daha dün gibi gelen zamanlarin bir ömür süresince oldugunun kafaya dank etmesidir yaslandiğini anlamak.
uzun vakitler görmediği ilk okuldaki sira arkadasini gördüğü vakit kim lan bu diyip hatirlamaya calisirken kendisini ebelemektir.
sık sık ölümü ve nallari diktikten sonra ne olacak diye yakalamaktir hatta kendiölümünü hayalen yasayip kafadan bitirmesidir yaslandiğini anlamak.
geleceği pek umursamamk, gecmişi pek düsünmemek sadece dkafayi dinleme el bos durmasin diye bir ugraslarla ömür gecirebilmeyi istemektir yaslandiğini anlamak.
ne dünya malı umrundadir, ne de onun getirdikleri ne de zart zurtlar.
sadece direk gibi bakarsin hafif bir tasak gecermiş gibi birazda hergelece bakarsin ve dersin için için:
belli bir tarihten bahsederken "20, 25 yıl önce" diyebilmek, sonrasında da gerçeği idrak etmek. 24 yıl önce ilk okula başlayan ben artık uzuuuuun yıllar önce diyebiliyorum. *
tanıdığımız, bildiğimiz hiç yaşlanmadığı düşündüğümüz özellikle bayan ünlüler; kollarını kaldırdıklarında koltuk altlarının bıngıl bıngıl salladığını görüyorsanız... işte asıl nokta budur. O kadın yaşlanmıştır. heryer estetikle kapatılabiliyor ama orayı nedense es geçiyorlar. ve o manzarayı görüp anında soğuya biliyorsunuz.
eskiden gülünen espirilerin daha cocuksu oldugunu farkedip, artik gülmemeye baslamak.
toz pembe gibi dünyada yüzerken; bir anda ev kirasi, elektrik, su faturalariyla yüz yüze gelip, gercek dünyaya cakilarak; bir an kendine gelmekle anlasilan ergenlik dönemi.
Empati kuruyorum; bebeklik fotografina bakip o fotograflardaki cocugun kendisi degilde torunu olarak goruldugu an olabilir. Benimkisi sadece empati, o cocugu kendim olarak goruyorum yani daha yaslanmadim o kadar. Simdi sozluk abileri ablalari dusunsun. *
- Gittiğiniz konserde yaş ortalamasının sizden 10 yaş küçük olduğunu fark etmeniz.
- ilk maçını hatırladığınız futbolcunun jübilesini izlemeniz.
- Yaramazlık yapan çocuğun annesinin "bak yaramazlık yaparsan teyze/amca sana kızar" demesi.