ekim yalnızlığı bulaşırken gölge sessizliklerden, geceleri ulu orta uzanıp serin yatağa
gariban bir şehirde yavan ekmek tokluğu ile dizlerde dermansızlık ile
gözlerde yaş ile gönüllerde bir dolu hasret ile
gurbet denilen bir yerde arefe gecesi bayram sevinci ile
yorganların yalnızlığı örtmesi ile
unutulur gider bütün dertler, acı rengine boyansa bile kader.
bir bardak su içmek gibi
bir kereliğine başımıza kadar çekip yorganı
nefesimizi kendi yüzümüze bir suç gibi üflemek,
insan hep kendi sıcağında kavrulur,
yorganların yalnızlığı örtmesi de
işte böylesine bir zaman kelepçesidir.
bileklerden uyku akar
nabızlar da rüyalar...
ve rüyalarda bir sıcak sarar, sağa sola dönerken açılır bir an kendi kozasından insan
sonra kelebek gelir seslenir anneye
anne gelir tekrar şevkatlenir,
ve dost yorgan yalnızlığın üstüne yeniden örtülü verir.