Nasıl vereyim yarınımı sana,
Maziye dair hatıratım sende kaybolmuşken,
Zamanın aynasında akseden hüznümle,
Mahzun gönlümde bıraktığın izler silinmezken.
Dünümü alıp götürdün sessiz sedasız,
Her anı hüzünle yoğrulmuş bir hayal şimdi.
Viran olan ümidin köşkünde,
Sensizliğin sahrasında kaybolmuş bir ömür.
Ferhat gibi dağları deldim de nafile,
Kerem misali yandım aşkın ateşinde.
Lakin ne hazan yaprağı kaldı elimde,
Ne de baharın müjdeli sabahları.
Vuslat ümidiyle yanıp tutuşan kalbim,
Şimdi virane, şimdi sessiz bir han misali.
Aşkın harabelerinde saklı kalan,
Gelecek mi, belki de geçmişin bir yansıması.
Ey sevgili, sen ki dünüme sahip çıkmadın,
Yarınlarımı nasıl vereyim sana,
Bu gönül yorgun, bu gönül yaralı,
Bir daha nasıl açılır umut kapıları sana?
Figan eyledim gök kubbeye, lakin nafile,
Maziye dair izlerinle avundum.
Gönül defterinde kalan izler,
Şimdi bir hatıra, bir yadigâr yalnızca.
Zaman aktı geçti, nehirler misali,
Seninle kaybolan dün, bir daha dönmez geri.
Şimdi soruyorum kendime sessizce,
Nasıl vereyim yarınımı sana, nasıl?
Ne dersin hey akıllım.
Sanma alemin kir pasına kapıldım.
Sade öyle sanmada fikirsiz muradın.
Değmez bu yalana ettiğin, iradın.
Hakk'a harca özünü, dinsin feryat figanın.
Kul olmaz günahsız, kendini ne sandın.
Bir et kemik içinde onmaz BEN varım.
Üfledi BEN'i tene, ayırdı, olmaz hiç kârım.
Alemde yek O'dur BEN'im medarım.
Kimi sorar: Nedir be hey, günah sevabın!
Kim olursun ki; derdi düştü içine akıllım.
Yek olandan geldim, kuru bir Can'da turabım.
Şeker pembesi rüyalarda;
çubukta takılı pamuk şekerin enfes tadında;
çocukluk kaygıları kağıt helvaların son ısırıklarında...
BULUTLAR ÇOCUKKEN,ŞEKER GiBi PEMBE MiYDi ACABA?
Bir lunaparkın tahta atında ya da hiç değilse bir iZBE MAHALLENiN KENAR PARKINDA;
sıra beklenen zincirli salıncağın sevinçli gıcırtısında...
Bayram sıcağıyla dolan ocaklarda;
parlak gözlü mangal yürekli abilerin,delikan damarlarında...
Dar taş sokakta ebelenen,cepteki cam bilyelerle sobelenen,
yırtık pabuçlu kafadarın, dürüst ve muzip dostluğunda...
insan güzel çocukluğunda;"yaşamadım" deme boşuna...
Yaşamıştır ya;unutmak gelir herifin oğlunun işine;
düşer fani olanın peşine;
satar şeker pembesi rüyalarını ve de geçmişini de...
Gökyüzünde parlayan yıldızlar,
Senin gözlerinde kaybolan parıltılar.
Bir gülüşün, baharın tazeliği,
Kalbimde açan bir çiçek gibisin sevgili.
içindeki deniz, derin ve huzurlu,
Dalgalarında kaybolurum, her anı kutsal.
Sesin rüzgarla dans ederken usulca,
Bütün dünyam senin etrafında döner.
Elini tuttuğum an, zaman durur,
Aşkın ateşiyle içim yanar, hiç sönmez.
Sen yanımda oldukça, her şey güzel,
Hayatın anlamı, sensin sevgili.
Gözlerine baktığımda evreni görürüm,
Sonsuz bir sevda, ebediyen sürdürürüm.
Birlikte yazdığımız bu aşk hikayesi,
Her dizede sen, her nefeste sevgilim,
sen benim her şeyimsin.
ayaklarının altında görmedim cenneti,
merhametinde gizli.
şefkatle örülmüş bir hırka gibi
sarıyor şimdi beni.
senin evinde gurbetteyim.
korkudan umuda hicretteyim.
sen öğrettin bana vazgeçmemeyi.
sabıra sarıldım bekliyorum
bu dünyadaki ilk öğretmenimi.
kışın açan bir beyaz gül,
meydan okur ya soğuğa:
var olmuştur bir kere;
vurulmuştur mührü varlığa.
işte öyle meydan oku kedere!
tebessümün, bayrağın olsun:
direğinin dibinde, zalimin kara kalbi;
başında, sulha açılan bir pencere.
yazsın üstünde;
biz, barışın hayaliyle yaşadık.