eşim olma, karım ol! bakma daha ilkel durduğuna sen, ruhu vardır kelimelerin. karı-koca eşten daha çok şey anlatır. hatta belki bize unutulmuş bir şeyi söyler. sahi, biliyor musun? neden erkeğe koca, kadına da onun karı demiş eskiler? eşim değil, karım ol! kedilerin eşi olur, terliklerin de insanın eşi olmaz.
bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? eşlik etmek yeter mi? fazlasını beklemez mi insan yârinden? kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki, evlenecek erkeğe eskilerin neden koca dediklerini. çünkü koca bilge demektir, yüce demektir. koca demek, dağ demektir. ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. dağların yücesine kar yağar diye kadına da kocanın karı demişler. bakma şimdi evlenenlerin karı-koca ilan edildiğine. koca ve onun karı olmalıdır aslında. yani yüce bir dağ olmalı adam. kar gibi pak ve masum olmalı kadın. örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür eşim olma, karım ol! bana benzemeye çalışma sakın.
bana benden lazım değil bir tane daha. ama unutma ki sensiz yarımım. her zaman söylemem, ama sen anla. eşim olma, karım ol! beni tamamla...
beni bırakır mısın ? en önden ben gideyim... sen benim biraz arkamdan gelsene. bu hayat çok kötü, yolları hayli bozuk ve kanıyor dizlerin düşünce. ben erkeğim sevgilim. bu yollar mayın kaplı. önden ben gideyim ki bir mayına basılacaksa önce ben basayım, benim bacağım, kolum kopsun. ne gelecekse önce bana gelsin kötü olan. güzelleri, güzellikleri ben görmezden gelirim. sen hep yanımda ol. hiç ağlama. sarıl, göğsünde ki o sıcaklığı, nefes alışverişlerinde ki o adımı söyleyen fısıltıları duydukça ben iyileşir, güçlü olurum. düşmem. kanamaz dizlerim. düşsem de kalkarım hemen. önümde patlayan bombalar kulaklarımı sağır etse de ben seni hep duyarım. beni çağır.. koşarım. eğer bir gün bir cana ihtiyacın olursa kimselere gitme. annene, babana, kardeşine... can olurum. kan olurum. aşk olurum sana. eğer bir gün tanrı bu dünyayı durdurursa, ben yanıklara aldırış etmeden senin için dönerim güneşin etrafında, sırf sen mevsimlerden; yağmurdan, yazdan, kardan mahrum kalma diye. eğer dilersen mevlana olurum, dönerim kendi etrafımda gecen gündüzün olurum senin... eğer istersen... eğer istersen... sen ne istersen o olsun sevgilim....
Hasan'dan Eylül'e....
seni seviyorum ..
bu bir alışkanlık cümlesi değil. gereklilik hiç değil!
seni seviyorum çünkü annemden babamdan sonra bulduğum en yerinde huzurumsun.
seni seviyorum çünkü babamın annemi sevdiği gibi seviyorsun beni.
seni seviyorum çünkü annemin babamla olduğu kadar mutluyum seninle.
seni seviyorum çünkü çocuklarımın babası olmayı koskoca dünyada bir tek sen hak ediyorsun.
seni o bu şu için değil sen olduğun için seviyorum aslında ...
Biliyorsun ya sevgili sevgi kelimelerini içimde yaşarım ben , öle birşey seni yaşamak !
Hani ergenlik dönemlerinde rüyalar görürsün , bağırmak istersin bağıramazsın , koşmak istersin koşamazsın
bir şey seni hapsetmiştir , yapamassın ,işte öle birşeydi seni yaşamak , hissetmek, ,görmek, deli gibi aşık olmak
Kötü yanı ise aşkın acemiliğiyle bunu yaşamak , bu sevgi yoğunluğunun karşısında neler oluyor diye bilememek , cahilleşmek bir nevi ilkçağdan geriye...
insan sevince neyin doğru olduğunu unuturmuş ya benim ki de o hesap sanırım sevgili.
Affet bağışla nerden bilebilirdim , aşkın beni bir anda esir alacağını ?, nerden bilebilirdim , ömrümde bir kadın için
gözyaşları içinde kalacağımı? , nerden bilebilirdim soğuk kış günü evine bıraktığım sevgilinin dönüş yolunun ilkbahar gibi olacağını ?
bilmiyordum , görmemiştim , hissetmemiştim daha önce hiç kimsede.
Bize çocukluğumuzdan beri '' erkek adam ağlamaz ,sevgi küçüklüktür, sevince üzülürsün ve güçsüz gözükürsün''
diye öğretmemişlermiydi? , şimdi ne oldu sevgili ? istanbul'un 8 şiddetindeki bir depreme hazırlıksız yakalanması gibi aşk'a hazırlıksız yakalandın beni.
Tüm hallerim , tüm acemiliğim bundan olsa gerek ! Korkum bundan olsa gerek!
istanbul'u yıkacak fay hattınında korkusu bundan olsa gerek !
sevinçli ya da kederli, mutlu ya da hüzünlü, pişman ya da gamsız, sitemkar ya da kabullenmiş bir şeyler yazmak istedim olanlardan sonra. mutlu, sevinçli, hüzünlü ya da sinirli anılarımızı düşündüm. sonra anladım ki senin için buraya öyle ya da böyle bir şey yazmama bile gerek yok. sen benim gözümde bir hiçsin artık...
335 gün bitiyor sevgilim. acısıyla tatlısıyla geçti 335 günümüz. bugün çok güzel ve özel oldu bizim için. bugün ayrı bir güzeldi.iyi ki varsın, iyi ki beni okadar hayal kırıklarımdan sonra buldun. karşılıklı çok hatalarımız oldu ama hepsinden pişman olduk. seni kırdığım için çok özür dilerim hemde çok. ben sana yeni ve sonsuz bir hayat dedim. bilmiyorum ne ara bukadar sevdim seni.. bugün sen arabayı kullanırken seni izledim hayatımda bukadar büyük yere ne ara sahip oldun diye. sen benim sığıncak limanımsın aslında. biliyorum etrafımda 100 kişi varsa 90nı seni benimle görmek istemiyordur. ama kimse anlamazki bana baktığın gibi onlara bakıp bana hissettiklerini anlatamazsın. ben biliyorum ben anlıyorum sadece. kim nederse desin ben mutluyum evet mutluyum sevgilim. üzmek ve üzülmek istemiyorum ben. zaman ne gösterir bilmiyorum ayrılmıcaz diyemem kader ne gösterir bilemeyiz ama şuan mutluluğumuz bozulmasın istiyorum.istemiyorum işte. sanada demiştim ya uzun zaman sonra kendimi senin yanında güvende huzurlu hissediyorum şuan sadece senin yanında olmak istiyorum. aklımın en ufak köşesinden ayrılmak geçmedi sevgilim. evet hatalarım oldu ama seni hiç bırakmak geçmedi. hatalarımdan pişmanlıklarım oldu aldığım dersler oldu. gerçekten hayal kırıklarımın üstüne iyi ki geldin hayatım. dediğim gibi hangi ara kendine bağladın, bukadar sevdirdin, bukadar değişik, bukadar önemli oldun. kalbim istediği sürece orda olucaksın herşeye rağmen.seni seviyorum sevgilim...
seninle birlikte tam 4 senem geçti. beni büyüttün diyebilirim. seni tanıdığımda hayata karşı daha çekingenken seninle beraber hayatın benden çekinmesi gerektiğini öğrendim.
çok şey yaşadık.normal ilişkilerin kaldıramayacağı şeyler. ama yine de döndük dolaştık. yine ellerim senin ellerini tuttu. seninle o kadar mutlu ve güvende hissediyorum ki kendimi.
ama bazen gerçekten beni çileden çıkartıyorsun hayatım, gerçekten. şu an sana trip atıyorsam sırf burnun biraz sürtsün diye.
yoksa seni çok seviyorum lann.
böyle hassas zamanlarda, garip iletiler, yarak kürek videolar paylaşmıyormusun deli oluyorum. nerden gelir ki aklına hercai. ya da benim aklıma ne gelmeli ki.
seni ne kadar sevdiğimi? ne kadar özlediğimi? ne kadar aşık olduğumu biliyor musun?
efendim, duyamadım?
hiç biliyormuş ayagı yapma!
