arapların katlettiği osmanlı askerlerinin üzerine yakılmıştır (bkz: kanal cephesi). lakin bizim memleketin insanları biraz unutkan, temiz , iyi niyetli. 95 sene önce bize bu türküyü yaktıranlar için şimdi ölüme gitmektedir. bazı ihanetler, vardır allah yapanın yanına bırakmaz... işte bugün o gün sanırsam. 1 . dünya savaşında osmanlı askerinin karnını deşip altın arayanlar şimdi ne haldeler görüyuoruz.
çok derin bir bilgi edindiğini sanıp her ortamda bunu satmaya çalışan insanların bildiğinin aksine; "burası huştur" değil "burası muştur" şeklinde olan türküdür. "burası muştur" diye söyleyenleri duyduğunuz yerde yırtık dondan fırlar gibi fırlayıp "muş değil olm huş o, muş'ta yokuş yok zaten" demek yerine biraz araştırınız.
her şeyi geçtim, yemen'de "huş" diye bir yer yoktur. bunları ben nerden biliyorum? an itibariyle murat bardakçı televizyonda açıklıyor bu konuları oradan biliyorum..
Atatürk'ün her dinlediğinde gözlerinin dolduğu ve "Türk askeri'Nin ölmek için Yemen'de ne işi vardı" demesine yol açmış türküdür. Saçma sapan bir sevda uğruna ölen dedelerimizi, atalarımızı düşündükçe, içimizde duydukça o hissi; Mustafa Kemal'den farklı bir şey hissetmezsiniz. dedesi yemen gazisi biri olarak bana ondan aktarılmış olan da şudur: o zamanlar Yemen'e gidecek olan tüm askerler elazığ'da toplanırmış. Oraya asker uğurlamaya gelenler çocuklarıyla, eşleriyle, abileriyle, amcalarıyla, babalarıyla helalleşirlermiş. Çünkü gerçekten de bir daha uğurladıkları insanın dönemeyeceğini bilirlermiş. Ölmeden gelecek olsa bile aradan yıllar geçeceği için kendilerinin sağ kalıp kalmayacaklarını bilmezlermiş. Bizim saf ve iyi niyetli askerlerimizin en çok görülen ölüm şekli ise sağda solda yerlerde yatan arapların "müslüm su" şeklinde yardım istemeleri sırasında yardım isteyen tarafından meşhur arap hançerleriyle katledilmeleriymiş. Kalleşçe yani. Bu türkü hepsini hatırlatır bana.
bi türkümüz var onuda kimseye yedirtmeyiz diyerek bütün muşluların uğrunda göğüs göğüse mücadeleye girdiği türkü... zaten o çarpışmalardan sonra huş muş olmuştur.türkü bizimdir yani.
şebnem ferah tan dinlenmemelidir. giden gelmiyor kısmı eski bir aşkınızı çağrıştırıyorsa hiç dinlenmemelidir. arada atılan solalara kulak verirken dudaklarınızın arasındaki sigaradan bir nefes daha çekmemelisiniz. ve evet, evet kesinlikle telefona eliniz gitmesin. artık geride kalmış bir ilişkiye ilişkin yorum yapmak, geçmiş hiç yaşanmamış gibi davransan da baştan yazamazsın vari cümleleri sms türkçesiyle yazmanın anlamsızlığını ve gereksizliğini anlatamıyorum bile.
ikinci paragrafı yazmaya başlayınca, kendisi hakkında eski bir aşkınız ibaresini kullandığınızı görse ne düşünür acaba diye düşünmeden kendinizi alamasanız da ikinci sigarayı yakmayınız. dolapta içilebilecek alkollü bir şeyler var mı diye mutfağa gitmeye üşenmenizse bugün duyduğum en güzel şey. zira böyle zamanlarda bir biranın bile sarhoş edebilme özelliği olur.
üçüncü paragrafı bırakıp dörde geçiyorum.
he ne diyorduk, şebnem ferah tan dinlenmemesi gereken şarkıdır.
zamanında muş ve civarı bölgelerden savaş için yemen ve civarı cephelere * giden askerlerin bir daha geri dönememesi üzerine yazılmış olan türküdür. şebnem ferah yorumu mutlaka dinlenmelidir.
ortaokuldaki edebiyat ogretmenimiz, turkunun "burasi mus'tur" seklinde ogrendigimiz kisminin, aslinda "bura simus'tur" oldugunu soylemisti. Simus, yemen civarinda tepeleri olan kucuk bir sehircikmis. Yemen'in mus'la ya da elazig ile ne alakasi var sorusunu da otomatikmen ortadan kaldirmis oluyor bu aciklama.
elazığ yöresine ait türküdür.*fakat çoğu insanlarımız tarafından çarpıtılmıştır.
muş'ta yokuş yoktur.
<Nakarat 'da söylenen alo Yemendir yahut ano Yemendir deyimleri
yanlıştır. Doğrusu Eli Yemendir şeklinde söylenenidir.
Burası Huş'tur, yolu yokuştur
Giden gelmiyor, acep ne iştir.
Şeklindeki nakarat, sonradan katılmıştır. Elazığ evvela 4. Ordu, sonra da Kolordu merkezi olduğu için, en çok asker, Harput çevresinden gönderilmiş, hatta redifler bile sevk edilmiştir. Bu gün de askeri binalardan birine hala Redif kışlası denir. Çünkü "Redif Birlikleri ELAZIĞ da idi.
* Türkü, büyük sevkıyatın, haftasında, kadınlar tarafından çıkarılmıştır.
Bu sevkıyat arasında, Kel Feyzi de vardı. Güzel sesiyle uğurlayanları ağlatmıştır.> elaziz.net adresinden alınmıştır.
binlerce askerin kanının dökülmesine neden olan anlamsız bir savaşın adına yakılmış bir ağıttır yemen türküsü. anadolu halkının yıllar boyu çektiği acıların,iktidarların hırslarının nelere mal olacağını gösteren bir savaşın hikayesini anlatır yemen türküsü.