yılmaz Özdil; ilki Hürriyet'te, ikincisi Sabah'ta yazar..

    ikisi de üçüncü sayfada yazar; ikisi de beşinci sınıf yazılar yazar..

    Keza birincisi önyargılı memur okurlara, ikincisi önyargının manasını bile bilmeyen işçi ve köylü okurlara hitap eder. (O kadar ki, Yılmazperver okur kitlesi bu satırda işçi, köylü ve memura hakaret edildiğini zanneder.. Burada işçi, memur ve köylülere hakaret edildiği zannına kapılmayan çünkü kafası çalışan okurlara ise örneğin bir başka üçüncü sayfa yazarı Engin Ardıç hitap eder..)

    Evet, Yılmaz Özdil Türk basınının irtifa kaybına yol açan en çiğ popülist kalemdir.

    Bu, böyledir; çünkü Yılmaz Özdil öyle böyle değil düpedüz bir felaket tellalı, şahlanmış bir egoizm timsalidir.

    Bu o kadar böyledir ki, kaleme aldığı yazılardaki sığ, çiğ ve yoz bir bakış açısı neredeyse son günlerdeki borsa endeksi gibi tavan yapmaktadır.

    Borsa deyince aklıma geldi; üç gün önce kalkıp şunu demeye getirdi:

    Başbakan Erdoğan için önemli olan borsanın düşüp düşmemesidir; şehit düşmüş düşmemiş umurunda bile değil..

    Eh, MHP lideri Bahçeli'nin meydanlarda elindeki ipi fırlatmayı siyaset olarak telakki ettiği bir akıl daralmasında, Yılmaz Özdil'in kalkıp elindeki kalemi mıh olarak kullanması kaçınılmaz olacaktır.

    Yani Bahçeli ya da Özdil sırf ip temin etmek için, göndere çekilmiş bayrağın direğindeki ipi bile kesmeyi göze alabilmektedir.

    ip kesilince direkteki bayrak yere düşmüş düşmemiş artık önem taşımıyor(!)

    Bu işin siyasal içerik boyutu; bir de işin yazınsal boyutu var..

    Örneğin Özdil'in bir yazısı aynen şöyleydi: Edirne, iş yok.. Samsun, iş yok.. Balıkesir, iş yok.. Van, iş yok.. Adana, iş yok.

    Köşe, 20'ye yakın il ismini yazıp peşinden iş yok.. şeklinde devam ediyordu..

    Yani yazıda hayır yoktu ama popülizmde iş vardı!

    (Bu arada Sabah gazetesinin muhasebe departmanına bir önerim var: Özdil, cümleleri üçe beşe bölüp her satırı iki üç kelime ile tamamladığına göre aylık ücreti deste olarak değil bozuk paraların biraya getirildiği torbanın verilmesi şeklinde olmalıdır!.)

    Evet, pek çok kişi Sabah gazetesine el konulduktan sonra Yılmaz Özdil'in istifa edeceğini düşünürken o tam tersini yaptı, içi boş muhalefet tarzının şiddetini artırarak yazmaya devam etti.

    Bazıları bu tavır karşısında "Helal olsun, dik durdu.." diye düşünebilir ama yazılarından anlaşılan karakteristik özellik aslında bunun hiç de öyle olmadığına işaret ediyor.

    Özdil'in amacı kısaca şu: Ben iktidara bel altından vurayım.. TMSF yöneticileri beni işten atsın.. Böylece kahraman olayım.. Çıkıp derim ki: Ey benim borsa düşmanı okurlarım, ey benim Ankara'da gecekonduda oturan Ayşe teyzem, bak ben eleştirince beni işten çıkardılar..

    Borsanın batması ile Ayşe Teyze'nin gecekondudan çıkacağını zanneden Yılmaz Özdil, elbette çiğ popülizmden kahraman devşirme metodunu tatbik edecektir.

    Çünkü onun gözünde, örneğin Leeds maçında iki ingiliz taraftarı katleden Türk gençleri de kahramandır..

    Aksi halde Fatih Çekirge'nin genel yayın yönetmenliği yaptığı (eski) Star'da yazı işleri müdürlüğü yaparken ahlakı yerle bir eden şöyle bir manşet atar mıydı?

    Hatırlarsınız, Galatasaray 2-0 yenmiş ve iki ingiliz vatandaşı istanbul'da bıçaklanarak öldürülmüştü..

    Üst manşette "Two size", alt manşette "Yeri öptürdük" yazıyordu..

    Yani ingiliz maktullerin yüzüne "Tuuu size.." diye tükürüyordu..

    Eh, Türkçesi değil ama ingilizcesi iyiydi ya, "size"nin ingilizcede "beden", "two"nun "iki anlamına geldiğini biliyordu ya..

    Eleştiri olursa kalkıp Ben iki beden yerde yatıyor; çok yazık demek istedim.. ya da Galatasaray iki gol attı, yani iki beden büyük geldi demek istedim.. diyecekti..

    Değil mi?

    Yıl..

    Maz..

    Kard..

    Eşim!
    --spoiler--

    http://www.yenisafak.com.....07.2007&y=FikriAkyuz

    edit : imla editi.
    5 ...
  47. 75.
  48. birşeyin nasıl olması gerektiğini değil nasıl olmaması gerektiğini yazan yazar.

    ''turizm felaket''
    ''belediyecilik ölmüş''
    ''millet çıldırmış''

    eee?
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük