yazarların en sevdiği şiirler

entry30 galeri3
    29.
  1. 28.
  2. Geçer gözüm
    içimizden bir aşk geçer
    Ve keder
    Ve heder olmuş bir hayat
    Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan
    Öyle yavaş öyle deşer de geçer
    Koyarlar cesaretimizi bir sokağın tabelasına
    Binlerce çocuğa adımızı verirler
    Bize ölüm bize kurşun bize hançer neyler
    Neyler ömrünü cebine koymuş adama yağlı mavzer

    Geçer gözüm
    Memleket kadar bir nağra düşer yıkılmış sokakların pusularına
    Akşam sofralarına aç karnına yüreğim düşer
    Beni adamdan sayma
    ilk gözyaşı
    ilk yere düşen damla
    ilk kancık tuzaklara düştüğümüz hayınlığın hatrına
    Hani cebimizde iki satır mektubu yarım bıraktığımız sevdanın

    Hani son bir umutta tutunduğumuz arkadaşlarımız
    Ve kaygan ve ıslak ve kaypak sabahı Ankara'nın
    Ve bilsen
    Tek başına büyür intikam aşk ve sen
    Tek basma büyür elif misali
    Mezarıma bıraktığın menekşen
    Geçer gözüm
    içimizden bir aşk geçer
    Ve keder
    Ve heder olmuş bir hayat
    Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan
    Öyle yavaş öyle deşer de geçer

    Beni son kez kavgada gör
    Son kez ölsün arkadan vurmacasına bütün ihanetler
    Sonra şöyle saçlarımı savurup ecel saatine
    Sonra son kez alnından vurulmacasına aşkın
    Bir eşkıyalık yapıp
    Basınca bütün evlerini bu şaşkın istanbul'un
    Bir de kendimi denize dökünce Üsküdar'dan
    Nasıl da patlar içimde çığlığın
    Bana bu şehri yakmış desinler
    Beni son kez kavgada gör
    Bana kendini satmış desinler
    Beni son kez kavgada gör

    Koyarlar cesaretimizi bir sokağın tabelasına
    Binlerce çocuğa adımızı verirler
    Bize ölüm bize kurşun bize hançer neyler
    Neyler ömrünü cebine koymuş adama yağlı mavzer
    Ya bir de sen düşersen ellerimden
    Ya bir de kimsesizsem
    Ya ölüm kadar sevdiğim cesaretim yan çizmişse
    Sonu yok uğraşlarda yılgınsam
    Son mermim avucumda
    Fiyakalı bir eylül sabahı
    Basar giderim kalbine namımın
    Sıkar giderim
    Avucumda mermim menekşem ve arkadaşlarım

    Geçer gözüm
    içimizden bir aşk geçer
    Ve keder
    Ve heder olmuş bir hayat
    Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan
    Öyle yavaş öyle deşer de geçer..

    (bkz: ibrahim sadri)
    2 ...
  3. 27.
  4. 26.
  5. Edip Cansever - masa .
    Şiddetle tavsiye ederim.
    1 ...
  6. 25.
  7. Zaman, can çekişirken,
    Akrep yelkovan, arasında;
    Bir adım öteye gidemezken geceden,
    Ay, ışığını çekerken sinesine,
    Yıldızlar çekilirken kuytu karanlıklara,
    Hüzün, Bakır bir çaydanlıkta demleniyordu,
    Ve ben, son sigaramdaki dumanları da hapsediyordum içime,
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.

    Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm;
    Masum, yalınayak çocukluğum;
    Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
    Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,
    Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
    Herkes payına düşeni alıp giderken.
    Bütün kimsesizliğimle,
    Bütün çaresizliğimle,
    Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;
    Üşüyordum,
    Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.

    Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
    Gün ağarıyordu saçlarıma,
    Tel tel,
    Raylarımdan çıkıyordum,
    Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
    Savruluyordum,
    Bir cinayete kurban gidiyordum,
    Kaza süsü verilmiş,
    Faili meçhul bir ölüm biçiyordu terzi masasında,
    Bir tabuta çivileniyordum.
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.
    2 ...
  8. 24.
  9. Sana bakmak- yılmaz Erdoğan

    Allah şiiri- Bahtiyar vahabzade.

