Haha bu ne lan bir arkadaş sayesinde haberim oldu başlıktan günler sonra okurken kahkaha attım ve islandim evet gotumun suyu aktı lan resmen kesin vericem bu çocuğa ulan hayatima giren onlarca kadından bir tanesi bile benim hakkımda bu kadar düşünmemiştir.
Feda olsun lan sana kerata bu kalçalar dibimi döv.
Edit: ooo hahahaha kız mız denmiş yazıda,
"adam madam demem kayarım ben buna" der idi ytsb ara ara, demek yapmış yine yapacağını, acımışsa demek. Geçmiş ossun.
evvela, y.t.s.burun'un kalçalarını hiç görmediğimi ve bu noktada muhakeme kudretimi sıvazlayarak y.t.s.burun'un göğüsleri üzerine mülahazalarımı sizlerle paylaşacağımı söylemek istiyorum.
bilin ki, buradaki gayemi sizlere izah edene kadar yazımı inşa etmeye harcarım gücümü, daha iyi. zaten öyle bi sıkkın ki canım. gidesim var buralardan. pişman gibiyim önceden beri gitmediğime. sevdiğim herkes gitti, sevenim zaten yok.
ne ise, konuyu dağıtmaktan haya ederim.
taş gibi hatun demeyeceğim, çünkü taş gibi değil demir gibi bir hatun olduğu kanaatindeyim. eğer ona layık bir örsüm ve çekicim olmadığına inansa idim bu yazıyı yazmaya teşebbüs dahi etmezdim.
günlerden beri, hayatımda meydana gelen ve beni adım atışıma varıncaya kadar çok çeşitli alanlarda değişikliğe uğratan hadiselere şöyle bir bakıp şu anki yaşantımın içindeki anlamsız gibi gelen oluşumlara dair çıkarımlar yapmaktayım. çünkü biz her ne kadar göya tanrının seçip siktiği kimseler olduğumuzu düşünerek çeşitli haksızlıklara uğradığımıza inansak da aslında her şeyin bir sebebi vardır. meydana gelen, olan her şeyin altında mutlaka bir sebep vardır. ben de böylesine bir öz eleştiri, öz tanıma uğraşı içindeyim kaç günlerdir.
bugün de, şu ana kadar çıktığım kızların hep küçük kalçalı, kontrplak kırılganlığını ve kuruluğunu haiz kızlar oluşunun bugünüme nasıl tesir ettiğini köy ekmeğine salça sürüp, üzerine de toz şeker serpip yiyerek sorgulamakta ve analiz etmekte idim. yazıyı yazma kararını buradan yola çıkarak aldım.
peki neden yumurta topuk sivri burun? sözlükte kalçalarını ve daha nelerini gördüğüm kimi bazı kızlar dururken, neden yumurta topuk sivri burun?
çünkü, arkadaşlar, çünkü buradaki mesele kalça değil. kalça, bu noktada bir araç olarak durmakta. bu yazı, zannettiğiniz gibi bir yazı değil. umarım meni kokulu ağızlarınızı kapatıp siktir olup gitmeyi başarabilirsiniz beğenmiyorsanız.
Yumurta topuk sivri burun, az önce bitirdiğim bilişim suçlarına dair 1000 sayfalık kitabın indeks kısmını okurken birden aklıma geldi. belki de bu sulanmış beynime tarihi manada bir dürtülme idi. sancısız bir dürtülme, beni düşünmeye ve analiz etmeye teşvik etti.
bir çift kalça, bana tarihi anlamda ne çağrıştırabilir ki?
tek demlik çayımın şekersiz lezzeti, acı değil. onlarca kitabımın arasında bazen denk geldiğim eski notlarımın içimde doğurduğu mutluluğun rengiyle boyalı hissettiklerim.
sözlükteki bazı anası beleşe giden kimselerin kadınları cinsel malzeme olarak görmesine olan tahammülsüzlüğümün de bu noktada etkisi var hararetli düşünmeme.
diyorum ki, her kadında bu irade olsa. bu güç. kaşlarını çatmadan da yüreklere mehabet salabilen birer müderris gibi olabilse kadınlar.
ama ne yazık ki, aramızda ve her yerde apış arasıyla pirim yapma sevdalısı kadınlar var olmaya devam edecek. bunlar var oldukça da bunlara pirim veren babasızlar da var olacak.
ne ise, farkındayım konuyu yine dağıtıyorum.
ne diyordum, yumurta topuk sivri burun un kalçaları dediğim gibi bana hem cesareti, hem güzelliği, hem korkusuzluğu anlatmakta. aklımdaki yıkık köprüleri bir tanrı üslubu ile onarmakta. bana hakikati, şimdiki zamanın şımarıklığını silkip atarak, mazinin ciddiyetini üşüyen ruhuma libas gibi giydirerek göstermekte.
çocukluğumdan beri dağlara aşığım. dağların yüceliğinden korkup, her birini desen gibi saran görünmez yollarda onların merhametini gören biriyim. işte şimdi aklımda iki yüce dağ gibi belirenler de, beni böylece dopdolu bir muhabbet kasesi içine daldırıyor.
ama aklımda onlar iki yüce dağ gibi dururken, ben bu yüce dağlara ait yolları aramakla meşgulüm. onlara sahipliği değil, onlara layıklığı aç bir mürid gibi arzuluyorum.
çoğunuz bilmez, bilgiye açlık nedir. o yüzden uyuz birer köpek gibi çöplükten yemek sizin zorunuza gitmez. burada yazdıklarımı anlamanızı da çoğunuzdan bu sebeple beklemiyorum.
bu açlığı, sadece fukaraya has miraca ayak basanlar, her türlü ibadete üstün olan o secdeyi aşkın mihrabında yapanlar anlayabilir.
bir örnek olmalı diyorum yumurta topuk sivri burun size. onu örnek almalısınız. onun cesaretine, güzelliğine, korkusuzluğuna bakıp hayranlığınızı gizlemek münafıklığına düşmemelisiniz.
penceremin önüne dayadığım masama vuran günün son aydınlığında bu hislerimi kısaca, öz bi şekilde aktarmaya çalıştım. yazımı burada noktalarken yumurta topuk sivri burunun kalçalarına dair düşüncelerimin geçici olmadığını, uzun bir süre daha benim bile sokaklarında kaybolduğum akıl şehrimin güzide manzaralarına misafir olacağını belirtmek isterim.