imf li abilerine karsi yapilan gosterilere cok icerlemis ekonomist.
ekonomik saptamalarindan cok tespit sicma ya baslamasi insani korkutuyor. evrim karsitligindan sonra, dikta rejimine olan sevdasini dile getirmesi bakalim ne ile devam edecek?
çoğu zaman kapasitesi aşan , kafasının basmadığı konularda tartışma yürütmeye çalışan , sıkışınca efenim süreniz doldu diye tartışmanın içine zıçan bir adamdır.
--spoiler--
Efendileriyle yükselen efendileriyle düşer!
Kendine efendi arayışından vazgeç.
Kendin ol.
En azından olmaya çalış.
Durumun inan hiç iyi gözükmüyor.
--spoiler--
jöle kafagiller familyasından olup tez-antitez,sentez,unique,default,askerliğimi yedek subay yaptım. bugün ordu beni çağırsa teğmen olucam diye sevinmesiyle tanırız kendisini..şahan gökbakar 'ın tv8'de dikkat şahan çıkabilir programı vardı orada tehlike çanında bülent binbaş tiplemesi canlandırmıştı. reyting ölçer dururdu köşede, devamlı ne durumdayız diye keserdi yiğit bulut'da o hesap arada bir ekrana kesik atar belki dikkat etmişsinizdir.
(bkz:
yıllardan beri konuşmasını iyi bilen paranın olduğu yeri iyi koklayan paranın dini olmaz felsefesiyle sürekli farklı bir karakter çizen gereksiz kişilik.
adamakıllı programlara imza atan insandır.
türkiye gibi bir ülkede evrim hakkında cayır cayır bir tartışmayı canlı canlı yayınlayacak güven, özveri ve tecrübeye sahiptir.
hatta o tartışmada ''edebi edepsizden öğren'' felsefesiyle şarlatanlara bile söz hakkı vermiştir ki birazcık bu işlerle ilgilenmiş insanlar için gerçekten devrim niteliğindedir.
bu ülkede ''evrim yok, allah kesinlikle var'' diyen insanlar da varmış. sayesinde bunu öğrendik.
adam daha ne yapsın? programda evrilsin mi yani, nasıl yaransın?
beş sene evvel bbg vardı, şimdi yemekteyiz var, bir beş sene sonra da yataktayız çıkar anasını satıym. zaten milletçe başka bir boktan anladığımız yok.
kadir kıymet bildiğimiz yok, neyin ne olduğunu bilmiyoruz çünkü; okulda öğretmiyorlar bize.
bu ülkede oğlu sınıf geçsin diye hocanın evine gündeliğe giden kadınlar, işini iyi bilen okul müdürleri ve veliler olduğu sürece biz böyle kalmaya mahkumuz zaten.
2001 krizini bir "intikam" olarak tanımlamış olan yazar-sunucu. şöyle ki; 1974 yılında yapılan kıbrıs barış harekatı'nın mimarlarından merhum bülent ecevit'e bu krizle "amerika'yı dinlememe"nin bedelinin ödetildiğini iddia etmiştir. ilginç! hiç de yabana atılır bir iddia değil.
bir zamanların ulusalcısı bugünün akp'cisi. beğeniyle izliyoruz kendisini gülmek için. yerleşikler tasfiye oluyor tayyip'e omuz verin diye her allah'ın günü bıkmadan usanmadan yazıp duruyor.
bir dedikodunun kahramanı. bu adam ergenekon üyesi toplamaları sırasında evden kaçmış ve bir yatın içine girip gizlenmiş. kendisini de almaya gelirlerse denizden kaçıp yunanistan'a gidecekmiş. 1 haftadır o vaziyette beklerken haber vermişler yiğit oğlum korkma len sana birşey olmayacak diye. o gündür bugündür akp postalı yalamakta olduğu söylenilir durulur.
şimdiki dönekliği ergenekon nedeniyle içileriye alınma korkusundandır. zamanın bir numaralı ulusalcılarından ve en büyük iktidar karşıtlarındanken bir anda yumuşak, etliye sütlüye pek dokunmayan halis muhlis bir adama dönüşmüştür.
ne olduysa oldu 28 şubat'ı hiç aklına getirmeyen adam birden 28 şubat sürecinin hit kasetlerini sık sık gündeme getirmeye başladı. habertürk gazete ve televizyonuyla güzel iş çıkarıp hükümetle arayı sıcak tutarak bal tutmuştur.
ben memnunum bu adamdan. kendisi beni ilgilendirmiyor çünkü, tartışmalara çıkarttığı muhalif görüşler genelde tatmin edici bir şekilde ifade ediliyorsa, benim için sorun yoktur.
Tuğçe Tatari'nin bugünkü yazısında, Habertürk'te neler oluyor başlığıyla verdiği habere göre, bulunduğu mevkiiyi hiç haketmeyen, çalışma arkadaşlarına huzur vermeyen, hastalık derecesinde megoloman biri. Zaten az çok nasıl biri olduğu herkesin malumuydu, artık emin olduk. Fatih Altalı'nın kendisine ne kadar katlanacağını çok merak ediyorum...