ortalamanın önemli olduğu ama ondan da önemlisi ales puanının olduğu ineklerin genelde girip yl* yapmak isteyenin evinden uzaklarda kısmet aramasına neden olan eğitimdir.
şimdilerde yapmayanı dövdükleri eğitim çeşidi. kalburüstü üniversiteler hariç yapılmasının pek bir faydası yok yüksek lisans yaptın mı? he yaptım demek için yapılabilir.
şaka gibi ama tez yazımını bitirdiğim eğitim programı.
şimdi fotokopi desteğimin onaylanmasını bekliyorum. sonra enstitüye vereceğim ve unum günüm belirlenecek.
fotokopi dediysem yaklaşık 600-700 tl tutuyor yanlış anlamayın amk.
biraz önce birkaç üniversitenin kontenjanlarına baktım, 30-35-40...
Lisansına 60 kişi kabul ettiği bölümün yüksek lisansına 40 kişi alıyorlar...
birkaç yıl öncesine göre zaten durum çok daha kolaydı isteyen herkes girebiliyordu, şimdi izle cümbüşü...
kaliteyi kurtaracak tek bir ihtimal var, o da sözde hedefleri olanların sürekli yüksek yapıyorum diyerek yıllar geçirmesi yani yükseği bitirememesi durumu.
yök'ün azami 3 yıl kararı ise bu noktada hem olumlu hem olumsuz. zira bu güruh artık daha girişte 3 yılda bitiremezse orada olmanın anlamsız olacağının farkına varabilir. ya da aynı tas aynı hamam devam eder, 3 yıl sonra eli boş döner.
son olarak bir kez daha art niyetli şahıslar için bir not:
amaç kimsenin önünü kesmek değil ama saçmalıkların önünü kesmek. isteyen herkes elbette akademik kariyer yapsın. ama hakkını versin. bilirsiniz bir hedefiniz varsa ona ulaşmak için o işin gereklerini yerine getirirsiniz.
bu kadar kontenjan rezalet demek istemiyorum ancak gerçekten düşük puanlarla birçok vasıfsız kişinin amaçsızca buralara dahil olması zaten iyi durumda olmayan kıvamı bozması demek.
ayrıca lisansı bitiren her iki kişiden birinin yl mezunu olduğunu düşünemiyorum bile, buna ihtiyaç yok. her yere üniversite açıp lisanslı işsizler yaratmayı yl'li işsizlere taşıyabilir bu durum.
son not: doktoradan hiç bahsetmedim zira onun şartlarını yerine getirip bitirme cesareti ve isteğine sahip kimseler zaten bize lazım ve sayıları sınırlı.
mesleğini ve bilimi, düşünmeyi sorgulamayı seven her insan yapmalıdır bence.. ha sonunda beklentiniz sadece kendinizi doyurmak ve tatmin etmek olsun..
kesinlikle kaliteli bir okulda yapılmalı ama..
yoksa sadece 'title' meselesine dönüşür ummadığınız bir şekilde..
yapmayı düşünmüyorum. işte girip belki hem çalışıp yaparım ama ona da gücüm kalır mı bilmiyorum. akademik kariyer yapmak gibi bir düşüncem yok daha çok torun tombalak sevme düşüncesindeyim.
ayın 15 inde inönü üniversitesine başvuracağım. ales 80 yds 67.5 not ortalaması 2.75. inşallah bir çay içerler benle.
edit: 3 kişilik kontenjan için 39 kişi çağırmışlardı mülakata. yabancı dil puanım sayesinde 2. olarak kabul edildim ama şimdi kararsızım yapıp yapmama hususunda. kafamda deli sorular...
Gencligimi calan, saclarima aklar dusuren egitim basamagi. 2 ay sonra resmi olarak bitirecegim. Okuldan ya diplomayla cikacagim ya da bakirkoy ruh ve sinir hastaliklari hastanesinden 2 gorevli esliginde uzerimde deli gomlegiyle.
Fakat derler ki yuksek lisans mesleki acidan vizyon genisletir. Doktora ise spesifik bir konuda uzmanlasmayi saglar.
Dogru derler.
Zorunlu tanim: lisansüstü eğitimin ilk basamağı.
Ben sadece yl hakkında sorular soracaktım. Mezuniyet sonrası kafamda deli sorular vardi. Durumu tanıdık geldi danisayim dedim. Tecrübe gibisi yoktur dedim. Akıl alır çeker giderim dedim. 1hafta sonra eşim olacak resmi olarak.
Hayatın nerde ne sürprizler hazırladığı hiç belli olmuyor.
Yaşasın lisansüstü eğitim aşkı.
yüksek lisans ders döneminde (2013-2014) çok güzel anılar biriktirdim, çok güzel zaman geçirdim, yaklaşık 19 yıllık öğrenciliğimin en keyifli yıllarıydı; şu an imkanım olsa sanırım iki yıl öncesine geri dönerdim. tez dönemi o kadar güzel geçmedi ne yazık ki...ders dönemi gibi sürekli iletişim halinde olamama, zamanı yönetememe, kişisel sorunlarımı bu dönemde daha çok gündemde tutmam gibi sorunlar yaşadım. daha ötesi tez savunması tez çalışmamdan daha güzel oldu diyebilirim ama...yüksek lisans da özellikle tez döneminde planlı çalışmanın önemine inanıyorum.
doktora yapmak istedim, ama eğitim fakütesi mezunu biri için "farazi" konuların konuşulduğu bir 5 yıl daha düşledim şimdi de...belki de reel hayatta uygulabilirliği olan bölümlere bakmak gerek lisansüstü çalışmalarda.
Ben girdiğimde 10 kişilik kontenjana 296 kişi başvurmuş mülakat sırası bekliyordu. Salonun kapısından dönecekken sıramın 15 olduğunu görüp hadi gireyim bari onlerdeymisim diyip girmiştim. iyi ki girmişim.
işin iyi yanı, çoğu hakkını vermediği için bitiremeyecektir.
peşin yedit: bu cümleleri tersten anlayacak dingillere sesleniyorum: kimsenin önünün kesilmesi değil amacım, amacım kalitenin ve arzın korunması. lisans mezunlarının yarısını yüksek lisansa çağırmak saçmalıktan başka bir şey değildir.