yusuf hayaloğlu

entry267 galeri4 video5
    236.
  1. ışıklar içinde uyusun çok severdim.
    4 ...
  2. 238.
  3. Bu adam çok güzel şiirler yazdı.

    bir ince pusudayım yolumun üstü engerek.
    bir garip akşamdayım sırtımı gözler tüfek.
    1 ...
  4. 237.
  5. sanatına saygı eyvallah da bu ülkeye kurşun sıkan zenginlerdendi unutmayın.
    0 ...
  6. 236.
  7. Vefa bu kadar basit mi?
    Alınır mı, satılır mı?
    3 ...
  8. 235.
  9. bu dünyadaki görevi şiir yazmak olarak gelmiş ve görevini layıkıyla yapmış şair. evet.
    2 ...
  10. 234.
  11. dağ gibi adamı eze eze , anası kılıklı parlak çömeze , hangi alemlerde kahkahanı ettin meze ..
    0 ...
  12. 233.
  13. bizzati kendi sesinden dinlenildiği vakit sol yandan mermi yemiş hissi yaratmaktadır.

    "Beni Tutma Öyle çok şey var ki,
    Şimdi burada anlatmak
    istemiyorum..
    Sen de ince sorularınla
    Beni incitmesen, iyi olur.. Yağmurlu ve uzun bir yolu
    Düşe-kalka yürümeye çalıştık
    Ve inanılmayacak kadar duygusal
    Bir geçmişimiz oldu seninle..
    Üstelik biz bunu, bir ömür boyu
    Sürüp gider sanmıştık.. Beni tutma, böyle sahnelere
    gelemem.
    Beni tutma, çok kötü yanılırsın.
    Yıllardır öyle biriktim ve öyle
    gerildim ki
    Şimdi topyekün boşalırım, Toz olur dağılırsın.. Sen benim en ince telimden
    Türkümü çaldın.
    Sen benim en ücra duygularımı
    Talan ederek beslendin. Her şeyin merkezi sendin,
    Her şey senin etrafında dönerdi.
    Bar köşelerinde tükenip
    Kaldırımlarda sınarken kendimi,
    Gelip sana sığınırdım,
    Umutlarım bir kez daha gümlerdi.. Beni tutma, şantajlara boyun
    eğmem.
    Beni tutma, hırsımdan çatlarım.
    Yıllardır öyle sabrettim ve öyle
    doldum ki
    Şimdi yanardağlar gibi Birdenbire patlarım.. Bir yavru serçe, hayata alışır gibi
    Ağzım açık bağlandım sana.
    Bir topal karınca, yuvasına
    yaklaşır gibi
    Titredim, heyecanlandım sana. Bu akşam, çekip gitmek adına
    Bütün ömrümü ve seni sildim.
    Bir tuhaf senaryoydu ve bu
    senaryoda,
    Zavallı bir figürandım sadece.
    Anlatamam.. Kumlara yazılmış sözcükler kadar
    Kısacıktı ümidim.
    Ve anladım ki birtakım şeyleri
    Ben daha ilk dalgayla yitirdim.. Beni tutma, ben senin dizlerine
    çökemem
    Beni tutma, elinde kalırım,
    kırılırım.
    Yıllardır öyle daraldım ve öyle
    bunaldım ki Şimdi bir saniye bile oyalarsan,
    inan ki çıldırırım... Sen, kalbimi emanet edecek
    kadar
    Güvendiğim, dost bildiğim..
    Sen bir lokmayı bile,
    Tek başıma hazmedemeyip
    Birlikte yediğim.. Sen, yatalak olsan, altına yapsan
    bile
    iğrenmeden alırım dediğim..
    Bu nasıl insanlıkmış ulan,
    Bu nasıl arkadaşlık, bu nasıl
    vefa? Bu nasıl acıymış ulan,
    Bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl
    cefa? Beni tutma, gazabım yakar
    ellerini.
    Beni tutma, hurdahaş olursun.
    Yıllardır öyle kırıldım ve öyle
    küstüm ki
    Şimdi bir ah ederim, Kaskatı kesilir, taş olursun.. Ben şimdi gözüne sokuyorum
    dünyayı
    Ama sen körsün, ısrarla
    görmüyorsun.
    Ben şimdi beynine çakıyorum
    hayatı Ama bir türlü algılamak
    istemiyorsun. Peki, benim gördüklerimi gördün
    Ve yaşadıklarımı hiç yaşadın mı
    sen?
    Peki, devrik heykellerin önünde,
    Düşsüz yanılgıları ve yüce
    gururlarıyla, Yoksul fakat dürüst,
    Çıplak bir sütun gibi dimdik
    duranların
    Acısını hiç taşıdın mı sen? Beni tutma, gömleğim kan içinde.
    Beni tutma, darmaduman
    olursun.
    Yıllardır öyle çok yedim ve öyle
    çok doydum ki
    Şimdi bir tükürürüm Havan bozulur, rezil olursun.. Ey, kir içinde yüzenler, hayatı
    kirletenler
    Her devirde borusu ötenler!
    Ey, darbe kaçkınları,
    ortayolcular, dönekler,
    Ey, sümüklü böcekler! Ey, bölenler, bölüşenler,
    Kardeşi kardeşe kırdırıp kanla
    sevişenler!
    Ey, gençliğimizi harcayanlar,
    Ey, kağıttan kaplanlar, ey zavallı
    sıçanlar! Ey, ciğeri beş para etmezler,
    Sıkıyı gördü mü fellik fellik
    kaçanlar!
    Ey, fırsatçılar, cepçiler,
    hortumcular, tokatçılar,
    Vurguncular, voliciler, üçkağıtçılar!
    Ey, sürüngenler, sülükler,
    bağırsam parazitleri, bitler,
    Ey kudurmuş itler!
    Ey, yüzü yırtılmış köçekler,
    fırıldak varyeteler, Ve ey, dinsiz-imansız çeteler! Beni tutmayın ulan, burama geldi
    dayandı,
    Beni tutmayın, çizerim o çirkin
    suratınızı!
    Yıllardır öyle çok sömürdünüz
    Ve öyle çok kan kusturdunuz ki; Ulan, şimdi bir şarjöre diz
    çöktürürüm alayınızı"
    0 ...
  14. 232.
  15. Vakit tamam, seni terk ediyorum.
    Bütün alışkanlıklardan öteye...
    Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
    Doymadım inan, kanmadım sevgine.
    Korkulu geceleri sayar gibi,
    Birden bire bir yıldız kayar gibi,
    Ellerim kurtulacak ellerinden
    Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
    Aşk sa bitti, gül se hiç dermedik
    Bul kendini kuytularda hadi dal
    Sen bir suydun, sen bir ilaçtın.
    Hoşçakal iki gözüm hoşçakal.

