En son alıştığımız insanlardan ağzımızın payını aldığımız için öyle hatalara düşmüyoruz, gerek yok hem ne demiş ahmet hamdi;
Bir insanın hayatına lüzumundan fazla girmekten daha korkunç bir şey yoktur.
çok zordur, yeniden başlamak. sanki daha önce birine kendini, geçmişini, akrabalarının en uzağını, küçüklük anılarını, hayallerini, benliğinin tamamını anlatmamışsın gibi. yeniden bunları açıklamak, paylaşmak, aynı şekilde karşındakinin de aynı paylaşımı yapmasını beklemek. neden yola başladığımız insanla yola devam edemiyoruz sanki.. keşke yeni insanlar çıkmasa karşımıza, yolumuza hayatımızdan geçmiş insanlarla devam etsek. sorunlarımızı halledip kaldığımız yerden devam etsek. Yeni birini hayatıma katacak ne gücüm ne de isteğim var, yeniden birini tanıyarak geçirmeyeceğim zamanımı.
zaman gerektiren durumdur. konuşmasına, dokunmasına, size bakışına, tavrına , en sevdiği yemeğe, en uyuz olduğu şeye, kokusuna kısacası sıçtığı boka kadar alışmanız gerekir. ki bu da öyle hemen olmaz. zaman her şeyin ilacıdır.
en çok zorlayandır insanı. sabah uyandığında gördüğün yüz, sana seslenenin ses tonu, seslenme kelimeleri, kokusu bile başka olunca insanın içi cız ediyor. birlikte olurken, yemek hazırlarken bile bir olduğun insanın yerine yenisi gelince başka oluyorsun.
mesela;
o, yemeklerin tuzunu ayarlayamadığım için her yemeği az tuzlu yapacağımı bilir. onun için sofrada, el altında hep tuz bulundurur.
ben, yemek olmasa sekiz çeşit tatlı olsun şikayetçi olmayacağını bildiğim o adama saatlerce tatlı yapabililrim. çünkü bilirim elleri belimde olacak işim bitene kadar, ve ben uzatabildiğim kadar uzatırım tatlı işini. bir çoğunu ocakta- fırında bırakıp yakmışlığımız çoktur gerçi.
sonra ne bileyim, alışkanlık olmuştur ona kese yapmak, yüzüne maske yapmak. her banyoya girdiğinde ardından minik minik bıraktığı tüyleri toplamak.
sonra acı sevdiğini bilen, yanında çekinmediğin, horlaması ninni gelen bir adamdan sonra yenisine alışmak çok zor, çok.
yeni bir eve taşınmak gibidir... evin içine ait eşyalar koydukça, eve yerleştikçe, zaman geçtikçe, sevdikçe, yaşadıkça o eve alışırsınız... taşınmak zor gelir sonra. taşınırken hüzünlenirsiniz... kopamazsınız... ne zaman önünden geçseniz yüreğinizin teli titrer ilk zamanlar. sonra unutursunuz. belki...
Zordur. istemezsin böyle bişi aldattığını ihanet ettiğini düşünür durursun sonucu pek parlak olmayacak birliktelik olur ayrılmak zorunda olursun unutamazsın geri dönecektir elbet umudu olur hep içinde hatırlar durursun herşeyi şarkıları dokunuşunu gülüşünü yapamadıklarını için acıdıkça kopamaz olursun ancak uzun yıllar geçmezi gerekir yaran büyükse.
yeni bir kaçına alışmaktan daha kolay olanıdır. tıpkı çok beğendiğin ama ayağına dar gele ayakkabıya, satıcının .. "giydikçe genişler" dediği durumdur. tanıdıkça genişler, genişledikçe içine alır..