sevgili ile hayalı kurulan hedelerden sadece biri.
hayaller genelde hayalde kalıyor ama.
sevgili üşümesin diye yağmurdan kaçarken yağmurda öpüşmek de unutulup gidiyor. *
dışarıda yağmur yağarken evde yapılırsa hem popomuz kuru kalır hem de amacımıza ulaşmış olmaz mıyız? Romantik olacağız diye zatürre olmaya ne gerek var?
romantik olan olmayan her dizi ve filmde olan sahnedir. ulan bir fakir adamların yedi yirmi dort taksi kullanmasını, bir en boktan kızların bile her haliyle sevenin olmasını, bir de işte bu bitarafları donarken öpüşen çiftleri anlamak çok zor bu tv sektöründe.
20'lerinin başındaki üniversiteli çift, bir akşam üsküdar salacak sahilinde el ele dolaşırken birden şiddetle başlayan yağmura hazırlıksız yakalanmışlardır. kendilerini bir mekana atmanın telaşında istanbul'un yağmur altındaki güzelliğini bile fark etmeden hızlı hızlı yürürlerken çocuk aniden kızı durdurur, kendine doğru çeker, yağmur altında öpüşmenin romantikliğiyle ilgili sözler fısıldar ve onu ne kadar çok sevdiğini söyler. kızın önce hoşuna gider fakat sonra suratına yapışan saçlarının, yağmura uygun olmayan ayakkabılarından giren sularla sırılsıklam olan ayaklarının verdiği rahatsızlık, ıslanan kıyafetleri ve üşümenin etkisiyle "hasta olacağım" diye söylenerek çocuğa trip atmaya başlar. sonraki birkaç saati de sanki yağmurun yağması çocuğun suçuymuş gibi somurtarak geçirir ve birbirlerini görebildikleri o sınırlı zamanın içine eder.
erkek kişisinde bu çok romantik hareketinden sonra hareketlenmeler başlar fakat kadın kişisi o an " acaba saçlarım nasıl görünüyor? ay tam bir maymuna dönmüşümdür şimdi! makyajımda aktı! bu öpüşme bitsin de hemen beni görmesine fırsat vermeden gideyim" şeklinde düşünür. sonuç beklenilmemesi gereken eylemdir.
sözkonusu eylemi yaşadığınız sevgilinin ayrıldıktan sonra bile sizi unutamayacağını bildiğinizden anlamsız bir duyguyla içinizi kemiren olaylar bütünüdür. hüzünmüdür? yoksa mahçup bir gururmudur? kişiye göre değişir.
filmlerde sık görülen bir durum. herkes bi kere olsun böyle bişey yaşamak ister sanırım. böyle tam kavga etmişsin ağzına geleni saymışsın falan çıkıp gidiyorsun öfkeyle ama o da ne şakır şakır yağmur yağıyor, yağız delüganlu arkanda dur gitme diyor sarılıyor ve çakan şimşeğin sesiyle yapışıyor, ya da şöyle de olur gene kavga edersin * gene sayarsın düz gidersin, bi tokat yersin ya da sen patlatırsın sonra arkanda mutlaka bulunan bi duvara yapıştırılır öper ya da öpülürsün. **
dingin ruhumun
tınazını susturan ve aç çocukların
iniltilerini, bu yüreğimize yürüyen
yağmur,
gecenin yağmuru
dindi.
bütün bir gece
düşman pusularına, vişneliklere
ayağı çaputa sarınmışlara
kör bir kuyuya ve dinamite
inen bu yağmur
gecenin
yağmuru
söndüremedi
pırnal ateşinin soluğunu.
kozalak yaktım ben de
sessizlikte -
ömrümün kozalaklarını
küllere sıvanmış
baştan başa dolaşıp
ağrıyan ormanı.
yağmur dindi sevgilim bak dinle
her şey dindi, acıysa dinmemiş halde.
pek çok tadı aynı anda tatmak demektir. sevgilinin tükürüğü, yağmur damlaları, terlenmişse sevgilinin teri ile birlikte toprak kokusu, ıslak beton kokusu vs.