evrim teorisini anlatmaya çalışanlara mitolojik, farazi, yani "adnan oktar'ın anladığı haliyle ara geçiş formları"nı sormasının yanı sıra; oktar babuna'ya hz. adem'in yaratıldığı çamurdan numune, nuh'un gemisinin güvertesinden bir parça (birkaç yıl evvel vatikan nuh'un gemisini araştırma ekibi kurmuştu, ne diyeyim) ya da hz. süleyman'ın "varsayılan" uçan aracının karakutusunu falan sorsa eski sempatik günlerine dönerdi nazarımda. bunlardan gayrı, ekonomist ağzı tadından yenmez.
An itibariyle Sansürsüz adlı programında evrim konusunun tez, antitez, sentezlerini konuklarıyla sunmaya çalışan, ancak sunucu olarak konuklara fazla muhalefet ettiği bariz gözüken ve evrimi savunmadığını açıkça belirten programcı.
keşke ekonomi programı yapsa dediğim kişidir.
bugünkü sansürsüz özel programının konusu evrim ve programın ilk dakikalarında yine uçuşa geçmiştir;
darwin benim için bir şey ifade etmiyor demiştir. üstelik bunu türlerin kökeni kitabını okumadan ifade etmesi ise daha acıdır.
konuklarına sorular soran ama cevaplarını dinlemeyen, adam tam önemli bişey anlatırken hiç alakasız başka birşey soran, garip bir kişilik. madem sürekli sen konuşuyorsun ne diye topluyorsun canım milleti. birde böyle havalar herşeyi açık açık konuşuyoruz falan. *
sansürsüz programını yapan gazeteci. şöyle bir göz atayım dedim programına gülmekten yarıldım.
yiğit: nuri bey tezinizi söyleyin.
nuri: bık bık da bık bık. işte şöyle böyle falan filan.
yiğit: tamam, hadi ahmet bey şimdi siz antitezini söyleyin.
ahmet: efendim şimdi şöyle .
yiğit: antitez efendim antitez, lütfen konuya gelin.
ahmet: tamam ya dur gelicem.
yiğit: eee yeter be, hadi mahmut sentezi yap kapıyorum programı.
bu adama kim bu formatta bi programın yöneticiliğini emanet etmişse yazık olmuş. adam eskiden ne güzel ekonomi programlarında, bildiği hatta uzman olduğu konularda konuşurdu, biz de baya saygı gösterirdik "adam işinin uzmanı abi!" falan diye. şimdi ota boka saldıran, anlamadığı konularda millete ahkam kesen bir insan olup çıkmış.
geçen hafta evrim tartışılırken(!) arada bir "halkın anlayacağı dilden konuşalım" deyip durmasıyla beni benden almıştır efendim. sen ne anlarsın halk dilinden falan! sende o entelektüel birikim mevcut mu acaba? hiç olmazsa programdan önce biraz araştırma yap, oku, öğren. nasıl televizyoncu oldun sen?
en azından şu saçına bi şekil ver, elindeki kalemle de oynamayı bırak yiğidim.
ben bu adamı gözucuyla izliyordum. karizmatik olma çabası hep itici geliyordu ama iyi gazeteci falan diyordum. kendi şovu namına da olsa arada doğru bir şeyler çıkıyordu ağzından. ama gel gör ki akıllı, yürekli görünmeye çalışan gudikin tekiymiş bu.
evet ben de sansürsüz adlı programında keşfettim bunu. adamın ne bize ne yanına çağırdıklarına saygısı var. sırf yalanmış saçlarının artisliğine kapılıp mal mal terimleri sıralayıp bir de konuklarına halkımız anlasın diye konuyu açmaya çalışıyorum demedi mi yedi beni. aptal mıyız ulan biz. madem halkın salak olduğuna inanıyosun televizyonda evrim tartışması da neyin nesi. azarlamalar, çok sıkıştırmalar falan. yedik biz de.
bir de nerden duymuşsa takmış kaos teorisine. ama kaos teorisi... olmaz ki kaos teorisi... ne teoriymiş be kardeşim. ulan madem her kapı kaosa çıkıyor, her şey buna çarpıp yıkılıyor zilyon tane bilim insanı ne arayıp duruyor, neyin kestirmesini yapmaya çalışıyor niye araştırıyor. aldıkları maaşa yazık değil mi. kapatalım üniversiteleri yiğit bize anlatsın en iyisi.
hem konjonktüre de yakışır. yolları da kesilmez yiğidimin önü açılır.
yiğit karizmatik değilsin, senin kumaşında yok bu uğraşma. uğraştıkça daha antipatik oluyosun ki zaten gereğinden fazla antipatiksin. patik bile değilsin hatta çorapsın!
en iyi mide ilacı dâhi olsa kendisini izlemekte olan geroy sovetskovo soyuza'nın midesinin tiksinti ile kalkmasını engelleyemeyeği kişidir efendim.
cnn türk ekranlarında ilk defa karşılaştığımız bu "ekonomist" kişi ilkin epey ulusalcı söylemleriyle ergenekon sınırlarını dâhi zorlarken bir anda evrim teorisine saldırma gereği duymuş, yazdığı iki yazıdan sonra "yaradan" yürü ya kulum demiş olacak ki, şu anda habertürk'ün genel yayın yönetmenliğine uçurulmuştur (hikmetinden suâl olunmaz, yüce rabbim).
