yapılan yemeğe bahane bulamayınca, "damak zevkime uygun değildi" diyerek sözde rakibini kötüleyen angutlarla dolu bir yarışma.
hayır, merak ettiğm bu yarışmaya katılan herkes gurme mi? gurme bile olsanız damak zevkiniz değil, yemeğin yapılışı, kıvamının tutuşuyla ilgilenmeniz gerekir ki bu programdaki yarışmacılar harbiden bi zikten anlamıyor. dün gece tekrar bölümünü izledim saat 2 ye kadar. kadının biri çorba hariç güzel şeyler yapmış (diyorum çünkü masadakiler yapılanları yedi) lakin sonuçta diğeleri bu kadına sadece 2 puan verdiler. ulan, hatun cillop gibi bi masa kurmuş, kendine göre güzel yemekler hazırlamış. kuzu pirzola ve kremalı patatesi herkes yedi ki zaten ızgara et alt tarafı beğenmiyecek bir şey yok bunda, ama yaşlı karı damak zevkime uymadı dedi yine. pilava şaşırmalarına ben acayip şaşırdım. madem yemek konusunda o kadar kültürlüsünüz, her boku biliyorsunuz, şehriyesiz beya pilava haşlama mısır konulduğunu nasıl bilmezsiniz? tamam yemeyebilirsiniz ama böyle bir şey ilk defa duydum demek tamamen cahilliktir. ve bu cahil insanlar herşeyi
eleştirip 2'şer puan verdiler kadına. sadece ayıptır diyebilirim.
yukarda okuduğum bir entryde bugunkü elemanın 11 puan aldığı söyleniyor, yani ortalama 3ün altında vermişler. ulan, ben akşam menüyü görebildim sadece, eğer o adam bu yemekleri hazırlayabilip onların önüne koyduysa ve yemekler yendi ise bu puanı verenlere çok fazla küfür etmek istiyorum.
velhasıl, komik insanlar hepsi. sanırsın ki, öğlen roma'da, akşam paris'te en kral şeflerin yaptığını yiyiyor bunlar.
insanların memnuniyetsizlikleri için bahane aradıkları yarışma. bu kadar yapmacıklık görmedim ben hayatımda. ahu tugba'nın meriç erkan'ı bile daha samimi yahu.
bu kadar saçmalık da olmaz dedirten yarışma. sonunda 10 değil 50 milyar da verseler bu kadar abuk subuk insana ve onların sinir bozucu yorumlarına dayanamazdım heralde. ben şu ana kadar birinin performansını beğenen bir yarışmacı görmedim.
dün akşam mert'in yemekleri yenirken, mert balığı servis etmek için arkasını döndüğünde göz göze gelip bakışmalar, alay etmeler, naim'in "bak bak yedim işte helvanı bak yiyorum" demesi de son noktadır.
ayrıca, senin evin dağınık, bilgisayar kabloları ortada diye nasıl konuşabiliyor onu da anlamış değilim. programın amacı bu mu yani düzen intizam yarışması mı yoksa yemek yarışması mı? yani düzen intizam da yemekleri servis ederken gerekir, gereklidir ama adamın evinin düzenine laf edemezsin, seni ilgilendirmez.
nika isimli, şu anda sıfatlandırmak istemediğim şahsiyet de sakin sakin durup alttan alttan naim'e gaz vermesi, onunla göz göze gelip alay etmeleri ile dövülesi karakterler listesinde en üstte.
ne olursa olsun, yarışmacıların birbirlerini kötülemek zorunda olduğu yarışma. sebebi de malum reyting.
bu yarışmayı eleştirip duruyoruz ama tüketim toplumunda yaşadığımızın bazen farkında bile değiliz. ne bekliyordunuz bu yarışmadan. adamlar önceden kurgu yapmışlar, yapmacık davranıyorlar falan. söz konusu yarışma büyük bir kanalda yayınlanmakta ve reyting uğruna bu kanalın her şeyi yapacağı belli. o halde neyi eleştirisini yapıyoruz ki biz?
