her sabah dokuzu beş geçe beni ekran başına kilitleyen bir trt klasiği dizidir. tekrar tekrar izlense bile bıktırmayan senaryo ve oyunculuğuyla gönlümde ayrı bir yeri vardır.
Oya Yücenin hayalgücü Walt Disney'e rahmet okutacak mertebededir kimi zaman. 7 numaradaki 7 karakterin hepsine tek tek ayrı gıcık olabilmenize rağmen biraradalıkları ve etkileşimleri bu kadar mükemmel olur ve güzel işlenir. Senaryosu kurgusu sınırlı bütçesine rağmen öte oyunculuğu ile kalplerimize girmiş dizidir. 75. bölüme kadar tekrar tekrar youtube'dan izlenebilir, izlenmelidir de.
kelimelerle anlatılamayacak bir diziydi gerçekten. koçları, piliçleri ile adeta ölümsüzleşti.
armağan ve haydar'ın birbirlerine açıldıkları sahne ve söyledikleri sözleri unutmak ne mümkün:
haydar: hiç görmeden bildiğim, görünce tanıdığımsın, yanımda yokken sen bende varsın, yanımda varken ben sende yok oluyorum.
...
haydar:bir parçamsın ne demek armağan?
...
armağan: bir türlü yol bulup da yüreğimden dileme gelmeyen o cümle demek... seni seviyorum haydar demek...
sımdılerde aynı sıcaklıgı canım aılem dızısınde buldu televızyon seyırcısı... ama sankı bu dızının baska bır tadı vardı, baska bır havası, baska bır samımıyetı... hepımız ordakı karakterler gıbı davranabılıyorduk cogu zaman... tamam bıraz abartılıydı ama belkı de bu yuzden sevdık, sardık, sarmaladık...
su sıralar feysbukta gezen bır kesıtı var yaklasık bır bucuk dakıkalık;
"Sıfır bir değer değildir. Bir sayı bile değildir. Anca başka bi sayının yanına gelince değer yaratır. Tıpkı sevda gibi. Sevdanın da tek başına bi değeri yok. ille de biri olmalı. Sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır, sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür."