ygs 2011

entry476 galeri12
    295.
  1. sınavı hazırlayana sövebilirsiniz, fil'e ve aspirinede sövebilirsiniz, abartıp Aristo'ya da sövebilirsiniz ama gerçek şu ki; bu bir seçme sınavı. adamlar fil'e, asprine ve Aristo'ya sövmeyenleri seçmek istemiş...
    4 ...
  2. 294.
  3. götüme giren sınav olmuştur. kalktığımda bacaklarım ayrık yürüyordum. sanırım sadece psikolojik olmayabiliyormuş böyle şeyler. belki oturduğum sırada bir şeyler vardı ama evet, sonuç olarak:

    ben bööylee dünyanıın geelmişini, geçmişiinii sikerim. * *
    4 ...
  4. 293.
  5. sınava sırf eğlencesine, matematikten bakalım bu sene kaç net yapacağım diye girdim, adam beni ararken üzerimdeki poları yukarı kaldırdı, memelerime kadar açtı. bana yapılanın aynısını kızlara da yapın dediğimde de adam benden özür diledi. ellemediği yerimi de bırakmadı şerefsiz aynasız. sanki sınır kapısından geçiyoruz anasını satıyım. ne lan bu? zaten kendi adamlarınıza veriyorsunuz soruları. bu kadar artislik yapıp, kapıda göstermelik üst aranması, güzel türkiyemizi yönetenlerden(!) beklenir zaten.
    sınava gelince; matematik geçen seneden zordu, fizik geçen seneden kolay gibi geldi bana. diğerlerine bakmadığım için bir şey söyleyemeyeceğim. hakkınızda hayırlısı olsun gençler.
    4 ...
  6. 292.
  7. fil sorusunun ardından şu olay gerçekleşmiştir;

    http://www.yildiz.tv/?act...eektime=28-03-201119%3a38

    sanırım adam ygs mağduru.
    0 ...
  8. 291.
  9. bana girdiğini öğrendiğim sınavdır. matta 30 (ya da altı olabilir) ile dibe vurduğum, toplamda 130 net gibi birşey yaparak sayısal puanımın çok düşük geleceğini düşündüğüm, tam bir haksızlık sınavıdır. hakedenler ve haketmeyenler ayrılmadı. zor, çok zordu. kolay, çok kolaydı.
    2 ...
  10. 290.
  11. ilki, 2005'te olmak üzere (o zamanlar ki adı öss) aralıksız olarak 7. kez katıldığım sınavın bu yılki ayağı. dün yapıldı.

    sınava giderken önce metro, ardından halk otobüsüne binerek, bir saatlik bir seferin ardından, daha önce ziyaret etmediğim, istanbul'un küçük bir ilkokulunda, girdim sınava. yol uzun olunca, benim gibi ygs'ye girecek bir sürü çocukla arkadaş oldum.

    kurbanlık koyun gibi, heyecanla etrafı izleyen gözlere, samimi bir abi gülümsemesi yaptığımda, onları mıknatıs gibi çekme yeteneğine; mazhar olduğumu keşfetmem geç olmamıştı. kimi yanıma gelip gideceği okulu sordu, kimi de yanındaki telefonunu içeri sokmak için, benden tavsiye istedi. kimi de, o anki iyi niyet atmosferini, tüm gücüyle istismar edercesine "abi bi sigaran var mı be?" dedi.

    okul bahçesine girdiğimde, istisnasız hepsi elinde 50 cc'lik su şişeleriyle, sınavı bekliyen yüzlerce genç vardı. ben tam bahçeye girdiğim anda, okulun müdürü olduğunu tahmin ettiğim, iri göbekli bir amca konuşmasına başlıyordu.

