a:lan olum,buraya bak buraya,suyun kaldırma kuvvetini buldum
n:peki bu ne bu elimdeki (elma)
a:vay ipnee,yerçekimini mi buldun lan
n:heralde..sabah graham aradı o da bişey bulmuş ama söylemedi
a:aradı mı,nasıl aradı?
a-n:vay ipneee telefonu bulmuş...
bu hafta uykusuz'un verdiği takviminde favori karikatürlerimden biri vardır. şöyle ki;
(kadın yatakta yarı çıplak yatar, erkek elinde oyuncak ayı ile odaya girer)
erkek: ayten ben seks oyuncağı almaya utandım, gittim oyuncak ayı aldım.
kadın: ne yapayım lan ben onu.
erkek: ne bileyim, götümüze falan sokmaz mıyız?
oyuncak ayı: allahınız varsa sokmazsınız ulan!
- ben de diğer çocuklar gibi koşup oynamak istiyorum...
- lan inip oynasana!...
- ben de gezip eğlenmek itiyorum...
- oğlum in!!!
- naaapalım, allah baba da beni böyle yaratmış...
- lan yine işedin altına di mi gece ?!...
- ılık, ılık...
eski formunda olmayan karikatürist.
son zamanlarda gördüklerim çöp kadar değerli değil.
hoca tiplemesiyle kastettiği kesim bile kendisinden daha aydın duruyor böyle karikatürleri sayesinde.
"ergenlik nedir bilmiyorum... muhteşem çocukluk dönemimin bitimine denk gelen berbat zamanlardı sadece... olması gerekenin aksine vücudumda tüyler çıkmadı. boyum uzamadı. sesim kalınlaşmadı... önceleri komik görünüyordum diğer çocukların arasında... sonra da görünmez oldum zaten.
çocukluk öyküleri yazsaydım ne güzel olacaktı. salak gibi ergenlik öyküleri diye köşe yapmışsınız... salaklar....
evet her neyse... günlerden bir gün beni gibi bir çocukla tanıştım. oğuz... tek şansım odur. bir de karikatür... hayatta kalmamı sağlamışlardır.
evin önündeki duvarda oturduğumuz bir gün oğuz paçamı sıvadı. "vay göööt!!! bacaklarında kıl çıkmış lan!" diye bağırdı. bir süre benimle konuşmadı... çok geçmeden onun da bacaklarında kıllar çıkmaya başlayınca eski muhabbetimize geri döndük....
'hiç ergenliğe girmedim' diyerek büyüyenlerdenim. şanslıyım belki de.. "ah ulan gençliğimizde neydik be" falan diye üzülmeme gerek kalmayacak. bir yerleri eksik kalmış yaşlı bir amca olacağım.... sanırım.
"yaşıtlarım gezip oynarken ben karikatür çizdim" diye bir cümle var ya hani... ağzına sıçayım o cümlenin... "bana ayıp oldu" diye düşündüm hep... "bana ayıp ediyorsun allah'ım..."
üniversite ikinci sınıfta sesim kalınlaştı. üçüncü sınıfta boyum uzadı. birinci sınıftayken hocanın oğlu sanırlardı. hoca da beni markete sigara almaya gönderirdi... o hocanın da kötüne koyayım.
cırcır böceklerinin sesinin yıldızlardan geldiğini sanırdım küçükken... bunu birine anlattım. o da dedi ki: "aaa ben de öyle sanırdım lan"... ulan dedim, ne kadar romantik çocuğum diye seviniyodum ben de... herkes aynıymış.
sonra bir gün top oynayıp eğlenirken oğuz dedi ki: "bak lan, hayat ne güzel..." sonra top oynamaya devam ettik... bu oğuz'un intihar etmemek için bulduğu dandik bir formüldü... kimse ölmediğine göre işe yaradı belki de.
öyle çok süper aile ilişkilerim yoktu. anneannem çok acayip kadındı. bunu birine anlattım. o da dedi ki: "aaa benim anneannem de çok acayip kadındır lan".... eeeh yeter be! dedim. en şahanesi benimki işte. hiç özel bir şeyim olmadığını öğrenmekten sıkıldım artık lan!!
evet ne diyordum, anneannem çok güzel insandı. televizyonda cem yılmaz'ı görüp bana saçımı kazıtmamı ve küpe takmamı önermiştir. delirdin mi anneanne demiştim. eğri büğrü kafam var nasıl kazıtayım... sen de televizyonda ne görsen istiyosun ha...
sonra bir gün anneannemi kaybettim...cem yılmaz'ın saçları uzadı.derin bir nefes aldım...başladım ağlamaya.
başka bir gün bir kıza şöyle bir şey yazdım:
gidiyorsun demek...şunu iyi bil kızımben elimi sallasam.....ben elimi sallasam,küçük bir rüzgardanbaşka hiç bi şey olmaz. ben elimi sallasam,saçlarına takılır.ben elimi sallasam...ancak sen giderken arkandan sallarım.güle güle demek için.güle güle...
işin komiği kızın gittiği falan yoktu. sevgili olduk hatta bir iki ay. sonra parkta bir konuşma yapıp ayrıldım ondan. istanbul'a gidip bir mizah dergisine girmeliydim. bir iki yıl sürünmeliydim. ona istediği hayatı veremezdim. vız vız konuştum işte saçma sapan. bana evlenme teklif etti. güldük... sarıldı bana.. sonra gitti. daha öpmemiştim bile.
bir mektubunda kızlardan, ilişkilerden yakınan arkadaşıma "bizden geçti ama bize göstermediler oğlum" diye cevap yazdım. sonra o arkadaşım onlarca kadınla birlikte oldu. bana ergenliğin acısını çıkarttığını söyledi. oysa o acıyı çıkartmanın tek yolu, zamanında o yaşa uygun yaşamaktı...
anneler, babalar!.. çocuğunuz ergenliğe girdiği zaman beni hatırlayın...
anneler babalar beni unutmayın.
bana böyle bir fırsat verdiği için hayvan dergisine teşekkür ederim.
deli mizahı sıktı , normal karikatürleri güldürmüyor. çok farklı ve komik detayları yakalayan bi adamdı eskiden.
