Sevebilme kabiliyeti kadardı.
Sonra bir gün dedik ki;
Şiir yazmayalım artık, şiir olalım.
Olmadı.
Bir hikaye daha yazılmak uğruna feragât etti gerçekliğinden.
Sevmeyi bilmiyoruz, yazmayı bildiğimiz kadar.
kaygılardan arınmadan yapılması mümkün olmayan eylem. eğer bir şey uğruna yazıyorsan olmuyor. cümleler kurulup, birbirine bağlanmıyor ruhunda. hep bir eksiklik hissediyorsun. kendini bırakma hali boşluğa sadece yazabilmek.
"yazmazsam çıldıracaktım." diyor Bilge Karasu bana. sen neden yazmıyorsun artık, diye soruyor. elinde bir bira. kucağında bir kedi.
ben neden mi yazmıyorum. neden yazayım ki? birine anlatmak için mi yazayım? okusunlar diye mi yazayım? kendime mi anlatayım? ne gerek var? kendime anlatıyorum zaten istediğim vakit. çoğu zaman istemediğimde de anlatıyorum. ne gerek var kayıt altına almaya? başka bir vakit kendime hatırlatmak için mi? hatırlanacak bir şey değil bunlar. sen çıldırmamak için yazıyorsun ya, hah işte ben çoktan çıldırdım. artık gerek kalmadı yazmama.
Yazın sayın yazarlar. Ne düşündüğünüzü yazın, bugün ne yaptığınızı yazın. Çünkü yazılmamış yaşam parçaları unutulmaya mahkumdur. Belki bugün unutmazsınız, belki yarın da hatırlarsınız fakat bir gün fark edeceksiniz ki unutulmuş.
bilinmesi istenilenlerin okunur hale getirilmesi eylemi. duyguların düşüncelere, düşüncelerin parmaklara aktığı eylem. kalem kullanırsınız ya da kullanmazsınız, bu sizin bileceğiniz bir iş. salatayı zeytin yağlı tercih edip etmemekle benzer bir tercih. lakin her ne olursanız olun yazmalısınız. çünkü yazdıkça özgürleşiyor insan.
Şöyle bir bakıyorum da 3 senedir bu sözlükte yazıyorum. Eski hesaplarıma birlikte 20 bin küsür entry girmişim. Diyorum ki Buraya yazmak yerine roman yazsaymışım hem ünlü bir yazar olur hem de harçlığımı çıkartırmışım.
başlamadan önce "ne yazacağım acaba?" diye düşünürdüm bazen. aklıma herhangi bir fikir gelmese bile ilk kelimeyi yazdıktan sonra zihnim mantarı patlamış şampanya gibi kağıda akmaya başlıyor. sadece ufak bir eşik enerjisi gerekiyor onu kıvama getirmek için.
düzgün ve okunaklı olan yazım artan zihin boşalmasıyla birlikte zamanla coşuyor ve hızlanmaya başlıyor. bir orkestra şefi gibi ellerim kağıt üzerinde oynamaya, titremeye başlıyor ve onları kontrol edemiyorum; ellerim, aklımdan akıp giden düşüncelerin hızına yetişemiyor. bazen de yerimde duramıyorum. oturduğum sandalyede kıpırdanmaya başlıyorum; sanki zihnimin coşkun bir şekilde mastürbasyon yaptığına şahit oluyorum.
her şey sona erdiği zaman bitkin bir şekilde yaslanıyorum sandalyeye ve eserime bakıyorum uzaktan. beni yoran, çılgına çeviren ve iç dünyamdan dışarı fırlayan yaramaz çocuğu seyrediyorum.
ufak bir gülümseme ile defteri kapatıyorum ve bir sonraki yazma eylemi için ruhumu dinlendirmeye başlıyorum.
Gelip yazıyorum burada. Başka çarem yok içim öyle sıkılıyor ki. Kafamı kesseler canım acımazda insanin abisi olunca operasyona gidecek olan. Canı öyle bir yanıyor ki allah kimseye yaşatmasın.
Ben daha çok mutsuzken yazıyorum, icimdekileri bazen hickimseye anlatamıyorum. Zaten anlatsam da anlamazlar. insanın kalbindeki fırtınaları kelimelerle anlatması mümkün değil zaten.
Şu an yazdığım her şey hülya Avşar'ın konuşması kadar itici, gereksiz ve boş geliyor.
Bi anda hayat enerjim tükendi, nietzsche'nin üstinsan dediği kavrama varmak isterken yıkık biri olmuş gibi hissediyorum.
Ay neyse keşke burada da ekşi'deki gibi duyuru olsaydı, hep birlikte beni düzeltmeye çalışırdık.
yazmak sadece bu işin ehli olanlar için değil, herkes için bir rahatlama, kendini tanıma ve düşünme aracıdır. yazdıkça okumaya ihtiyaç duyacaksın. okumaların senin düş dünyanı kabartacak ve düşüncelerinle harmanlanacak. yazdıkça kendini tanıyacaksın...
herkesin kendine ait bir şiir defteri olmalı mesela, olmalı ki duygu ve düşünce dünyasını kendine açabilsin. kendini tanımadan, bilmeden sen olamazsın. kendine ben demek için sendeki beni tanıman gerekir. ancak kendini tanıdıkça, bileceksin iyini ve kötünü..
sizden geçti belki ama ya çocuklar... onların daha okuyacak ve yazacak çok satırı olacak. özendirin yazsınlar, sevdirin okusunlar. okuyup yazdıkça yani düşündükçe gelişimleri hızlanacak ve öz güvenleri artacak. kendilerini ifade edebilme kabiliyetleri arttıkça hayatı daha güzel okuyacaklar. sonrası iyilik güzellik...