    söze ilk olarak, su şişelerinin üzerindeki (nedense sürekli mavi renk olan) ambalajların dikkat dağıtabileceği gerekçesiyle, çıkarılmasını isteyerek başladı. 1000 öğrenci aynı anda, 1000 şişenin üzerindeki mavi renk ambalajları, örnek alınacak bir greenpeace ruhuyla çıkarıp yerlere attığında... okulun küçük bahçesinin zeminindeki, 1000 tane 50 cc'lik su şişesi ambalajının, bir zamanlar ali sami yen'de sahaya atılan yüzlerce konfetinin, zeminde oluşturduğu o güzelim tabloyu hatırlattığını, anlamanız ve gözünüzün önüne getirmeniz, son derece kolaydır.

    ardından okul müdürü konuşmasına, sınav kurallarını elindeki kağıttan okuyarak devam etti. müdür, sürekli bir güldürme çabasındaydı. ama yaptığı tüm espriler, öğrencileri daha da geriyordu. bir tek konuşmasının sonunda, müdürü olduğu istanbul'un kenar mahallerinden bir ilkokul için "türkiyemizin, bu en güzide okulunda, hayatınızın en önemli sınavına gireceğiniz için çok şanslısınız." dediğinde topluluktan, hatırı sayılır bir kahkaha yükselmişti.

    ardından kızlar ve erkekler, arama yapılması için ayrıldı. ama 500 kıza bir kadın polis, 500 erkeğe bir erkek polis bakınca, haliyle bu arama işi hızlı yürümüyordu. hemen, okulumuzun cengaver müdürü devreye girdi. bir ıslıkla, içerideki öğretmenleri kapı önüne dizdi. arama hızlanınca, bahçedeki kalabalık azalmıştı. benim de, üzerimde telefon vardı. polisler, ararken çorap arasına da bakıyordu. ama bizim cengaver müdür, sanki bir kale fethedercesine, beyin ameliyatı yaparcasına işini önemserken, yaptığı seri hareketler sırasında, çoraplara bakmayı aklına getiremiyordu.

    hemen bizim cengaverin, sırasına girdim. okulun müdürü bir yandan ararken, diğer yandan da öğrencilere gaz veriyordu. beni ararken "heyt be! şu sarışındaki karizmaya bak! ulan sen soruları bir bakışınla çözersin be!" demesiyle beni güldürmeyi başarmıştı. okula girince, telefonumu tuvalette, çorabımın arasından çıkarıp sessize alarak, cebime koydum.

    sınıfa girdiğimde, herkes yerini almıştı. bu yüzden, öğretmenler masasının önündeki yerimi bulmak zor olmamıştı. ilkokulda da, öğretmenler masasının önünde oturmuşluğum vardı. nostalji yapıyordum, deja vu oluyordum adeta... annemin bana söylediği "öğretmen masasının önünde oturuyorsan, artık derslerde osurmamalısın. burnundan çıkarttığın guguşları, kızların yakalarının altına yapıştırmamalısın." nasihatları kulağımda çınlıyordu. aynı, ilkokul yıllarında olduğu gibi "nasihatlarını dinleyeceğim anneciğim." diyerek yerime geçtim.

    masamda soru kitapçığı, cevap kağıdı ve içinde 2 kurşun kalem, 1 silgi, 1 kalem traş, 1 tane bildiğin servis peçetesi, biri olips diğer ikisi kent marka olmak üzere 3 tane küçük cam şekerin olduğu bir kutu bulunuyordu. şekerleri ilk gördüğümde "devlet bizi şekerle mi kandıracak? şu kaleme, şekere bakın! yazık ülkem enerjisini, vergisini nelere harcıyor." dediğimde... sınıfta, esaslı bir soğuk rüzgarın, uğultusu yankılanmıştı. etraftan da, beni destekleyen yorumların gelmesi, sınıfta "ne olacak bu ülkenin hali?" konulu sempozyumun başlamasına neden olacakken, öğretmenler devreye girdi.

    derken saat 10:00 oldu.