şimdiyse efsane karikatürlerinin ekmeğini yiyor.
Sabah saat sekizde uyanıyorum. Oğlum Keremsu'yu okuluna götürüyorum, ama bırakmıyorum. Çünkü okulu çok pis.
Özel hocası var, onu alıp eve geçiyoruz. Ne olur ne olmaz, dersten önce hocayı güzelce yıkıyorum. Kirini bokunu iyice akıtıyorum.
Onlar derse başlayınca ben de gazetelere göz gezdiriyorum. Siyasetle yakından ilgiliyim. Ak Partisi, CHPC-e, MHKP-C, hepsini biliyorum. Terör örgütü KKTC'den nefret ediyorum. Ülkemizi bölmek isteyenler defolup gidebilirler mi lütfen?... Teşekkürleeeer.
Ülkemizde yaşayan insanların aç ve işsiz olmaları, pis kokmaları beni çok üzüyor. Dört kişilik bir ailenin mutfak masası çok küçük bence. Orada yiyemezler. Dolayısıyla aç kalıp pis kokarlar. Kişi başına düşen gayrı sufi filli hafıza da çok düşük. Arttırılabilir mi lütfen?
Ve laiklik... Yani din ve devlet bahçeli'nin birbirinden ayrılması. Bunu yapmak bu kadar zor olmamalı. Artık benim halkımın din istismarıyla kandırılmasını istemiyorum. Bu ülkede yaşayanların çoğu insandır bunu unutmayalım. Zaten %98'i Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Kalan %2 de aptaldır Aziz Nezin'in dediği gibi.
Kimse kimsenin dini inançlarına saygısızlık etmesin. Kimse Allah'la arama girmesin. Ayrıca ezanla da arama girmesinler. Eskiden ne güzel ezan Türkçe okunuyormuş... Camii falan da Türkçeymiş. Haa, yine Türkçe olsa namaza gider misin derseniz gitmem ama italyanca olursa belki iki rekatto kılarım. Hah hah haay, selam sana cehennem!!! Şaka şaka tövbe.
Askerlerimizi çok seviyorum. Onlar olmasa rahat uyuyamazdık. Şimdi uyuyoruz. Bence daha çok silah, uçak ve albay satın almalıyız. Güzel bir şarkımız var bununla ilgili: Erler erbaşa, erbaşlar fidana, fidanlar ağaca çıkmalı yurdumda. Bedelli askerlik bekleyen gençlerimize de buradan seslenmek istiyorum: inşallah çıkmaz.
Polislerimize tavsiyem biber gazı kullanmasınlar lütfen. Rezalet bir kokusu var ve haftalarca insanın üstünden çıkmıyor. Ben de biber gazı taşıyordum oradan biliyorum. Bir gün fakir bir adamcağıza çok acıdım. Ölsün diye sıktım.
Sigara içtiği için alev aldı, yandı öldü. Ne demişler: Biber gazı yanmasın. Anlamı: Fakirler yanmasın, şeker de yerken ölebilsinler... Elbette kesme şekerden bahsediyorum. Yutella yiyen bir fakir düşünemiyorum. Keza Hariboru.
Üçüncü sayfa haberlerini hemen geçiyorum çünkü genelde kokan insanlarla ilgili haberler oluyor. Pis pis ölüyorlar. Asansöre falan sıkışıyorlar, hemen bi tarafları kopuyor. Motosiklete biniyolar, hoop kafaları kopuyor...
Hiç sevmem kafası kopan insanı. Zorla değil ya? Ayrıca ölüp gitseler neyse Leş gibi de kokuyorlar. Bari ölünce kokmasınlar. Tarım ve Köy yumurtası Bakanlığı'nın bu konuda yapacak bir şeyleri olmalı. Ayrıca enerji ve tabii ki de kaynaklar bakanlığı... Ya ne olacaktı?
Elbette ülkemizde güzel şeyler de oluyor. Mesela biz yardım baloları düzenliyoruz. Oradan topladığımız paralarla daha büyük yardım baloları yapmaya çalışıyoruz. Balodan aldığımızı yine baloya yatırıyoruz yani, cebimize atmıyoruz.
Bazen de defileler düzenleyip kendi tasarımlarız olan kıyafetleri sergiliyoruz. Satılan kıyafet olursa gelirini kimsesiz ve beyinsiz çocuklara gönderiyoruz. Ama maalesef pek satış olmuyor. O zaman da kıyafetleri yolluyoruz çocuklara. Yazık o kadar seviniyorlar ki, hemen kokuyorlar.
Biraz da spor: Dünya kupasını takip etmeye çalışıyorum ama bu konuda çok bilgili değilim. Paraguay ile Uruguay'ın farkı nedir deseniz bilmem. Ama ortak noktaları nedir, iyi bilirim. Kokuyorlar...
Ayrıca ne zaman kamera onları çekse çimlere kusuyorlar. Öbürküler de bazen tükürüyor ama temiz temiz. Tuf! Diye minik top kağıt mendil gibi bişey çıkarıyorlar. Pele yaşasaydı bence o da kusardı.