    Vakit tamam seni terk ediyorum
    Bu incecik bir veda havasıdır
    Parmak uçlarına değen sıcaklık
    incinen bir hayatın yarasıdır
    Kalacak tüm izlerin hayatımda
    Gözümden bir damla yaş aktığında
    Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
    Kan tarlası gelincik şafağında
    Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım
    Vur kendini korkularda hadi al
    Seninle bir bütün olabilirdik
    Hoşçakal iki gözüm hoşçakal..
    5 ...
  16. 231.
  17. şimdi saat sensizliğin ertesi
    yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
    avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    bir ben kaldım tenhasında gecenin
    avutulmamış bir ben...

    şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    ki bu yaşlar
    utangaç boynunun kolyesi olsun
    bu da benden sana
    ayrılığın hediyesi olsun

    soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    ekmek çalmadan doyurabilmek
    ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
    şimdi iyi niyetlerimi
    bir bir yargılayıp asıyorum
    bu son olsun be..bu son olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken mazeretim olsun!

    şimdi saat yokluğunun belası
    sensiz gelen sabaha günaydın!
    işi-gücü olanlar çoktan gitti
    bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    hiç uyumamış bir ben...

    şimdi dişlerimi sıkıp
    dudaklarıma kanamayı öğrettim
    ki bu kızıl damlalar
    körpe yanağında bir veda busesi olsun
    bu da benden sana
    heba edilmiş bir aşkın
    son nefesi olsun...

    kafamı duvara vurmadan
    tanıyabilmek seni
    beyninin içindekileri anlayabilmek
    ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
    bütün saatleri öylece durdurabilmek için
    çıldırasıya paraladım kendimi
    lanet olsun!
    artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    olsun be! ne olacaksa olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken şikayetim olsun

    gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun..
    5 ...
  18. 230.
  19. bi hangi ayrılık deyişi var ki çaresizlik içinde bırakır insanı...
    0 ...
  20. 229.
  21. 228.
  22. bi ''hangi gün karar verdin küt diye çekip gitmeye'' deyişi var ki...
    0 ...
  23. 227.
  24. Beni Tutma

    Öyle çok şey var ki,
    Şimdi burada anlatmak istemiyorum..
    Sen de ince sorularınla
    Beni incitmesen, iyi olur..

