Oyuncu kadrosu, senaryo ve müzikleri harika olan yerli dizi. Geçmişe özlem duyan insanlarin cok sevdiğine eminim. Her yil en az bir defa bastan sona izlerim. Yer yer Oktay Kaynarca bile sempatik gelir, öyle efsanedir.
Kendimizden bir şeyler bulduğumuz her şey bizim oluyor bu hayatta. işte bu da öyle bir şey. Öyle bir mahalle ki bu mahalle, öyle insanlar var ki bu mahallede tamam diyorsun ben de burda ordayım aslında. Kimi zaman Ömer, kimi zaman Önem, kimi zaman Olcay, kimi zaman Ayşe, kimi zaman Ali, kimi zaman Ferhan, kimi zaman Doğan, kimi zaman Serhat, kimi zaman Duru, kimi zaman Berber Remzi, kimi zaman Gülşen, kimi zaman Sabri Usta, kimi zaman Pembe, kimi zaman Rüstem oluyorsun. Buraya herkesin adını yazmak çok zor. Onlar bizden, biz onlardan olduk. Mahallenin romanı aslında biz olduk. Sevdik, sevildik bu hayatta. iyi ki demediğimiz her şeye aslında sonradan iyi ki dedik. Bu içten, bizden senaryo için Ali Ulvi Hünkar’a binlerce teşekkür. Oyuncular ve set ekibine ve mahalle sakinlerine binlerce teşekkür. Bu dizide olan ama şimdi aramızda olmayan herkese gani gani rahmet.
- anlatma bana yusuf. serseri bir gezegenden ne farkın var senin? bu gençliğinle, kuvvetinle ne yapacaksın çok merak ediyorum.
+ ne mi yapacağım? bir gün bütün gücümle aşık olacağım. işte o kadar!
mazinin, güzel günlerin, samimiyetin özlemiyle sızım sızım burun sızlatan yeditepe istanbul... iyi ki bu topraklarda var olmuşsun, iyi ki geçmişsin zaman denen zalim çizgiden bu tarafa.
Yıllar geçse de, üstünden sayısız tv. dizileri geçse de, dizilerin en kralı, şahı, unutulmazları arasındaki yerini kaybetmeyecektir.
Tıpkı süper baba gibi.
Ekmek teknesi gibi.
fazla anlatmaya gerek yok izleyince insanı derinden etkileyendir. . trt nin trt, mahallenin mahalle olduğu zamanlar işte. berber remzi nin aşkı parklardaki jetonlu tahta ata benzetmesi, evin bahçesinde duran sandalın içine zulalanan viskiyi açıp içen olcay ın efkarı, önem in televizyon doktoruyla gelmeyecek korkusuyla görüşmeye gitmemesine havva ananın getirdiği yorum ilk bölümlerden akıldan kalan sahneler. ayrıca diyalogları fenadır.
8. bölümden aktarıyorum:
yusuf- gunaydın!
havva ana- ne günaydını sana gün tabi yeni başlıyor.
yusuf- yok aslında daha erken uyandım ben ama şeyden sonra...
havva ana- anlatma bana, serseri bir gezegenden ne farkın var senin?
yusuf-...
havva ana- bu gençliğinde, kuvvetinde nabacaksın çok merak ediyorum?
49 bölümlük baş yapıt. istanbulda sebebpsizce balata düşürürdüm yolumu sırf diziyi yad etmek için. çok arayıp sonunda dizideki evi bile bulmuştum. işte o ev:
O yıllarda televizyona yansıyan işlerde kalite kokuyordu. Şiir gibi akıp giden bir diziydi. Karakterleri bizdendi. Belki de herkes kendinden ufak birşeyler yakalayabiliyordu. Kendimi Yusuf gibi serseri, bir baltaya sap olamamış ve şair ruhlu; Ali gibi eski bir militan, derinlerde yaşanmışlıklar saklamış deli bir adam gibi gördüğüm içindir belki de... Dizinin ezgileri dahi insanın içine işliyordu...