1.america is not the world 4:03
2.irish blood, english heart 2:37
3.i have forgiven jesus 3:41
4.come back to camden 4:14
5.i'm not sorry 4:41
6.the world is full of crashing bores 3:51
7.how can anybody possibLy know how i feel 3:25
8.first of the gang to die 3:38
9.let me kiss you 3:30
10.all the lazy dykes 3:31
11.i like you 4:11
12.you know i couldn't last 5:51
çoktan ağızlarda bir marş haline gelmiş irish blood,english heart
ve birçok bar grubunun
playlist'inde başı çeken let me kiss youyu barındıran
2004 çıkışlı,
ilahımız morrissey albümü..
efendim, öncelikle morrissey'i fazla tanıyıp ettiğimi söyleyemem, daha doğrusu yaptığı tarz müzik her ne ise onun temsilcilerini de ama tahminlerim doğruysa hepsi ırkçı, kibirli ingiliz asilzadeleri.. evet önyargılamamı da yaptım. oh, ne güzel.
ha diyeceksiniz ki, adamı tanımıyorsan albümünün başlığının altında ne işin var, bu kadar mı bilmeyip öğrenmeden tanımayıp etmeden her şeyin en iyisini biliyormuşmuşçasına yorum yapan sığ bir insansın sen? hayır hayır, ben masumum hakim bey!
herşey, babasına bahsi geçen albümü hediye edip onun da nasıl beğenip sürekli dinlediğinden bahseden, bu harika baba&kız ilişkilerine beni özendiren bir tanıdığın sözleriyle başladı. gittim aldım albümü tabii, o sıralar her zamanki gibi babamla aram limoniydi, belki bu barış hediyesi onu memnun ederdi, sıkı sıkı sarılırdık birbirimize, beni ağrına basardı "yavruuum" diyerekten, o sırada kapının ucunda ve ayakta duran annemin gözlerinden bir damla yaş süzülürdü bu tabloyu izlerken filan..
yok, olmadı. zamanında bitli turist kızları tavlamak için edinilmiş sultanahmet ingilizcesinden fazlasına sahip olmayan ve yabancı müzikten hazzetmeyen babam, albümden "nefret etti". ve hatta "neden zeki müren sidisi almadığımı" sordu. eh, o kadar para vermişim, ben de bilirdim çatır çatır emule'dan indirmeyi, gidip orijinal sidisini almış, bir de paket yapmışım ortaokuldan kalma defter kaplarıyla.. ben dinlemeye başladım haliyle albümü. şimdi;
bir kere benim aldığım albüm çift cd, çünkü double edition'muş, bonus disc'i de varmışmış.. bitmez bunlar. şarkı sözlerinin yazdığı kağıdın arka yüzünde kocaman bir morrissey posteri var, ilk iş axl posterimin yanına morrissey'i yapıştıracağım zaten(!). evet. şarkılara gelecek olursak:
ilk cdnin ilk şarkısı, america is not the world, daha isminden gönülleri kazanıyor, amerikan mongol patateslerine güzel güzel geçiriyor ağabeyimiz, ama çok ağır, slov mu ne bksa ondan, tekdüze bir müzik..
ikinci, irish blood english heart biraz daha heyecan verici, daha hızlı bir şarkı. yine de "tam" değil.
i have forgiven jesus, itiraf ediyorum, daha adından belliydi, bu jiiiğiiisııs do you hate me'ler filan, nasıl ağlak bir şarkı, kızgın kumlardan serin sulara koşarcasına kaçtım bu şarkıdan. diğerine geçtim.
ooofff of. come back to camden, daha da beter, daha da daha da birşeyler işte. yahu kardeşim, ben gencim, kanım kaynıyor, sen nasıl ingilizsin böyle, bir arctic monkeys mesela, azıcık onları feyz al değil mi ama?
şaka bir yana, bu muazzez ersoy nostalji kasetleri tadında haliyle, ya da ben böyle bir tat almışım, albümün gençlere hitap etmesi zor gibi geliyor. neyse ya, gölge etmesin de başka ihsan istemeyiz zaten. o takılsın öyle erol evgin misali..
öncelikle belirtmem gerekir ki morrissey aşmış bir adamdır, öyle herkes gibi değildir şair adamdır. herkesin sevmemesi normaldir, ancak ben bayılıyorum bu adama.
içindeki tüm şarkılar güzel olan bir albüm arıyorsanız, o albüm bu albüm işte.