    Yağmurlu ve uzun bir yolu
    Düşe-kalka yürümeye çalıştık
    Ve inanılmayacak kadar duygusal
    Bir geçmişimiz oldu seninle..
    Üstelik biz bunu, bir ömür boyu
    Sürüp gider sanmıştık..

    Beni tutma, böyle sahnelere gelemem.
    Beni tutma, çok kötü yanılırsın.
    Yıllardır öyle biriktim ve öyle gerildim ki
    Şimdi topyekün boşalırım,
    Toz olur dağılırsın..

    Sen benim en ince telimden
    Türkümü çaldın.
    Sen benim en ücra duygularımı
    Talan ederek beslendin.

    Her şeyin merkezi sendin,
    Her şey senin etrafında dönerdi.
    Bar köşelerinde tükenip
    Kaldırımlarda sınarken kendimi,
    Gelip sana sığınırdım,
    Umutlarım bir kez daha gümlerdi..

    Beni tutma, şantajlara boyun eğmem.
    Beni tutma, hırsımdan çatlarım.
    Yıllardır öyle sabrettim ve öyle doldum ki
    Şimdi yanardağlar gibi
    Birdenbire patlarım..

    Bir yavru serçe, hayata alışır gibi
    Ağzım açık bağlandım sana.
    Bir topal karınca, yuvasına yaklaşır gibi
    Titredim, heyecanlandım sana.

    Bu akşam, çekip gitmek adına
    Bütün ömrümü ve seni sildim.
    Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda,
    Zavallı bir figürandım sadece.
    Anlatamam..
    Kumlara yazılmış sözcükler kadar
    Kısacıktı ümidim.
    Ve anladım ki birtakım şeyleri
    Ben daha ilk dalgayla yitirdim..

    Beni tutma, ben senin dizlerine çökemem
    Beni tutma, elinde kalırım, kırılırım.
    Yıllardır öyle daraldım ve öyle bunaldım ki
    Şimdi bir saniye bile oyalarsan,
    inan ki çıldırırım...

    Sen, kalbimi emanet edecek kadar
    Güvendiğim, dost bildiğim..
    Sen bir lokmayı bile,
    Tek başıma hazmedemeyip
    Birlikte yediğim..
    Sen, yatalak olsan, altına yapsan bile
    iğrenmeden alırım dediğim..
    Bu nasıl insanlıkmış ulan,
    Bu nasıl arkadaşlık, bu nasıl vefa?
    Bu nasıl acıymış ulan,
    Bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa?

    Beni tutma, gazabım yakar ellerini.
    Beni tutma, hurdahaş olursun.
    Yıllardır öyle kırıldım ve öyle küstüm ki
    Şimdi bir ah ederim,
    Kaskatı kesilir, taş olursun..

    Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyayı
    Ama sen körsün, ısrarla görmüyorsun.
    Ben şimdi beynine çakıyorum hayatı
    Ama bir türlü algılamak istemiyorsun.

    Peki, benim gördüklerimi gördün
    Ve yaşadıklarımı hiç yaşadın mı sen?
    Peki, devrik heykellerin önünde,
    Düşsüz yanılgıları ve yüce gururlarıyla,
    Yoksul fakat dürüst,
    Çıplak bir sütun gibi dimdik duranların
    Acısını hiç taşıdın mı sen?

    Beni tutma, gömleğim kan içinde.
    Beni tutma, darmaduman olursun.
    Yıllardır öyle çok yedim ve öyle çok doydum ki
    Şimdi bir tükürürüm
    Havan bozulur, rezil olursun..

    Ey, kir içinde yüzenler, hayatı kirletenler
    Her devirde borusu ötenler!
    Ey, darbe kaçkınları, ortayolcular, dönekler,
    Ey, sümüklü böcekler!
    Ey, bölenler, bölüşenler,
    Kardeşi kardeşe kırdırıp kanla sevişenler!
    Ey, gençliğimizi harcayanlar,
    Ey, kağıttan kaplanlar, ey zavallı sıçanlar!
    Ey, ciğeri beş para etmezler,
    Sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar!
    Ey, fırsatçılar, cepçiler, hortumcular, tokatçılar,
    Vurguncular, voliciler, üçkağıtçılar!
    Ey, sürüngenler, sülükler, bağırsam parazitleri, bitler,
    Ey kudurmuş itler!
    Ey, yüzü yırtılmış köçekler, fırıldak varyeteler,
    Ve ey, dinsiz-imansız çeteler!