özellikle son sansürsüz programındaki evrim tartışmasındaki düzeysizlik konusunda örnek alınacak iki olayı, "ilk canlının ortaya çıkışını ispatlayın, ispatlayın, ispatlayamazsınız kiii" türünden soruları ve de bir "insansı" resmini ekrana yansıtıp "şimdi biz bundan mı geldik yâni?" demesidir. her zamanki gibi tartışmayı düzeysizleştirme, sulandırma taktiklerini kullanarak, bilimsel düşüncenin gerçek temsilcilerini etkisiz hâle getirerek harun yahya safsatacılarının önünü açmaya çalışmıştır. aslında yaptığı, halkın evrimci yöntemin ne olduğunu, hayata genel yaklaşımını öğrenme hakkını gaspetmesidir.
yiğitçim, güzel kardeşim. senin yaptığın neye benziyor biliyor musun? galileo galilei'ye kalkıp "ispatla ulan şu dünyanın döndüğünü" demeye. galileo'nun cevabı ne olurdu? "eldeki bilimsel veriler dâhilinde (teleskop gözlemleri, diğer başka gözlemler ve matematiksel hesaplamalarla) buyrun göstereyim" olmaz mıydı? sırf bunları anlayamadığın için "sen hiç bir şey gösteremiyorsun, böyle ispat olmaz, ispatlayamıyorsun işte" mı diyecektin? peki bilim ve teknoloji son iki yüz yılda uzaydan dünyanın dönüşünün videosunu çekip bunu senin gözüne sokacak seviyeye ulaşmadı mı? evrimci bilim adamlarına yaklaşımın en az bu verilen örnek kadar absürt değil mi?
dünyanın döndüğü bir hipotez idi, sonra güçlendi ve teori oldu. şu ana kadar dönmediği yönünde hiç bir veriye sâhip değiliz. dolayısıyla dünyanın döndüğü hipotezi günümüz bilimi için son derece güçlü bir teoridir!
evrim canlılığın oluşumu ve evrimi konusunda bir yöntem ortaya atmıştır. gerek abiyogenez meselesinde ve gerek türlerin oluşumu ve evrimi meselesinde son 150 yıldır bulunan her fosil, her deney, her gözlem bu kuramı desteklediği için 150 yıldır ayaktadır ve son derece güçlü bir teoridir!
belki bir gün cansızlıktan canlılığa geçiş, senin bile beyninin alacağı bir seviyede (misal bir filmde olabilir) bilim ve teknoloji tarafından gösterilecektir. o zaman ne farkın kalır senin, a beyinsiz, galileo'ya bu soruları sorandan, onu yargılayıp öldürmeye çalışandan?
sen böyle bir program sunmadan önce bilimin ne olduğunu öğren. karşındaki hiçbir kişi (ki hepsi seni 100'e katlar birikim bakımından) her konuda bildiğini iddia edip, öğrendiği üç beş lafı sattı mı? ergi deniz özsoy, büyük bilgi birikimine rağmen alanı olmadığı için "ben paleontolojiden biraz anlarım" gibi cümleler kurarken senin ne haddine kalkıp kuantumdan, causalité den böyle densizce söz etmek!
biliyor musun, bilim işte budur! "deneyle", "gözlemle", "hesapla" bulunanı gerçek bilgi sayar, onun dışındakileri bilmediği için eziklik hissetmez, senin gibi götüyle boşlukları doldurma çabasına girmez! bilim, bilmediğini bir gün bileceğinden emin olma kendine güveni, ve bilmediği şeyi açıkça söyleme mütevaziliğidir!
ve bilimin insanlık için senin götünden daha faydalı işler yaptığı açıktır, barizdir, kanıt istemez!
entellektüel birikimiyle türk televizyonlarında çığır açan tarafsız sunucu. karşısındaki konukların sabır ölçeri olmuştur. zekice soruları karşısında köşeye sıkıştırdığı bilim insanlarının çaresizliği yürek burkmuştur. 'ben nedeni ile ilgileniyorum' diyen geniş ve analitik düşünen bir 21. yüzyıl filozofu vardır çünkü karşılarında. sıfır noktasını irdeleyen ve verilen cevaplardan tatmin olmayan sunucumsu şahıs 'eee o zaman itekleyen bişe var hehe' şeklindeki yorumlarıyla anca fatih altaylının kötü bi kopyası olabilecek. evrimcilere ve yaratılışçılara aynı sürede program yaparak tezini ve antitezini sunmuş ve halka büyük bir hizmette bulunmuştur. sentezi yapacak olan halkımıza yardımcı olmaktan çekinmeyen ve sürekli karşısındaki bilim insanlarını 'halkın anlayacağı dille konuşalım' diyerek hizaya sokmasını bilmiştir.
