yoruldugunda

entry3 galeri0
    1.
  1. tükendiğinde. zayıf düştüğünde.

    açık kapıdan girmeden, pastel pelerinli ormanın rüyalarına uyanmadan, onlar olmadan, gece olmadan önce. dönüp aynaya baktığında, "burada işim ne?!" diye sorduğunda, ruh röntgenleri çektiğinde, hatırlayamadığın, olamadığında. batıdan önce, doğunun sarhoşluğunda. nuh, fırtınalardan henüz korkmadan ve babil gururlu kulesini bulutlara yasladığında, herkesi, her şeyi dağıtacak olan o masalcı, hikayesine başlamadan önce.

    öylece bitiverdiğinde. kelimeye uzandığında. cümle çektiğinde ve gülüşler içini acıttığında, içerisinde cevabı saklı cevapsız bir sorunun ortasında..

    ağaçlara kedi düşleri asıldığında. kendine çekildiğindir. ay battığında, minik minik kıskançlıklar doğurduğunda, bir kahve fincanının ortasında boğulduğunda, gözlerin uzaktaki şimşeklere saplandığında. çekip gitmeden önce, kütüphaneler yakılmadan, gece dile gelmeden, kaldırımlar uzamadan önce.

    öylece tutulu kalman gerektiğini anladığın, çizili bir cümlenin dört bir yanın, tuzaklarında, şüphen büyülerce büyüdüğünde.

    çok olduğunda artık. savaşamaz olduğunda. sabahın sesine dikkat kesilip de, içinde "bırak beni!" diye inleyen bir yıkımın özlemini duyduğunda. ellerin kamaşıp da dize getiremediğin her kelime için küçük bir duayı denize bıraktığında.

    nefretten önce. toza dönüşmeden, aynalar seni rahat bırakmadan, yüzünde altı çizilecek yerler olduğunda. dilenci ile yer değiştirmek gerektiğini fark ettiğinde. sende olup bitenlerden bi haber, tehdit olarak görüldüğünde.

    dağa küsme sırası sana gelmişken. açık açık kan olduğunda. sözden önce bir akşama bağırırken, kuklacının iplerini kendine doğru çekip de, masalcıya hikayeler anlatmaya hazır hissettiğinde.

    en hakiki gülüşün, ki kendine sakladığında. dünyayı aptalların yönetmesi gerektiğini anladığında, şehrin sana bir yurt olamadığını fark edip de, mevsime verdiğin sözleri unutamayaşın.

    bir fok balığı misali sopalar kafan üstüne kafanda patlatıldığında, kürkün için değil, insan olmakla suçlandığında.

    düpedüz 'biz' olduğunda.
    2 ...
  2. 2.
  3. gerçekte hissettiklerini söyleyemezken, kirli bir ırmağın kalbine huzur verdiğini hissettiğin anda. sigara ve kahve ve içki ve kitap ve uzaktaki ona bir susuşta sığınışın. hiç gitmeyecek bir kıskançlık için ağıtlar dizerken, aslında anlatamadıkların olduğunda. ne yapsan da 'şey'leri artık düzeltemeyeceğini fark ettiğinde.
    2 ...
  4. 3.
  5. bir eli hiç bırakmak istemediğinde. şehirden sürüldüğünde. dudağındaki özlemi taşarken. yine de geri döneceğini bildiğinde. hiçbir şeyi sonsuza dek kaybetmek zorunda olmadığını bilerek.

    bonus, (bkz: stairway to heaven)
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük