birinci sınıf sıra arkadaşım aşkale posta müdürü'nün kızı selma'nın ablası dut ağacından düşmüş bacak kemiğini kırmıştı. o yaralanmayı hiç unutamam. resmen kemik dışarı çıkmıştı.
o yazın sonuna doğru babamın tayini nedeniyle edirne'ye taşındık. selma vedalaşırken ağlamıştı. o'nu da unutamam.
Neyse olaya geçeyim; Motosiklet ile hızlı bir şekilde yolu katediyordum. Önüme bir çocuk çıktı. Çarpmamak için direksiyonu kırdım. Teker de kayınca, sürüklendim motorla. Kalktığımda dizlerimin parçalandığını gördüm. Ama acısının, daha ağır bastığı bir yer daha vardı; omzum. Adeta delinmişti sanki.
90 lı yılların sonunda terör olaylarının sonuna denk geldiğim doğu görevimde askere erzak taşıyan korucu kamyoneti ( o dönemlerde oralarda bulunmuşlar bilir, adları ısuzu idi) mayına basmıştı.
araç içindeki iki korucudan birinin sol bacağı kopmuş, şoför olanın da karın ve cinsel organlarının olduğu bölge tamamen parçalanmıştı.
bacağı kopan hastaneye getirilmesine rağmen ilk müdahale esnasında , daha yaralı görünen diğer korucu da sevk edildiği il hastanesinde bir kaç gün sonra hayatını kaybetti.
bir diğeri de valiye yapılan canlı bomba saldırsıında (aracının önünde kendini patlatmıştı) şoförün parçalanmış yüzü aklımdan çıkmaz.
şimdi bunları görmüş biri olarak kimse bana bugün öldürülen o 60 yaratığa üzülmediğim için laf etmesin.
ve bunlar sadece insanın fiziksel yapısını bile bozacak derecede olanlarıydı.
Askerde uzaktan kumandalı patlayıcı ile konvoyumuz havaya uçurulmuştu. Unimog'un üzerinde MG3 nişancısıydım. O zamanlar nişancının çevresinde koruyucu zırh tarzı şeyler olmadığı için branda üzerine oturmuş şekilde, hiç emniyet olmaksızın intikal ediyorduk. Dengemi sağlamak için sol bacağımı tepe brandasının sol tarafına doğru uzatmıştım. Patlama sonrasında sol bacağıma 1-2 küçük şarapnel parçası saplanmıştı.
küçükken merdivenlerden düşüp kırık süt şişesinin üzerine düşmem, yine küçükken kardeşimin yüzüme yaklaşık 30x30 cm uçları sivri ve kare şeklinde bir oturma tahtası fırlatması, bisikletle son hız giderken park halindeki aracın arka camından içeri girmem. bu üçü hala aklımdadır. şansa yaşıyorum gerçekten sözlük.
Lisede banklarin demirlerime tutunup kizlara hava olsun diye barfiks cekerdik. Benim oldugum tarafta keskin bir plastik vardi yukarida. O anin verdigi gazla fazla kalktim. tam o anda gozumun 1-2 cm yaninda burnumun ustunde derin bir kesik oldu. Gozum kilpayi kurtuldu. Hala yaranin izi vardir ve arada aklima gelir ve tiksinirim.
Üç kez aynı yerimin üzerine düşmüştüm. Kabuk aylarca geçmedi.
Olay Şöyledir:
Birinciye nasıl düştüm hatırlamıyorum. Sağ dizim yaralandı.
Ikinciye bakkala giderken ablam çingeneler var dedi, öyle korkarak kaçmışım, taşlı yerde yere çakıldım, yine aynı yer kanadı.
Üçüncüye istop oynarken ablam yine tam isabet ettirdi ve topun çarpmasıyla yere çakıldım sağolsun , bu sefer fena kanamıştı.
Yani ikisi ablam sayesindeydi.
Neyse iyi yanı altı yaşındaydım ve sağımla solumu o yara izinden ayırt ediyordum.
kolumu kırdım çok fena, sinir damarlarımda kopmuştu ameliyat oldum filan 8-9 ay filan sürmüştü iyileşmem.
birde 9 yaşımdayken köpek ısırmıştı.
he birde 7 yaşımdayken babamın arabasyla haliç yakınlarındaki bi dereye uçmuştuk dizimin kemiği görünüyordu yarada.
birde ilkokulda kafama fırlatılan tahta yüzünden kafam delinmişti.
ha birde 2. sınıfta arkadaşım kalemimi çalmıştı elinden almaya çalışırken ayağım sıraya takıldı ve çenem sıraya çarpıp açıldı.
ahh evet tabi ki hala sapasağlam yaşıyorum * .
hiç unutmuyorum da 98 yılının Yaz aylarıydı. Benim de tam çocukluk çaglarım. Yatakta uzanmaktaydım. Neyse ben uzanırken ne oldu dersiniz?
Sünnetçi ulan. Ibne hergele dışarda yemiş sünnet köftesini Gelmis diyor ki, Hadi bakalım vedalaştın mı minik asi horoz'la. DerkEN El mahkum açtık ufaklığı ve aldı ucundan bi on santim kadar.
ortaokul 1. siniftı okulun bahçesinde basketbol oynarken kolum kırılmıştı. ama öyle böyle kırık değil iki bilek ve dirsek arasındaki iki kemik birden kırılıp elim boşta sallandıydı böyle.
halıcıoğlu (beyoğlu) çıksalın yokuşu vardır bilen bilir. çok dik yokuştur böyle. oradan bisikletle inen abileri görürdüm hep. benim de bi tane vardı külüstür frensiz falan düz direksiyon bi cenix. aldım onu amk yokuşun en üstüne çıktım ölümüne iniyorum varya ağzım açılıyor rüzgardan. sonra aşağıdan gelen bi kamyonet gördüm meyve yüklü. ya ona çarpacaktım ya da başka bir alternatif işte. "adama yazıktır meyveleri dökülmesin evine ekmek götürmeye uğraşıyor zavallı" gibi şeyler düşünerek sağdaki mahallenin girişinde duran tırın altına dingillere paralel bir şekilde girdim.
ağır veya orta derecede oluşan unutulmaz yaralanmalardır. hafif derecede yaralanmaları hala unutamayan yazar salaktır zaten. bir keresinde köydeyiz. küçüğüz. kuzenlerle oyun oynuyoruz. bir kuzende çok kilolu. ben yerdeyken kafama kıç üstü bir düştü. bildiğiniz omurilik kemiğinin kuyruğunu burnumda çok net hissettim. gozler mözler karardı. burun kırıldı.