Diğer insanlar bi kenarda yağmurun dinmesini beklerken en iyi arkadaşınla caddede onlara inat yavaş yavaş yürürken yağmurun dinmesine kadar gecen sürede kişinin ıslanması.
ayrı bir keyiftir. insan bunu sevdiğini aniden yağmura yakalandığı anda da keşfedebilir. yalnız ya da birlikte ıslanırken yaşadığının gerçek kanıtı, hissetmenin en yoğun olduğu anlardan biridir. insan bilir ki doğal olan her şey güzeldir. doğal olan ise güzel.
koşuşturuyoruz, uğraşıp çabalıyoruz, hep yoğunuz, her an bi işimiz var. ama hiçbirşey yaptığımız yok. aklımızda hep istekler var. arzular var. şunu da yapsam, bunu da yapsam diye planlar var hep kafamızda. o zaman biz kendimiz için hiçbirşey yapmıyoruz. ya ailemiz için , ya gelecegimiz için yada saçma sapan hırslarımız için bişeyler yapıyoruz hep. bedenimiz için yapıyoruz. bedenimizi besleyip, giydirip, yedirip, içirip, gezdiriyoruz sadece. ya ruhumuz? ona ne verebildik? yada onun için ne yapabildik. ne zaman sadece hoşumuza gittigi yada bizi rahatlattığı için bişeyler yaptık. çok nadir. yada yok..
öyle anlar oluyor ki ruhumuzun ne kadar aç oldugunu, gün içinde koştururken ansızın bastıran yağmur sayesinde anlayabiliyoruz. yağmur yağıyor, ıslanıyoruz ama içimizden bi ses kaçmamamız için bize öyle bi baskı kuruyor ki, ıslanmamak ve ıslanırken hafiften sırıtmamak elde degil.
yagmur yağarken bilerek ıslanmak ruhumuzu besleme yoludur. tıpki sözlük gibi. sözlükte girdiğimiz entrylerin iyi oylanması gibi. ama ben genede yağmurda bilerek ıslanmayı hiçbirşeye degişmem..
çocukken üç dört velet olarak kolkola girip, yağmur sularına önüme çıkana bir tekme, önüme çıkana iki tekme diye saçmalayarak tekme atarken yaşadığımız, bilinçdışı ama bilerek yapılan budalalık.
Yazın, yağmurda futbol oynamak ayrı bir zevktir. Çimlerde kayarsınız, deterjan reklamlarındaki hayta çocuklar gibi pislenirsiniz ama eve gittiğinizde hissettiğiniz mutluluk dünyalara değer.
onca koşuşturmanın ortasında verilen bir mola gibidir. ruhu dinlendirir. teninize düşen her damlada ruhunuzun biraz daha arındığını hissedersiniz. insanın içe dönüşleri çoğu zaman hüzünlü olmasına rağmen, yağmurda ıslanarak çıkılan içsel yolculuk garip bir haz verir insana nedense. saçma gibi görünsede her insanın yaşaması gerekir bence.ama özellikle yalnız olunması tavsiye edilir.
insan kendini bilmediği, bilemediği, kendisinin kendisine unutturulduğu durumlarda yapar bunu. eriyip gitmek, sulara karışmak, okyanuslara dökülmek ister. her parçası birbirinden en uzağa gitsin, dağılabildiği kadar dağılsın ister. bir daha yaşayamasın, bir daha düşünemesin, bir daha konuşamasın, bir daha hissedemesin ister. onun için kalır yağmurun altında.
yağmur yağabildiği kadar deli yağsın ister..