insanları mutsuz etmek. Bunu yapmadan duramıyorum çocuklar. Mesela bu başlıkta forum yapmışsınız, anket yapmışsınız. Görüyorum mesela bunu, yüzünüze vurmak, tadınızı kaçırmak istiyorum. Gerçi burada bu başlık özelinde değil genel olarak anca forum yapıyor, anket dolduruyorsunuz, yazarlık namına bir başarınıza denk gelemedim.
Takı kullanamıyorum. Defalarca denedim, alışmaya çalıştım, bayıla bayıla aldığım saatlerin, bilekliklerin, yüzüklerin, kolyelerin hiçbirini kullanandım, üstümde ekstra bir ağırlık taşıyormuşum hissinden bir türlü kurtulamadım ve bir yerden sonra bu takıları eşe dosta dağıtıp takı olayını tamamen hayatımdan çıkardım.
En büyük takıntım koku hassasiyeti.
Ağır kokular artık alerji yaptı.
Özellikle Sigara içenden gelen o iğrenç koku ve içilen ortama da o kokunun sinmesi.mümkün olduğu kadar uzak dururum.
takıntım falan yok gece uyuyorum sabah uyanıyorum dümdüz yok bura niye yamuk yok çizgilere bastın falan yok gulliver gibi sağı solu devire devire yaşıyom.
Annem bildim bileli ayağını sallayan bir kadın. huysuz ayak sendromu varmış ve ayağı çekiliyormuş bunun iyi geldiğini söyledi. Son 7 yıldır ayak sallamaya karşı takıntım var. Kim olursa olsun ayağını sallamaması gerektiğini söylerim. Yanımdaki ayağını sallıyor ve ben tanımıyor isem anında kalkıp yer değiştiririm. inanılmaz rahatsız ediyorum vücudum o sallanmaya karşı sıcaklık ve mide bulantısıyla tepki gösteriyordu. Biliyorum biliyorum çok anlamsız. Son 2 yıldır artık fiziksel değişim olmuyor ve sadece annemin ayak oynatmasından rahatsız oluyorum. Ama başka biri çok şiddetli salarsa yine rahatsız olurum.
Bu aralar beni en çok zorlayan takıntım ellerimin ıslak olması. Ay bayılcam. Anlatırken bile içim sıkılıyor.
Tabakları sudan geçirirken ve bulaşık makinasına dizerken ara ara ellerimi iyice kurulayıp sonra yeniden suyun içine sokuyorum. Çünkü o ıslaklığa dayanma seviyem var, onu anladım. En ufak su gelse elime koşa koşa kuruluyorum. Evde önceleri kağıt havlu kalmadı. Sonra tuvalet kağıtları yığmaya başladım mutfağa. Sonra havlulara geçtim. Havlunun en ufak ıslak olması ile ilgili ayrı bir takıntım olduğu için sürekli yeni havlu ihtiyacı oluşmaya başladı. Evde temiz havlu kalmadı. Eldiven takıyorum, onu yine kuruluyorum bu arada.
Bir ara acaba banyo yaparken eldiven taksam mı yoksa ellerimi suyun dışında mı tutsam gibi bir soru sordum. Bihter gibi küvetlere uzanıp o suyun içinden 8 saat çıkmayan bir insana göre bir takıntı değil bu. Ben suyun içinde olmayı severim. Özellikle vücudumu saran ve geniş olmayan bir alansa o kedi gibi keyiflenirim.
Ellerime nemlendirici boca ettim, taktım üstüne eldiveni. Vıcık vıcık böyle. Oturdum öyle. Beynime güya senden güçlüyüm tribi atıyorum. Soktum bir kova suyun içine ellerimi, bekledim öyle. Ellerimi yıkadım, kurulamadım. Sonra yine gidip yıkadım. Kurulamadım. Ağlayasım geldi yalan yok ki bir ara sinirlerim aşırı bozuldu.
Bir süre sonra geçti bu takıntı. Dünden beri yine başladı. Ellerimi kesip atarak sorunu çözmeyi planlıyorum. Bakacağız.
gözünde güneş gözlüğü olan insanlarla konuşurken çok huzursuz oluyorum. ne ulan o öyle, adamın nereye baktığı belli değil, dinleyip dinlemediği belli değil, belki gözleri bile kapalı herifin uyukluyor.