bu halk seni hizmetlerinden dolayı unutmaz sevgili yiğit.
programında çokca tekrar edilen (bkz: ara geçiş)i kendisiyle pratiğe dökmüş sığ fikirli televizyoncu(!). kendisindeki ara geçiş gelişmelerini bu hafta açık seçik belli etti ve ispatladı. nasıl mı? geçen haftaya farkla kostümüne iliştïrdiği mendili unutulmamıştı ancak kravat iğnesi hâlâ evrim sürecindeydi, iste size (bkz: ara fosil). ispatladım. 10(yazıyla on) trilyonumu istiyorum.*
derin bir sığlığa sahip gazeteci ve sunamayıcı. programının adının sansürsüz olması nedeniyle misafirlerini kışkırtıcı laflar etmeleri için "açık konuşun", "bakın burada sansür yok" gibi sözlerle gaza getirmeye çalışıyor. sanırım beyninde fosfor eksikliği de var, adamlar anlatıyor o hala aynı soruları soruyor. hem halkın anlayacağı şekilde anlatın diyor hem de entropiden filan bahsediyor. böyle de "bakın ben neler neler biliyorum" havasında. yazık.
edit: şimdi de kuantum teorisiyle evrimsel süreçleri sentezledi. bütün ihtimallerin üstüste durması, tek bir ihtimale çökme filan. vay be. irfan dönergeci gibi bu adam.
vatanda sıradan bir köşe yazarıyken habertürk'de köşe yazarlığının yanında bir ay içinde sansürsüz programını yapıp sonra yine bir ay içinde habertürk'ün genel yayın yönetmenliğine terfi etmesi tesadüf sınırlarını zorlamakla birlikte tesadüf olmadığı düşününü ortaya koymaktadır.
pazarlığı iyi yapmıştır kendileri ne de olsa her şeyden anlar bu kişi.
ekonomi de yazar siyaset de!
tüm taraklarda bezi olanlardandır.
popilisttir.
düşene bir tekme de kendi atar.
bu kanılara ulaşmak için öyle çok bir çaba da gerekmez önceki gazetelerden ayrılma durumlarını ve köşe yazılarını okumak yeterlidir.
moderatör olduğuna, spikerlik tarzı bişeyler yaptığına üzüldüğüm insan. o ki tartışmacı olarak masada olucak, liboşlara, diğer ülke özentilerine, vatan hainlerine ayarlarlarını vericek. hadlerini bildirecek. şimdi o yiğit bulut değil sıradan bir tartışma yöneticisi. orda oturması için yiğit bulut olmasına gerek yok. habertürk duysun; onun yerine birini alın, o adam o masalarda tartışsın, fikirlerini söylesin.
bugünkü sansürsüz programında çağırdığı yaradılışı destekleyen konukları mine g kırıkkanat'ın saçılan salyalarından koruyamayıp moderatör iradesini ortaya koyamayan kişi.kadın düperdüz hakaret ediyor,aşağılıyor konukları,yiği bulut hala size saygım var filan...
sonra telefon kapandıktan sonra da konuklara ezdirmem sizi kimseye filan diyor.
biraz cesaret ya,sürekli bilgisayarım maillerinizden kilitlendi demek değil bu iş,konukları ve dolaylı olarak da türk halkını itten kopuktan korumak demek biraz...
siyasi konularda hala çaylak ve duygusal olmasına rağmen ekonomi konusunda üstad sayılabilecek bir adamdır.tabi bunu genç yaşının getirdiği dinamizme borçludur. konuşmaları zamanında cnntürkte yaparken bir tepki gelmiyordu ama şimdi habertürkte program sununca hemen hükümet yanlısı damgası yemiştir. kafası fazla analitik çalıştığından meselelerin içyüzüne ilişkin komplo teorileri üretmesi doğal ve bazen komiktir. ancak tarafsızlığına inandığım bir şahıstır. tek bir programda hükümeti iç politika konusunda göklere çıkartırken imf anlaşması konusunda da yerin dibine sokabilir.öyle başkaları gibi sadece bazılarının işine yarayacak bilgileri söyleyip durmaz.
eskiden her dediği ile taraflılığını göstererek pohpohlanan solcular artık tarafsız olmasıyla kendinden haz etmez olmuşlardır. demekki bu ülkede şerefsizlik para ediyor. adam gibi yorum yapmadan objektif haber veya analiz yapmaya başladığınızda tarafsız değil hükümet yanlısı oluyorsunuz.
toryumdan, gen politikalrından, global gelişmelerden bahsettiği yazısının altına bir okur, şöyle yazmış,
-kardas sen dogru yazmissin ama bunu anlayacak kac kafa var turkiyede eger o kadar kafa olsa millet olarak vekillerine hesap sorar ben seni sectim bana hizmet etmek icin ama sen ne yapiyorsun gel bakim asagiya diye hadini bildirir.