Kısır bir konuyu gereğinden fazla dramatikleştirme çabasıyla ucuz oyuncuların kullanılması, kamera çekimlerinin ve mimiklerin hep aynı tarzda olarak izleyiciyi bayması. Ayrıca reyting kaygısı dolayısıyla sığ bir senaryoyu cazip kılmak için anlık değişikliklere gidilmesi, dolayısıyla saçma unsurların oluşması. Sündürülmüş senaryolarla ve gereksiz uzun replik ve mimiklerle oluşmuş boktan şeyi aralara sık sık reklam serpiştirerek 4 saate çıkarmaları, bir de utanmadan ertesi gün tekrarını yayınlamaları. Bitti mi sandınız ? Hayır! Geçen hafta neler olmuş bakalım, haydi 1 saat de bunu izleyelim. Ama supply & demand meselesi, demek ki alıcısı bundan hoşlanıyor ki durum böyle. Friends gibi bir dizi yapsalar tutar mı sanıyorsunuz bu diyarlarda. Ben algoritmasını da kurdum:
- Bir tane ana karakter
- Zengin bir aile
- Ana karterle karşı cins olacak şekilde bu aileye mensup ( ya da yakını ) bir şahıs. ( yakışıklı bir erkek ya da güzel bir kadın )
- Fakir ama her zaman doğruları söyleyen bir şahıs. ( Tercihen ana karakterimize yakın olmalı )
- Kindar, kötü kalpli fakat kuvvetli bir kadın. ( tercihen biraz orospumsu )
- Ana karakterin parça parça hayat hikayesinin işlenmesi, bu sırada zengin ailenin nefis yaşamından kesitler ( portakal sularının servis edildiği bir kahvaltı mesela ).
- Ana karakterimiz ve onun karşı cinsi olan atraktiv şahsiyetin asla birlikte olamaması, birlikte olur gibi olması ama hep bir engel çıkması. ( terichen bu engel, taraflardan birinin yaptığı güzel bir fedakarlıkla vuku bulursa +10 reyting puanı. )
.
.
.
gibi gibi. Sündürlüp, genişletilebilir ama temiz bir 12 bölüm çıkar.
bir de ek olarak kanal yöneticilerinin bir türlü şu "halk bunu istiyor." saçmalığından vazgeçememeleri. halkın onu istediği falan yok sen alternatif sunmadığın için insanlar onu izliyor. gönül ister ki halk sokağa çıksın, daha çok toplu taşıma aracı kullansın, kitapların dizisini izlemek yerine kitapları okusun ama halk televizyon izliyor, e madem onun da kalitelisini izlesin artık. "halk bunu istiyor" ayağına yıllarca saçma sapan işler yapıp durdunuz örneğin 'hanımın çiftliği' tuttu diye bu sene iki tane orhan kemal uyarlamasıyla sezona başladınız ne oldu? elinizde patladı dimi? daha bunun gibi tonlarca örnek de var. sanki hepiniz harika toplum bilimcilermişsiniz, bu halkın ne istediğini çözmüşsünüz gibi sanrılara kapılıyorsunuz, yapmayın.
akıl almaz uzun olmaları. zenginlerin mal gibi akşam evlerinde yüksek topuk takım elbise gibi saçmalıklarla oturmaları. çok ağır gitmesi. bir dizi izlemiştim dizinin bir bölümünde sırf 5 dakika bir odadan diğerine yürüme sahnesiydi.
ingiltere'de dizilerin bir sezonu genelde 6-10 bölüm arası oluyor, dizilerin uzunluğu da 20-40 dakika arasında değişiyor. aynı durum abd'de şöyle sezonlar 10-25 bölüm dizi uzunlukları da 20-60 dakika arasında değişiyor. türkiye'de ise bir sezon 25-40 bölüm arası(ki daha 25 bölüm yayınlanan dizi görmedim) dizi uzunlukları da 60-150 dakika arasında değişiyor. dünyanın diğer ülkelerinde durum nedir tam olarak bilemiyorum. 150 dakikalık bir senaryo demek 150 sayfa senaryo demektir, bu ortalama uzun metraj süresi olan 90 dakikanın da(yani 90 sayfalık bir senaryonun) 60 dakika fazlasına tekabül ediyor, yani yapımcıların ve kanal yönetiminin ve hatta reklam verenlerin dizi senaristlerinden beklentisi 40 hafta boyunca her hafta bir ortalama uzun metraj ve orta metraj süresinde(yani normalde iki ayrı senaryoya tekabül eden bir süre) bir senaryo yazmaları ve bunu çekim günlerini çıkarırsak 3-4 gün gibi bir süreye yetiştirmeleri. şimdi senarist adam ne yapsın, evet bu sektörde inanılmaz paralar dönüyor, kimi oyuncular dudak uçuklatıcı paralar kazanıyor amma velakin yeni denemelere kapısını tamamen kapatmış olan kanal yönetimleri ve yapımcılar sağolsun dizi sürelerini kısaltmak, böylece piyasada daha çok dizinin yer alması, bu işten kazanılan aslan payının bölüşülmesi, sinema-tv mezunu olan yahut bu işlere yetenekli olan fakat bu tekelcilikten dolayı bir şey yapamayan insanların önünün açılması gibi durumlara da engel olmamak akıllarının ucundan geçmiyor. ondan sonra abd'de film gibi diziler çekiliyor bizde ancak birbirlerine bakışıyorlar diye eleştiriyoruz. işler güçler gibi bir dizinin senede 24 bölüm ve 30 dakika gibi bir sürede yayınlandığını düşünün yahut ezel gibi bir dizinin senede 10 bölüm ve 60 dakika olarak yayınlandığını güzel olmaz mıydı? üstelik bu kolayca da geçilebilecek bir sistem yeter ki tv patronları bir şeylerden fergat edebilmeyi bilsin diziler de baymasın. biz de artık seinfeld gibi it's always sunny in philadelphia gibi diziler izleyelim.
30 dakika özet ardından kemiksiz 90 dakika minumum replik, paso bakışma olması. aralarda reklamları saymıyorum bir de. ha şu da var, senaryoların artık klişe tabirini bile aşacak duruma gelmesi.