ne yazık ki yarışmacıların birbirine kötü davrandığı program. yemek yapabilen birinin yemeklerinin yenmeyecek kadar kötü olduğunu zannetmiyorum. ancak puan almak ya da puan vermemek adına, yağlıydı tuzluydu diye önlerinde kuzu gibi pırıl pırıl yatan yemeği bile yemiyorlar. aslında bu türkiyeliliğe de pek uymuyor. bizler konuk gittiğimiz evlerde zarif davranmaya çalışan bir toplumun içindeyiz. yarışmanın formatı gereği eleştiri yapılacak olsa dahi bu kibarca yapılmalıydı. ancak çekimler güzel. hazırlanış aşamasında bile kötü bir görüntü yok. kameraman ve resim seçici görevini iyi yapıyor. ancak gereksiz olumsuz eleştiriler ve ayak kaydırma programı izlenebilir kılmıyor.
her yarışmacı grubunda mutlaka bi tane şişman bayan bulunan program. ayrıca hiç izlememiş birisi ilk izlediği anda grup olayına girmeye hazırlanan kişilerin bir eve toplandığını sanabilir. o derece yapmacık ve samimiyetsiz bir ortam yani bir an önce faaliyete geçelim der gibi.
son zamanlarda insanları güldürebilmeye başarabilmiş bir program olmakla birlikte rezilliklerde hat safhadadır. hayır, cebine para koyuyorlar git alışveriş yap diye; hayatında mercanın nerde satıldıgını bilmeyen adam yemekte mercan yapıyor.* sanki hergün evde mercan yiyip karides pişiriyor. garip al iki kilo kuru fasulye bir kilo pirinç patlat kuru fasulye pilavı kalan paraylada evde bir ziyafet gelsin tekilalar gitsin sarışınlar.
izledikten sonra ev arkadaşıma hadi bizde yapalım diye yalvartan program..
ha biz televizyon başında kıvranırken ordakilerinde yapılan yemeklere burun kıvırması da cinayetlik bir durum.
''naim'' denen düdük makarnasının, mutfakta bir güzel asıldığı rus kızına, sırf güzel hatun diye, yazıyla 'beş' puan verdiği yarışma. neymiş efendim, ''daha hijyenik, daha temiz bir ortamda yemek yemiş!''miş de, falan filan zart zurt...
ulen, dün gece mert'in yaptığı kaya tuzundaki balık bile, nika denen cimcimenin tüm menüsüne bile on basacakken, kalkıp da tıraştan dillemelerle, kıza fazla puan vermen gözümüzden kaçmamıştır; yazma lan kıza.
bu arada, sevgili arkadaşlar bu yarışma acayip bir derecede hayatımda yer kaplar olmuştur. işten erken çıkmaya çalışmalar, gece tekrarını izleme çabaları. yalnız, her hafta kıl mı kıl yarışmacılar bulunmak zorunda mı kardeşim? o naim denen vatandaş, herkese giydirdi de,
- damak zevkime uygun değil!.. dedi, kestirip attı. daha senetleri bitmemiş olan televizyonumun ekranına, kafa-göz dalma hissiyatı uyandıran bu vatandaşa da, ayrıyetten ''damak zevkin kadar konuş len dümbük!'' demek istiyorum.
mına godumunu, nika adlı - allah için güzel kız - hatun, pasta bile yaparkene ortasından ikiye kestiği pandispanyanın sadece üstüne krema koyup, altını deşmekle kalıyorken, bir de ''yok efendim, ben 18 yaşındayım, daha ilk defa pilav pişiriyorum!'' diye ahkam keseceğine, converse'in en lüks modelleriyle bebek sahillerindeki en taşaklı cafelerde, saatler boyunca kahveni ya da ne bileyim gloria jeans amblemli bardağından, aslen kahveyle alakası olmayan likit şeyini yudumla yavrucum sen. mustafa sandal'ın yaptığı en iyi şarkılardan biri var; bildin mi? hani şu sertab erener'in lal albümü var... heh, işte o. büyü de gel şarkısı. önce kendine gel, sonra da büyü de gel.
bu arada, yarışma, oldukça uludarası bir yol aldı. önce bir romen abimiz, ardından da bir adet rus kırması alice s adventures in wonderland.
ilerki programlarda, çinlinin birisi girsin de yarışmaya, wok içerisinde az kaşarlanmış taşak kebabı, sıçan bacağı, bir de çekirge soslu haşlama kedi eti yedirsin de, ''damak tadıma uygun değildi'' deyin bakalım.
bu kaçıncı grup, hala yarışmanın stratejisini anlayamadılar ya helal olsun diyorum başka da birşey demiyorum.
bu yarışmayı da biri bizi gözetliyor torbasına tıkıştırmaya çalışıyoruz ısrarla ve inatla, yine bişey demiyorum..
bikere:
1) burada seni oylayan o masada birlikte yemek yediğin kişilerdir abicim*, bu nedenle hiiç dönüp de kameraya oynama, salak pozisyonuna düşüyorsun.