    Gülce- Ömer Lütfi Mete

    Ben seni beni sevebilme ihtimaline karşı sevdim- yılmaz Erdoğan

    Boşluk senin yüreğinde- Ömer Lütfi Mete

    Çile- Necip Fazıl Kısakürek

    Ahh kadın- Reşat Öztoprak

    Dünya yalandır- Yunus Emre
    2 ...
  10. 23.
  11. nâzım hikmet'in delikanlım şiiri.
    2 ...
  12. 22.
  13. kişi kendin bilmek gibi irfan olmaz atasözü hatırlanarak kişinin kendi yazdığı şiirler bu gruplamanın dışında kalmalıdır.
    1 ...
  14. 21.
  15. ilkokul 2. Sınıf bornova 1.'lik ödülü aldığım şiirim. Zirvede bıraktım zaten.

    "Çok severim sütü ben
    Ne de güzel tadı var
    Sütü hepimiz içmeliyiz
    Çünkü süt boyumuzu uzatır".
    20 ...
  16. 20.
  17. 19.
  18. atilla ilhan- ben sana mecburum.
    ahmet haşim-merdiven.
    3 ...
  19. 17.
  20. SESSiZ GEMi

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

    Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

    Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

    Yahya Kemal BEYATLI
    7 ...
  21. 16.
  22. 15.
  23. ard arda kaç zemheri
    kurt uyur, kuş uyur , zindan uydurdu
    bir ben uyumadım.
    kaç leylim bahar
    hasretinden prangalar eskittim.
    10 ...
  24. 14.
  25. 13.
  26. 12.
  27. Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Gözyaşlarıma, ellerinizle?
    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    Bu derde düşmeden önce.
    Bir yer var, biliyorum;
    Her şeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Anlatamıyorum.”

    Orhan Veli Kanık.
    6 ...
  28. 7.
  29. necip fazıl kısakürek - zindandan mehmed'e mektup

    Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
    Baba katiliyle baban bir safta!
    Bir de, geri adam, boynunda yafta...
    Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
    Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!

    Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
    Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
    Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
    Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.

    Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
    Bir âlem ki, gökler boru içinde!
    Akıl, olmazların zoru içinde.
    Üstüste sorular soru içinde:
    Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
    Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

    Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
    Kaydını düştüler, mühür basıldı.
    Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
    Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
    Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

    Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'!
    Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
    Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
    Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
    Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

    Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
    Sayım var, maltada hizaya dizil!
    Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
    insanlar zindanda birer kemmiyet;
    Urbalarla kemik, mintanlarla et.

    Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
    Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
    Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
    Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
    Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!

    Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
    Dakika düşelim, senelik paydan!
    Zindanda dakika farksızdır aydan.
    Karıştır çayını zaman erisin;
    Köpük köpük, duman duman erisin!

    Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
    Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
    Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
    Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
    Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

    Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
    Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
    Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
    Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
    Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

    Ses demir, su demir ve ekmek demir...
    istersen demirde muhali kemir,
    Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
    Garip pencerecik, küçük, daracık;
    Dünyaya kapalı, Allah'a açık.

    Dua, dua, eller karıncalanmış;
    Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
    Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
    Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
    iplik ki, incecik, örer boşluğu.

    Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
    Karanlığında nur, yeniden doğuş...
    Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
    Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
    Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

    Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
    Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
    Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
    Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
    3 ...
  30. 6.
  31. Nazım Hikmet'ten Bugün Pazar. Hele birde Genco Erkaldan dinleniyorsa başkadır be bambaşkadır...
    0 ...
  32. 5.
  33. Alper gencer -büyük kurban
    Cemal Süreya -üvercinka
    Ah muhsin ünlü (hepsi)
    Güven Adıgüzel -holosko artı bir miktar yara.
    0 ...
  34. 4.
  35. Attila ilhan sisler bulvarı
    Bahaettin karakoç ıhlamurlar çiçek açtığı zaman.
    2 ...
  36. 3.
  37. nazım hikmet - tahir ile zühre meselesi
    sezai karakoç mona roza.
    5 ...
  38. 2.
  39. iki cümle yeter bazen. Necip Fazıl ustadan... ''Dağı tanıyan nasıl tanımaz uçurumu?
    Madem ki yükseliş var iniş olmaz olur mu?''
    0 ...
  40. 2.
  41. Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
    Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
    Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
    Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
    Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
    Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
    Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
    Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
    Sanki hiç olmamıştı

    Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
    Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
    istanbullar
    Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
    dünyaların
    Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
    Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
    Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
    Çünkü iki kişiydik

    Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
    Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
    Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
    iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
    Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
    Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
    Sonrası iyilik güzellik.

    Cemal Süreya
    6 ...
  42. 1.
  43. Sana gitme demeyeceğim.
    üşüyorsun ceketimi al.
    Günün en güzel saatleri bunlar.
    Yanımda kal.
    Sana gitme demeyeceğim.
    Gene de sen bilirsin.

    Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
    incinirsin.

    Sana gitme demeyeceğim,
    Ama gitme Lavinia.
    Adını gizleyeceğim,
    Sen de bilme lavinia.

    (1957-Özdemir Asaf)
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük