yaşadığını zanneden çoğu insan ya geçmişine saplantılı, ya da geleceğin paranoyasında. ama yaşadığını sanan en büyük çoğunluk, çevrelerinde yaşayanların figüranları aslında. bilmeden, farkında olmadan başkalarının hayatlarını yaşayanlar...
işte bizi diğer canlılardan ayıran bu özellik, insan olmanın patolojisi sanırım. anlamsa canı burnunda, hep bir araf hali olsa gerek.
/ıstırap ve ölüm kaçınılmaz. aslolan derin bir şekilde yaşamak ve kendini gerçekleştirmek, ölümlü hayata şahsi bir çeşni vermekti./
derin yaşamak ve kendini gerçekleştirmek, işte yaşamaya dair ne varsa bu kelimelerde onu bulabilmek mümkün. bir emeliniz olmalı, Japonların ikigai felsefesi de dahil bütün kadim medeniyetlerde bu vardır. bir uğraş, bir tahayyül, bir hedef olmalı.. yaşamak için!
Güzel yanları da vardır tabi. Bahar dalları, kuş cıvıltıları, deniz dalgaları, gün ışığı, bir tebessüm, birine aşık olmak, şefkatli anne kolları, yeni doğmuş bir bebek falan.
Bunlar yaşamak dediğimiz şeyin yüzde kırkıysa yüzde altmışında da hüzün hakimdir. Birilerinin cenazesini kaldırmak, kendi ölümünü hayal etmek, yalnızlaşmak, anlamsızlaşmak vs.
Mutluluk içinse çoğu zaman salak olmak, fazla felsefe yapmamak, düşünmemek, olduğu gibi yaşayıvermek, başkalarını ciddiye almadan hep kendine yontmak lazımdır. Tekdüze bir insan değilsen yaşamak bir işkence gibi gelir. Çünkü yaşam fazla sorgulamaya müsait değildir.
oruç aruoba'dan küçük bir alıntı bırakıyorum. çünkü bakınız,ne de güzel söylemiş;
yaşaman,yaşamın yükünü yüklenmen olacak.
"Yaşamın, kendi kendine ağırlık haline getirdiğin
şeylerin altında ezilmenin süreci olacak.
Yaşamı 'hafifçe' yaşayabilseydin, yaşamın olayları da
uçup giderler, sana yük olmazlardı — ama o zaman da,
uçucu, boş olurdu yaşamın. Bu yüzden, yaşadığın her olayı
'ağır'laştıracaksın; ki uçup gitmesin, omuzuna çöksün;
sen de onun yükünü taşıyasın.
Yaşaman, yaşamın yükünü yüklenmen olacak.
Yaşam, yükleneceğin yüktür.
Yaşamın, yükündür."
Zor zanaattir.zorluklarla doludur.ben oyunu very hard mode falan açmışta olabilirim bilmiyorum.
Şaka bir kenara hayatınızı geçici zevklerle değil üretmeyi öğrenerek geçirin.fazla tüketim insanı da tüketiyor.