    dün sınava girmeyenlere, 7 kez bu sınava giren biri olarak, yalnızca bir tane yeniliğin olduğunu söyleyebilirim. o da; küçük cam şekerlerin, yemek için açılırken, küçük paketlerinden çıkan bildiğin poşet sesleri. onun dışında, pek bir farklılık yoktu. bir kişi, şeker yemek için küçük paketi açtığında, çıkan paket sesleri... sanki diğer öğrencileri de, şeker yemeye çağırıyordu. bir kişi, şeker yiyince arkasından beş kişi, şeker yemek için paketleri açıyordu.

    hatta, bu durumu test bile ettim. üç şekerimi de yerken, her seferinde benim şeker paketlerinin sesini duyanlar, arkamdan geliyordu...

    sınav nasıl geçti derseniz... yaptık işte en sistemlisinden, bol çifte şanslı bir kupon, ama pek ümitli değilim. çünkü, güzel maçlar... daha doğrusu, güzel sorular yoktu. şaka maka, girdiğim 7 ygs içinde, en zoru dünküydü. anlayacağınız, benim kupon yine yattı. ne yapalım, bu işler biraz da nasip-kısmet işi... seneye bakacağız artık. sekizinci ygs sınavım, yolda anlayacağınız.

    yalnız, şu "sıkı güvenlik önlemleri zırvası" hakkında iki kelam etmeden, bu yazıyı bitiremem. yapılan, o dona kadar aramalar... içeri telefon almamalar... falan filan... hepsi yalandır! göz boyamadır! yine çeken, çekmiştir kopyasını. bu ülkede, yeğenlerini bir şekilde üniversiteye bir sözüyle, bir bakışıyla sokacak, ramiz dayılar fazlasıyla mevcuttur.

    1923'ten beri, bu ülkede yapılan her üniversite sınavında hile yapıldığı gibi, kopya çekildiği gibi... dünkü ygs'de de kopya çekilmiştir.

    evet! dün yapılan ygs 2011'de, kopya çekilmiştir.

    buna inanmayanlara, diyorum ki:
    "yapmayın arkadaşlar!
    optik okuyucu cevap kağıdını okumadan önce, o kağıdı optik okuyucuya sokacak elin, bir ensesi kalının yakınının kağıdındaki, yanlışları silgiyle düzeltmesi çok mu zor?
    hiç düşündünüzmü, neden cevap kağıdına tükenmez kalemle değil de, kurşun kalemle dolduruluyor?
    -yanlış yapınca silmek için- demeyin sakın bana... gülerim.
    hiç olmadı, sınav sonunda kurşun kalemin üzerinden, tükenmez kalemle geçilebilir."

    sınava giren genç kardeşlerime, haklarında hayırlısı ne ise onun olmasını cenab-ı hak'tan niyaz eder,
    ygs 2012'de, görüşmek üzere esenlikler dilerim.
    8 ...
  12. 289.
  13. matematik sorularının söylenenlerin aksine gayet kolay olduğu sınavdır, ki uzun zamandır lise konularını görmemiş biri olarak söyleye bilirim ki sadece dikkat toplamak gerekiyordu.

    **eksi yağmuruna tutmakta ki amaç:s
    3 ...
  14. 288.
  15. tarih,felsefe,türkçe kitaplarını hatim edeceğime (hafız olcaz sanki) nasrettin hoca okuyup, beyaz aspirine dönüşmüş kırışık derili fil hayal edip,mavi balinaları düşünüp girseydim şu sınava keşke..

    bu ösym'de soruları hazırlayanlara ne içiriyorlarsa sınava girerken bize de olips ve kent şekerleri yerine ondan verselerdi içerdik yani.

    sitemliyim bu konuda.

    kahrolsun ygs-2011 kısaca
    1 ...
  16. 287.
  17. ÖSYM Başkanlığı tarafından sınavın sorunsuz şekilde gerçekleştirildiği haberi ile ilgili basın duyurusu yapılmıştır.