2) seni oylayan kişiyi saçma sapan eleştirip yemeğini ağzından çıkarırsan (artis sanki her gün portakallı pekin ördeği yiyo) karşındaki adam da 1 puanı donundan çıkarır ve eline tutuşturur.
3) orijinal formata göre yemekleri kendin yapmak zorundasın, menüye "profiteröl" yazıp onu dışardan alırsan (bi de yarışmacılara söylemezsen) aynı anda pekçok şeyin daniskası konumuna gelirsin, ki bu şeyleri yazmamam daha iyi. ayrıca bu olayın yasak olması da gerekior zaten..
4'ü 5'i yazılır da fazla uzatmiyim, sonuç olarak orijinali ile yanyana konduğunda batılı bir tipin beyninde kemikleştirdiği türk modelini destekleyen, üstüne bir de cila çeken bir yapım olmuş.*
sonuç olarak yayında ve yapımda emeği geçen herkesin gözlerinden öpüyorum, sağolmakla yetinmesinler, var da olsunlar..
ilk izlenildiğinde, zamane sabah programı aydın'ın jokerleri ahu ve meriç vari bi program sanılan * ama izlendikçe ve nika görülünce "vay anasını ne güzel programmış" etkisi bırakan ve dün başvuru formunu doldurduğum program.
yalnız öğrenci yurdunda kalıyor olmam, yarışma formatına aykırı olmasa gerek.
arkadaşlarla her akşam toplaşıp izlediğimiz yarışma programında bu akşam sevgili nika nın evindeydik. aramızda birkaç abazanın bulunduğu bu grupta bir herif de çıkıp bu kız için iyi bir şey söylemedi. kız arkadaşlarımız zaten topa tutuyor hanfendiyi (!)
bu akşam yorum yapacak malzeme bol olduğundan madde madde gitmeyi uygun buldum:
* şımarıklığını ve züppeliğini market ve manavda da devam ettirdi nika.
"maydonoz istiyorum, pirinç istiyorum" şeklinde emirler yağdırdı esnafa.
* manav isteklerini hazırlarken nika hanım da soyamadığı mandalina için; "ben bunu soyamadım yaa" dedi. biz de zannettik ki mandalina sert falan ama kızın beceriksizlik abidesi olduğunu ileriki dakikalarda anlayacaktık.
* gtünü açmadan yemek yapmaya başlayamayan nika, üzerine rahat birşeyler alıp yemeğe başladı.
* başta çok prof. gözüküyordu. pilav için, pirinci ölçmeye bile gerek duymadı. bir paket pirincin tastamam yarısını tencereye boşalttı.
* 16 yaşında yumurta kırmayı öğrendiğini itiraf etti keki çırpmaya başlamadan önce, espri yapıyor sandık, meğer doğruymuş. 5 yumurtayı kırması 30 dk. buldu.
* çekim yapan ekibin fondaki eleştiri ve yorumlarına kopuyorduk ki bir anda nika nın ön elemede vermiş olduğu cevapları gösterdi program. ilk kez bir yarışmacının nasıl rezil olduğunu gözler önüne serdi ekip, onlar da baya sardılar nika ya. küçük srtük meğer ön eleme de, "çok iddialıyım" demiş.
* 5 yumurta, un ve şeker koyup çırptığı karışımı çöpe döktü sonra. mazaret olarak da yumurtaları ayrı çırpması gerektiğini gösterdi.
* bu arada pirinci kaba dökerken, tezgahta gezinen karınca da kameralara el salladı.
* sadece pirinci ıslatarak ve yumurtaları çırparak 1 saati boşa harcayan nika; "tamara" adlı yardımcı kadını çağırdı!
" sen yumurtaları ordan al da" diye başlayan emirleriyle hepimiz şok olduk. bugüne kadar herkes iyi - kötü kendisi birşeyler yapmaya çalışmıştı ama hatun resmen şike yaptı yardım alarak. aslında diskalifiye olması gereken bu yarışmacı bir de bu "tamara" olayını arkadaşlarından saklayacağını söyledi. tamara yı da tembihledi.
* hayatında hiç konserve açmayı bilmediğini de öğrendik nika nın. tamara yetişti ona da.
* maydanozun salataya konulup konulmayacağını bilmediğini ve kırmızı lahanayı salatada tercih etme sebebinin şekli olduğunu öğrendik.
* kırmızı lahanayı ortadan ikiye kesemeyecek kadar güçsüz olduğunu da vurguladı yarışmacı. neyse ki tamara güçlüydü!
* başka neler öğrendik nika dan; 5 kişilik pilava 1 pkt. margarin konması gerektiğini,
* hayatında hiç ete dokunmadığını,
* burcu adlı yarışmacının kendisini hiç sevmediğini düşündüğünü (ne alakaysa),
* pilava tuzu, pişdikten sonra konması gerektiğini,
* şamdanı kırdığındaki beceriksizliğini vesakarlığını da "nazar" diye kapatmaya çalışacağını,
* naim in gözünde nika nın bir hanımefendi olduğunu, onu çok alçakgönüllü! bulduğunu öğrendik.(resmen kıza yazdı)
* yarışmacıların bu akşam toplam 1,5 pkt. margarin tükettiğini gördük ayrıca.
* nesrin in konuşmak için bu geceyi seçtiğini ve artık susmayacağını anladık bu gece.
* salatanın, bir yemek yarışmasında çok önem arzettiğini,
* naim in, kötü kadınlar gibi dedikodu yapabildiğini de görmüş olduk bu gece.
gecenin sonunda puan bakımından naim tahmin ettiğimiz gibi, nika ya 5 gibi hiç hak etmediği bir puan verdi. eleştirmeden saniyesi geçmeyen naim efendi (hanımefendi) dut yedi bu gece. hiç eleştiri yapmadı. (sonraki günlerde içgüveysi gelmek ister gibi bir hali vardı sanki)
nika gecenin sonunda >11< puan alarak mert ile berabere kaldı ki bu resmen adaletsizlik.
sizce nika misafirler gittikten sonra ne yaptı dersiniz? anlatayım:
nika misafirleri uğurladı ve üst kata çıkarak sıcak bir duş alıp bu geceyi unutmaya çalışdı. uzun bir süre mutfağa girmedi. yemeğini odasında yedi bir süre. o gece de, mutfağın toplanması ve temizlenmesi de tamara ya kaldı. *
evlendiğinde de aynı mert in mutfağına benzer bir mutfağa sahip olur kesin bu. hangi mantıkla ve cesaretle bu yarışamay katıldığını çözemediğimiz için
>1< veriyoruz nika ya. o da, uzun sarı saçları için.
yarım saattir izliyorum ve dayanamayarak yazmak istiyorum. ne kadar iğrenç bir yarışmadır arkadaş bu? bir sürü aptal insan, o kadar aptalca şeyler hakkında zaten kıt olan zekalarını harcıyorlar ki, rezalet ya işte. cümleleri toparlayamıyorum, o kadar rezalet...
her şey bir yana zengin bir rus p.çi olan nika adlı ergenin nasıl da baba parasıyla memleketimde hovardalık yaptığına şahit olduk.
t.p naim nikaya asılıyor ancak boşuna... t.psun olum sen.
mert delikanlı bir çocuğa benziyor, temiz , saf.
o yaşlı bir teyze var... sanki ortadan ikiye yarılıp uzaylıya falan dönüşecek gibi.
burcu kızımız da memleket gibi hatundu bugün. hiç fena değil.
not: mert isimli erkek yarışmacı dün - hijyenik ya da değil- envayi çeşit yemek yapabilirken, nika isimli kız yarışmacı - kız olmasına , yardımcısına ve cakasına rağmen- resmen s.çtı. hatta sıvadı.
insanların hava atayım derken rezaletin fevkaladesinin fevkine doğru nasıl yol aldığını da gördük bugün. ancak nika adlı şımarık ergen bu cümleyle bile ne demek istediğimi anlamayacaktır kanımca. ve diyecektir:
bu programı izleyen insanlar olup olmadığını merak ederken ikiyüz küsür entryi görünce tırstığım ve aynı insanlarla aynı ülkeyi paylaştığım gerçeğinin suratıma koca bir şamar gibi vurmasıyla ayıldığım inanılmaz program. bir level üstü saçmalığı düşünemiyorum bile.