çünkü ben bile bilmiyorum...
o kadar çooooooooooooooooooook, o kadar tarifsiz ki bahşedilen beyinlerimizin bunu alması imkansız sanırım. *
sevgilin sözlüğü okuyorsa ve nickini biliyorsa hadi neyse de, genelde bunun tersidir.
ve özelinizi gidin mektuplara taşıyın. postacı bu ahir ömründe bir de mektup taşısın faturalardan başka.
hayatının özel bir günü olsun garibin. meşgul etmeyin boşuna sözlüğü. ya da edin ne bileyim. benzeri davrananlar sonucu üç aşa beş yukarı görmüş olur. hı olmaz mı?
06.02.2011 de ayrıldık. iyi ettik sevgili. çok huzurluyum, ve bunu da okuyacaksın biliyorum. öpüyorum canım. yok dudaktan değil, yanaklarından öpüyorum kocaman kocaman.
çok iyi bir karar vermişiz. yeni yeni anlıyorum. helal olsun bize. ilk defa iyi bir şey yaptık. beni sevmediğini bile bile yanında olmam mantıksızdı zaten, her ne kadar "sevdim" desende inanmıyorum lan.
hadi özgürlüğümüzün tadını çıkaralım diyeceğimde, hala bana ahkam kesmelerine "doğru eve" demelerine. çocuğu kesiyorum diye ağzıma sıçmalarına anlam veremiyorum. sen karının götüne bakarken ben sesimi çıkardım mı lan?!
bekar, mutlu mesut günlerimize buğün içeceğim şerefine. ama sensizliğe değil bana gelen güzel günlere. hayde şerefe!
hayatıma girdiğin o günü hatırlıyorum. bir sıcak sarılma ve sonrasında ki mutluluk dolu günler. gözlerime değen gözlerimin çıkardığı kıvılcımlarla tutuşan ve sönmeyen bir alev. her şey ne kadar da güzeldi halbuki. birbirine hasret kalmış ellerimizin kavuşması vardı mesela, sonra her buluşmamızda bana usulca sokulman tabi bir de. gözlerinle bakışının anlattıklarına bakıyorum ve sana bir kere daha aşık oluyorum. beraber yetiştirdiğimiz aşkın gülleri var hayatımızda.
ama gün mutluluk günü değil nedense benim için. güller solmuş hayatımızda yetiştirdiğimiz. mutluluğun yerini gece sıkışan kalpler, kabuslar almış artık. yolda görsen nefretle dahi olsa bakmayacağın güzel gözlerin kalmış aklımda. ama nasıl böyle bir şeyi isterim ki senden. çok kırdım seni biliyorum. çok üzdüm, ağlattım, daralttım. ama bilmiyorsun ki ben de çok kırgındım sevgili ve dayanılmazdı artık bazı şeyler benim için. ama gitmezdim senden, bırakmazdım ellerini. şu anda bile haykırıyor ellerim nerde onun elleri diye. cevap veremiyorum. gittiler deyip de kendimi bir kere daha üzmek istemiyorum.
biliyorum ben gitmek istedim senden. katıydım, kararlıydım. sen bana sarılıp ağlarken gitme diye put gibiydim karşında. ama senin bana bakmadığın zaman vardı o anda. işte ne kadar zordu o anlarda sana git demek. hayatımda içime çektiğim en güzel koku orda yanı başımda, en uysal yüz koynumda ve en parlak göz yaşları boynumu ıslatırken, nasıl söyleyebilirdim ki içten bir şekilde sana git diye. sen anlamadın. öyle zannettin. ya da ben çok güzel oynadım rolümü ve sen de inandın.
böyle olmalıydı sevgilim. hayallerinin yıkılmaması için böyle olmalıydı. katı olmak zorundaydım, seni üzerek gitmek zorundaydım.
sana son sözlerim sevgili umarım okursun. fotoğraflarını silmeye elim gitmiyor, silemediğim gibi açıp bakamıyorum bile. bir gün yolda karşıma çıkıp da bana düşmanca bakarsın diye çok korkuyorum. sana bir daha sarılamayacağımı bilmek öpemeyeceğimi bilmek beni mahvediyor. ve sevgili... seni daha şimdiden çok özledim. nolur beni affet. elveda sevgilim...