    (bkz: http://www.osym.gov.tr/be...-sinavin-uygulanmas-.html)
    0 ...
  18. 286.
  19. 285.
  20. kocaeli üniversitesi mekatronik mühendisliği öğrencisiyim ve şu anda üçüncü senemi yarıladım. 2008 öss' yi, ilk girişim olmasından mütevellit, karnımdaki sancılarla zar zor bitirebilmiştim. şimdi, ben bunları neden anlatıyorum?
    bakın amına koyim, bizim girdiğimiz dönemde say2 puanı çok önemliydi biz sayısalcılar için. denemelerde 280'in altına düşmeyen ben, öss' de 267 alabilmiştim. işin garip yanı, sınav sonrası sohbetlerimizin "sınav çok kolaydı" odaklı olmasıydı. adam sene içinde 220'yi geçememiş; ama öss'de 230 civarı puan alacak olması, bu sınava "kolay!" dedirtiyordu. öncelikle, zorluğun göreceliğinin bilincinde olalım: kime göre zor, neye göre zor?
    sınav bana zor gelmişti çünkü okul puanım da pek iyi değildi, 80 üstünden 70 alıyordum işte, sardı beni bi göt korkusu tabii: 267 + 70 = 337. 2007 yılındaki ösym' nin yerleştirme bilgilerine göre puanlar çok uçuktu. dershane hocaları da veriyorlar gazı fırsattan istifade "puanlar geçen seneye göre 40-50 civarı düşer". amına goduğumun bilinçsiz hocalarına inanmayın! sonra zaman geçti, sonuçlar açıklandı 337 puan aldım sıralamam 18856 say-2' de. mekatronik müh. çok istiyordum bi' tek kocaeli' de vardı. on dört tercih yaptım, on üçü istanbuldu. mekatronik müh. geldi. kader işte, sonraki senelerde ytü'ye de açıldı bölüm ve daha nice üniversiteye. sonrası malum, sıcak bi' bahar gününün ilk saatlerinde yataktan doğruldum ve sınav merkezime doğru yürüdüm. güne güzel bi' kahvaltıyla başladım. sınav saatine kadar yarım paket camel soft içtim. sınava girdim, bütün olumsuz şartlara rağmen (saat yoktu sınıfta, sıranın bi' ayağı kısaydı ve tabii ki salgıladığım hormonların getirisi olan mesanem balon gibi olmuştu) sınavı bitirdim. sınava sadece, iki tane güvender ygs denemesi çözerek girmiştim. soruların pek de bi' farkı yoktu. türkçe soruları gereğinden uzundu. her ne kadar matematikten, 39 doğru ve 1 boş yapsam da, matematik de zordu. fenden 37 doğru 3 yanlış yapmama rağmen, biyoloji de zordu. türkçeden 35 doğru 5 yanlış yaptım ve gerçekten en zorlandığım bölüm oldu. sosyalde ise felsefe sorularına bakamadım bile; çünkü türkçeyi bitirip sosyale geçtiğim zaman 20 dakikam kaldığını öğrendim. sosyalden de 22 doğru 7 yanlışla sınav sonrası kontrolleri de noktaladık.
    rahattım ve full konsantre bi' şekilde çözdüm soruları. yeni giren arkadaşların işi ise çok zordu. benim ilk girişim olsaydı bayılırdım herhalde. neyse, hadi bakalım lys' ye çalışma vakti.

    dipnot: şunu da çok iyi anladım ki, hamlamışız!
    5 ...
  21. 284.
  22. bendeniz de bu sınava girmiş bulunmaktayım efem. sınavın nasıl geçtiğini söylemeden önce belirtmek istediğim birkaç şey var.

    ilk olarak soruların ygs düzeyinde olmadığını söyleyenler var. bu belki doğru olabilir ama bunu söyleyenlerin büyük bir kısmı* sınavı geçen seneki sorulara göre yorumluyorlar ki biz öğrencilerin en büyük hatası bu olsa gerek. geçen sene sınav, ilk ygs olması sebebiyle çok kolaydı. bu sınavın da onun gibi olmasını bekleyerek aldandık sevgili dostlar.* sadece biz mi aldandık? hayır. dershane öğretmenleri de aldandı. sağlık olsun buna diyecek birşey yok.