    Beni tutmayın ulan, burama geldi dayandı,
    Beni tutmayın, çizerim o çirkin suratınızı!
    Yıllardır öyle çok sömürdünüz
    Ve öyle çok kan kusturdunuz ki;
    Ulan, şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!
    1 ...
  25. 226.
  26. feysbukta sözleri yazılan kişi.
    0 ...
  27. 225.
  28. malum örgüt sempatizanı filan ama fena söz yazıyor ibina.
    0 ...
  29. 224.
  30. Ahmet Kaya şarkılarının birçoğunun yazarıdır. Güzel şiirleri vardır.
    0 ...
  31. 223.
  32. "bir ince pusudayım
    yolumun üstü engerek
    bir garip akşamdayım
    sırtımı gözler tüfek

    ben senin sokağına
    ulaşamam dardayım
    o mazlum gözlerine
    bakamam firardayım

    oysa ben bu gece yüreğim elimde
    sana bir sırrımı söyleyecektim
    şu mermi içimi delmeseydi eğer
    seni alıp götürecektim

    beni vur beni onlara verme
    külümü al uzak yollara savur
    dağılsın dağlara dağılsın bu sevdamız
    ama sen ağlama dur

    bir ince pusudayım
    bu gece zehir zemberek
    bir yolun sonundayım
    sessizce tükenerek

    ah senin ellerine
    uzanamam yerdeyim
    o masum hayallere
    varamam ölmekteyim"
    0 ...
  33. 222.
  34. "şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun.
    bu da benim sana bu da benim sana
    ayrılırken hediyem olsun!"

    oof off..

    şairlere büyük saygım var.

    edit: şairlere.. edebiyat katillerine değil. şiir iyisi iyi kötüsü çok kötü.
    0 ...
  35. 221.
  36. oy ben oleyim!
    sen beni ne diye dogurdun anne?
    0 ...
  37. 221.
  38. Ahmet abinin en iyi dostlarının başında gelen biridir yusuf hayaloğlu. Mekanı cennet olsun.
    0 ...
  39. 220.
  40. ahmet kaya'nin en populer sarkilarinda imzasi olan adamdir, topragin bol olsun iki gozum.
    0 ...
  41. 219.
  42. Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
    Yani bir daha olmayacak mısın?
    Yani bir daha borç vermeyecek,
    Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

    Hee abi ?

    Ah ulan Rıza... bu mahallenin,
    Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
    Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
    Benim en kıral arkadaşımdın!..

    Neyimizi beğenmedin de gittin abi.
    0 ...
  43. 218.
  44. Hangi Ayrılık?
    Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
    Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

    Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
    Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?

    Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
    Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
    Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
    Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
    Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
    Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
    Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
    Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
    Hangi cama kafa atsam?
    Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
    Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

    Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
    Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
    Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
    Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
    Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
    Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
    Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
    Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
    Hiç sanmam! ...
    Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
    Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
    Hangi mübarek dua,
    Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
    Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
    Olur mu be! . olur mu?
    Bu da benim gibi adama yapılır mı?
    Aşk dediğin mendil mi?
    Buruşturup bir kenara atılır mı?
    VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

    Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
    Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
    Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
    Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
    Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
    Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
    Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
    Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

    Dağ gibi adamı eze eze! .....
    Hangi anası tipli parlak çömeze,
    Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
    Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
    Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
    Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
    Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
    Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
    Ve! .. Hangi su bağışlatır?
    Hangi musalla temizler seni?

    Bu Nasıl Ayrılık? ...
    Yusuf Hayaloğlu
    0 ...
  45. 217.
  46. Kemal Sunal da öldü Nâlan,
    iyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık.
    Ve dünya kirlendi,
    Filmler bozuldu
    O masum sevdalar yaşanmıyor artık...
    Sen varsın, ben varım.
    Bir de, acımasız bir dünya var dışarıda...
    Esas film şimdi başlıyor,
    Ve bütün koltuklar bomboş bu sinemada...!!!
    0 ...
  47. 216.
  48. gözleri intihar mavisi adam.

    şimdi saat sensizliğin ertesi
    yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
    avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    bir ben kaldım tenhasında gecenin
    avutulmamış bir ben…

    şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    ki bu yaşlar
    utangaç boynunun kolyesi olsun
    bu da benden sana
    ayrılığın hediyesi olsun

    yusuf hayaloğlu

    '' Şair dedin mi, Mavisi olmalı...
    Mavi dedin mi de,
    intihar mavi... ''
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük