show tv nin artık bokununu çıkardığı yarışma ulan saat beşte dünün programını gösterdiniz sonra sekizde yine gösterdiniz dokuz oldu yine bir özet gösterdiniz bu kadar olurmu kurtlar vadisine döndü.
"sahra" isimli, kendini herkesten üstün görme hastalığına yakalanmış, ingiliz kraliyet ailesi mensubu falan olduğunu düşündüğüm itici teyzenin, seyirciyi de, diğer yarışmacıları da hasta ettiği yarışma. kocasına ve yakın çevresine sabır diliyorum.
ümit isimli yarışmacının ıssız adam olduğundan şüphe etmekteyim. lokanta işletmecisi olması, sessiz ve gizemli halleri, bir de nil'e kur yapması tezimi güçlendiriyor.
ekonomik kriz varmış, millette para yokmuş, küresel ısınma varmış, elektrik tasarrufu yapmak gerekiyormuş vs. gibi şeylerin yarışmacıların s.kinde * olmadığı program. ayakkabı ile evin içinde dolaş, ye, iç, eğlen, dans et, çiçek yapraklarını evin ortasında yerlere serp..
hepsinin evi lüks, hiçbirinde floresan denen lambadan yok, elektriği hayvan gibi sömüren sarı lambalardan var.. en az 100 wattlık ve hiç sönmüyor, her daim açık. lan olum bi söz var "luzumsuzsa sondur" diye. evin adresini bilsem ben gidicem söndürmeye o kadar sinir oldum.
fantastik yarışmacılara sahip bilim kurgu * yarışma. malum tatilde evdeyim ve can sıkıntısından televizyon başında zaman öldürürken keşfettim bu güzide yarışmayı. aslında yazılacak çok şey var ama naim denilen canlı beni benden aldı. gri eşofman altı çoğu kıza bu kadar yakışmazken, ceylan gibi seke seke giden bu arkadaş nike, adidas reklamlarında oynamalı.
bana sorarsınız hangi bölüm seni en çok etkiledi diye * naim'in bayram özel programında ev sahipliğine soyunduğu bölüm fantastikti bence. bale yaparak yemekleri sundu. burasına kadar normal diyebiliriz ama pilavın üstündeki şehriyeleri kıtırdayışı, o anki surat ifadesi beni 5 dakikalığına hipnoz etti.
peşin not: yanlış anlamayın lütfen çekici değil ama tarif edemiyorum o anı. belki biraz tırstım.
insanları tanımlarken "yemekteyiz" sıfatını hayatımıza sokmuş bir yarışmadır. ne zaman "yemekteyiz haydar" ve türevi başlıkları görsem iki samimi arkadaşın yemek enstanteneleri ie ilgili bir başlık olduğunu düşündürüyor bana.
tanışma anında: "aa ben de mihriban, memnun oldum. çok şık olmuşsunuz bu arada, sizin gibi bir insanı grubumda görmekten şeref duydum valla. iyi anlaşıcaz bence" diyen insanlar, 48 saat sonra "neydi o karnıyarığın hali ? neresi yarıktı onun, menüye karnıyarık yazmışlar ama yarık falan görmedim ben. çok rezildi yani. ayrıca bıçağım 45 derecelik açıyla duruyordu, simetri takıntım var benim, iştahımı kaçırdı o görüntü. serap hanımın bunu bilmesi gerekirdi benceeğğğğ. ayrıca yemek de bok gibiydi, eline sıçayım serap hanımın, kıçıma kaş göz çizsem daha güzel yemek yapar." tadında yorumlar yapan kişiliksizler barındıran yarışma.
yarışma
yarışanları en iyiden en kötüye doğru sıralama amacına dayalı bir düzenlemedir.
birinci olan en iyi ise o yarışmaya kaçıncı kez katılıyorsa yine de en iyidir ve birinciliği hak edendir.
sen geçen sefer birinci oldun bu kez başkası birinci olsun mantığı ile yapılan şey yarışma olmaktan çıkar ve o düzenlemeye artık siz ödül dağıtma filan demelisiniz. ki böyle deseniz bile ödülü dağıtmanın kıstası nedir şeklinde cevaplanması gerekecek bir soru olacaktır.
kıskançlık gibi haris bir duygudan çıkan bu düşünce basit ve geçersizdir. bu düşünceye sahibi otuzuna gelmemiş biri olsa bu kadar önemsenmez ve bir çoğu; "çocuktur, bencillik ve kıskançlıkla düşünce hatası içinde" der geçer. ama, mantığın yaşa paralel gelişmediğini hatırlatanlar; bu mantıksız fikri söyleyen ve bu fikre destek çıkan her iki kişi de, ellisinin üzerinde.
notumsu: kişi akıl ve mantık sahibi ise yaşı ha 7, ha 70 değişmiyor, doğruyu görüyor. yedisindeki, yetmişini yaşayana hatasını gösteriveriyor. akıl yaşta değil baştadır. tekrarlanan tecrübe ile perçinlenen doğru.
notumsu: yetmişli yaşlarda gösteren, bitki uzmanı sahra hanım; her konuda en derin bilgiye sahip olduğunu vurguyla göstermekten çekinmeyen bu hanıma birinin mantık hatasını ve bencilliğini hatırlatması gerek diye düşünüyordum ki, jeneriklerden gördüğüm bu gece sofrasında yaşanacaklarla gönlünün ekmeğini yiyecek olması. "balık bilmezse halîk bilir" noktasını izleyecek görünüyoruz.
sahra hanımın evde goril beslediğini öğrendiğimiz yarışma. o ne lan öyle her tabaktan kıl çıktı. elleriyle ayağına dokundu sonra aynı ellerle salataya yoğurt koydu.
edit: ya da o kıl bunak teyzenin topuzundaki tokamsı nesneden de düşmüş olabilir bak.
masada kıl gören bir yarışmacının bayıldığı, bunu gören diğerinin zırladığı, üçüncüsünün özür dileyip durduğu ve en sonunda dördüncüsünün eah eytere bea diye sitem ettiği kurmaca.
(bkz: ahahahaha ben buna gülüyorum ya)
türkiyenin en soylu ailelerinden gelen, saray terbiyesi ile büyümüş muhteremlerin yemek üzerine döktürdüğü proğram. yer sofrasından masaya, cacıktan şaraba terfi etmiş insanların sidik yarıştırması yada.