    ama ikincisi önemli. belirteceğim ikinci husus sınavı hazırlayan sözel kesimin, belki coğrafya hariç, gerçekten puştluk yapmış olmasıdır. sınavı hazırlayan fen bilimleri kadrosu, "lan bu sefer kolay soralım, sözeller, tmler de yapıversin." edasıyla soru sormuşken, sözelci ibneler* bunun tam tersi mantıkla hareket edip "madem sözeller fen yapamıyor, sayısallar da sözel yapamayacak uleyyn!" mantığıyla hazırlamış resmen. buna ayrımcılık derler. yazıktır, günahtır. ama napalım, olmuş artık ..

    son olarak sınavın çoğu öğrenci için beklediği şekilde geçmediği aşikar. ama bunun bir basamak sınavı olduğu ve önümüzdeki sınavın asıl önemli olan olduğu unutulmamalı. tam yol ileri ..

    bu arada sınavın en kolay kısmının kimya olduğuna da dipnot olarak değinelim.

    edit: sınavın nasıl geçtiğine değinmemişim. güzel geçti.* saygılar ..
    3 ...
  23. 283.
  24. emekler karşılığını görür umarım. ygs saatinde vizede olmak ayrı bi duygusallık vermedi değil. neyse önemli değil oralar.
    en çok üzüldüğüm nokta ne mi?
    kopya ya karşı alınan önlem çabası. o kadar stres, onu giyme, bunu getirme, tuvalete gitme; ayıptır, yazıktır.
    hayır, sanki üniversite adayları kopyanın ve hak yemenin optik okuyucularda olduğunu bilmiyor.
    şahsen hiç güvenmiyorum.
    kpss olayı da böyledir. soru çalındığından daha çok, o karı-koca birinci olanların ya da abla-kardeş yüksek puan alanların, tanıdıkları ya da bulundukları mevki sebebiyle optiklerinde oynama vardır.

    ya da siktret.
    hayat türkiyede ucuz, umutlar taksitle. vadesi bitmez yolsuzluğun.
    haksızlığa uğrayacaklara selam olsun.
    8 ...
  25. 282.
  26. Verilen paraya yazik lan sinavidir. Uyanamadim amk yorum bile yapamiyorum hakkinda.
    3 ...
  27. 281.
  28. en azından matematik soruları için şunu söyleyebilirim ki internetten açıp baktığımda gözüme gayet kolay gözükmüştür. yapılamayacak en fazla 5 soru vardır o sorular içinde. (bkz: en fazla)

    edit: dünün en kötü entry'lerinde ilk 18'de yer almış bu entry. sanırım uzaktan konuşmak kolay. tamam tamam çok zor.*
    1 ...
  29. 280.
  30. Geçen seneyle kıyaslarsak, türkçe geçen seneye göre daha zordu, matematik'de öyle. Sosyal bilimler de tarih ve coğrafya kısmı kolaydı ama felsefeye gelince resmen sıçtık. Hele de o fil sorusu o nedir arkadaş 5 dakikamı almıştır ama doğru da çıktı o soru. Fen bilimlerinden de ilkokulluların bile yapacağı 3-4 soru vardı. Neyse sonuçta türkçe 31-32 küsür, sosyal 22 , ve mat'da 5 veya 6 net gelir. Yani bir sözelci olarak düştüğüm en kötü durumlardan birisidir şu tablo. Ama bunu fazla takmamak lazım tek hedef lys!
    0 ...
  31. 279.
  32. denemelerde minimum 150 net yaptığım,puan ortalamamın 485-490 arası değiştiği, o netlerin 150 olma sebebininde türkçe ve sosyalden bıraktığım 7 8 boş olması sebebi ile, yaparız artık eşşek değiliz ya, boru gibi güvender uğur karekök özel denemelerini yapmışım üstelik de 30 dk erken bitirmişim hepsini diyerek girdiğim, çıktıktan sonra şu yaşımda arabada hüngür hüngür ağlamama sebep olmuş sınavdır. çünkü sosyalim bomboş olmakla beraber fenden kafam kadar 3 boşum vardır. matematikteki boşlardan bahsetmek dahi istememekteyim. ancak şuraya gelip netini yazıp şöyle soktum diyen egoist adamların detektörü olabilecek nitelikte sınav. ulan! ben ki odtüden mezun oldum gittim aynı üniversiteden yüksek lisansı bitirdim, dedikleriniz beni bile rahatsız ederken hayatının baharında insanların moralini bozmaya ne gerek var cümlesini kurmama sebep olmuş olan leş sınavdır. kaldı ki, liseli dedektörü olarak kullanılabilir. oraya buraya şöyle net yaptım daha iyisi olurdu diyenden ala liseli yoktur.
    bir sözlükte okuduğuma göre ygs de 21000 olup lys de ilk 100 e girenler olmuş, sakin olalım şampiyonlar. önümüzdeki maçlara bakacağız.

