"hatırla sevgili" ve "bu kalp seni
unutur mu?" adlı dizilerde mümtaz'er
türköne ile birlikte hikaye danışmanlığı
yaptığını öğrendiğimde on'a kadar
saydığım kişi.
geçen pazar radikal'de yazdığı yazısında gazetenin tavrına, manşetine ve eyüp can'a ciddi mana da vurup geçmiş yazardır. ondan önceki perşembe gazete manşeti oluveren bebekler mezara bdp meclise'yi gazetemiz diyeceksek yazısıyla fena eleştirmiştir. tabi bu eleştiriden nasibini fazlasıyla eyüp can almıştır.
yıldırım türker bildiğini yazmakla (azınlığın sesi olmak) ezber bozmak deyimine kattığı sonsuz zerafet ve sadelikle akılda yer etti uzun zamandır. bu haliyle köşe yazarları familyası içinde olması gereken birisi. belki başarısı köşe yazarlığından farklı olarak yazar ruh halini şiirsel donanımla birleştirmesinden kaynaklanmakta. çünkü ciddi bir yazar o!
fakat şu azınlığın sesi olmak sesi çıkmayana ses olmak kaygısını dillendirdiğinden beri ifade özgürlüğü ve genel olarak özgürlükler babında özellikle işine gelene destek babında yazıyor eleştirisini alıyor. kürt sorunundaki hassasiyetini devlet merkezli eleştirisini temel aldığı yazı şeklini gene aynı devletçe mağdur edilen( fakat ne şekilde olursa olsun devleti temsil eden) haksızlığa uğrayan bir polise benzer üslupla kalemini konuşturamayacağını sanmaktayım. ya da bu zamana kadar konuşturduysa ben görmedim.
hani ayrımcılıklarla, artışına tanık olduğumuz ötekileştirmelerle uğraşırken ayrımcılığın içinde ayrımcılık uygulamayı kendisine mübah sayabiliyor.
bu bahsettiklerim yıldırım türker'in değerini küçültmez fakat her şeye özgürlük diyorsak bunu köküne kadar sindirebilme erdeminde bulunmalıyız. ve kendimiz, ailemiz bu tip konuların muhatabı olduğunda da tavrımızı değiştirmemeliyiz. aslında samimiyetinden şüphe duymak istemiyorum fakat bu benimkisi sadece bir istek! istemekle öyle olmayabiliyor durum.
biraz ben merkezli değerlemelerine dikkat çekmek istedim. buna karşı devlet eleştirisi yaparken toptan bir yokluk teorisine inanmadığını düşünüyorum. iyi devlet, eşit devlet, ayrımcılık karşıtı devlet diyorsak herkese her şeye...
işin içine üstü kapalı anarşizmi sokuyorsak konu dağılır, karmaşıklaşır. fakat, bunu yok sayıyorum değerlendirmeleri çerçevesinde.
gazete yazısında sırf soner yalçın'la görüş ve düşünceleri uyuşmadığı için "faşist" demekten gocunmayan yazar.
oldu o zaman. karşıt görüşteki herkese "faşist" damgası yapıştıralım. yumurtayı sevmiyorsa bile faşist olsun o zaman.
ha bir de, soner yalçın tutuklandı diye bir zil takıp halay çekmediği kalmış yazısından.
bir de "bir gazeteci olarak düşünce özgürlüğünü savunmalıyım ama..." şeklinde cümleler kuruyor. hayır, "ama" sözcüğü varsa olay bitmiştir zaten.
"bir gazeteci olarak düşünce özgürlüğünü savunmalıyım ama ona çok gıcık olurdum. oh pis faşist. hapiste yatsın da görsün gününü." minvalinde yazıyor bir de aynı yazıda "utançtan" bahsediyor. (bkz: ybsg)
tanım: düşünce özgürlüğünü savunacağına, böylesi günlerde birlik olacağına muhalefet yapan yazar.
hani bazı insanlar vardır, ucuzdur, "küçük adam"dır onlar. hah işte bu adam o adam. ucuz insan.
inşallah okur bu yazımı dava da açar. oh mis.
Eşcinsellik 'iyidir - kötüdür' gibi bir iddiam yok; ben sadece eşcinselleri 'sevmiyor' ve kendilerinden hoşlanmıyorum. Yıldırım Türker'in eşcinsel kimliği, medya aleminin geyiklerinden biridir. Pek çok heteroseksüel gazeteciyi, sonradan 'eşcinsel' yapmış, eşcinsel hayata özendirmiştir; bilen bilir.
Yıldırım, bir eşcinsel ve 'cinsel ihtiyaçlarını sağlıklı gideremeyen insanlara karşı' önyargılarım var; dolayısıyla Yıldırım için de önyargılıyım.
Yıldırım böyle yapmıyordur, eminim: Ama sokaklardan buldukları çocuklarla gece geçiren 'gazete yazarları' var...
insan, 'evrendeki her şeye karşı kin ve nefretle dolu olmalarına' BAŞKA GEREKÇE BULAMIYOR.
vicdanı yabancılaşma ve çürümeden itinayla kaçan adam. yazdığı her makalede mutlaka elleriye yüreğimize ve kalbimize dokunur. korkmuyor, çekinmiyor, geride durmuyor. at gözlükleri yok içerden yazıyor ve irin suyu içirilenlerin hikayesini yazıyor.
kendisiyle ilişkimi bir türlü sağlıklı bir zemine oturtamadığım,kalemi keskin, yüreği pek, vicdanın sözlük karşılığı köşe yazarı..
yahu bir kerede senin bir yazdığına katılmayayım diyorum, bir kerede yıldırım abi burada yanlış düşünüyorsun diyeyim, yok nerde, sayende kendimi aptal gibi hissediyorum, kendime ait bir fikrim yokmuş gibi hissediyorum..
hadi onu geçtim bazen düşündüğüm ama kafamda şekillendiremediğim şeyleri o baştan aşağı namus kaleminle öyle bir güzel sistematize ediyorsun ki,yuh a.q diyorum...
valla abi bi çık yaw hayatımdan ..
yazdığı köşe yazılarında aynı kelimeleri tekrarlamayan,klişe söylemlerden uzak duran,gerçekten kendine ait sağlam düşünceleri olan ve ertuğrul özkök ü eşşeğin bi yerine sokup çıkaran yazar