    kaydırma yapma ihtimali en yüksek sınavdır ayrıca. çünkü aralarda boş bırakma ihtimalinizi had safhaya çıkarmıştır, vakit yetmemiştir ve ne yazık ki o telaşla kaydırma yapılmış olabilir.

    (bkz: korkuyorum anne.)
    14 ...
  33. 278.
  34. dersane denemelerinde birinci gelen yeğenimin sınav görevlisi yüzünden sadece turkçe matematik yapabildiği sınavdır. Fotoğrafları birbirine benzetemeyip sınav esnasında çocuğa söyleyince haliyle konsantrasyon falan kalmamış iptal edilecek korkusuyla. Kopya da bile sınav sonrası mudahale ediliyorken bunu sınav esnasında yapması şerefsizlik, gerizekalılıktır. Şikayet edicem hiçbirşey olmasa da en azından sonradan girenler mağdur edilmez. 5 ayın emeği bir işini bilmez yüzünden heba oldu. Çok yazık...
    7 ...
  35. 277.
  36. gözlemlerim sonucunda

    hedefi olmayan arkadaşlarımın yorumları: çok kolaydı aga yaa.

    zevkine sınava giren arkadaşlarımın yorumları:aga çalışsam derece yapardım yaa.

    hedefi olan arkadaşlarımın yorumları: çok zordu aga yaa.

    sonuç stres başarıyı etkiliyor.
    30 ...
  37. 276.
  38. herkese girmiştir.

    çalışanlarla çalışmayanlar matematikten aynı neti yapmıştır bu sınavda. acısı çıkartılmak üzere umutlar lys'ye kalmıştır.
    ayrıca evdeki muhabbet kuşu kafesine bir fil alınmıştır. büyük, gri ve buruşuk bir fil... besletilip ösym bürosuna gönderilmek üzere...
    9 ...
  39. 275.
  40. yeni uygulamaların başladığı sınav:
    1. artık kitapçık türü öğrenci tarafından işaretlenmeyecek.
    2.ilk iki saat son 15 dakika çıkış yok
    3.hiç bir metal olamyacak.
    (sorular vasat denebilecek sınavdır.)
    0 ...
  41. 274.
  42. 160 dakika ya bana az geldi ya da zaman konusunda bir sıkıntı var.
    3 ...
  43. 273.
  44. felsefe sorularını hazırlayanlara kafam girsin derdim normalde ama sınava dair konuşmak nazik bünyemi yıpratıyor.
    5 ...
  45. 272.
  46. 271.
  47. bu ne sıkılıktır arkadaş, telefonu, kayıt cihazını* geçtim de gözlük, kalem almamak nedir ayıkamadım. ama en saçması yanımda kinin türbanı aranmazken benim küpemin ve piercingimin çıkartılmış olmasıydı*.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük