Belimin sol tarafındaki ameliyat izi. Aynı yerden iki sene arayla iki kere ameliyat olmamın ardından her ikisinde de contractubexe dört elle sarıldım ancak en fazla iki hafta dayanabildim.
sol bileğimin damarin biraz gerisinde 4-5 cm lik hızar şeridi izi. küçükken dükkanda bizimkilerin odun kesişini izlerken şerit kopar ve babam şeridi değiştirmek için hızarın ağzından şeridi çıkarır tam çıkardığı sırada şerit elinden kayar ve benim bileğe isabet eder sonrası malum hastane dikiş ve küçüklüğümden bi hatıra.
sağ ayağımın o büyük çıkıntılı yerinde derin bir yara var. küçükken kuzenim bisiklette taşırken beni ayağım zincire sıkışmış.garip bir yara izi.geçmedi gitti 15 yıldır.
kafada sekiz gibi iz var ama direk kellede üçgen şekilde, harry potter'ın işaretine de benziyor çocukken ranzadan düşüp kafayı yardıydım onun akabinde oluştu.. seviyorum yine de keratayı bana çocukluğumu hatırlatıyor.
sağ köprücük kemiğimden leğen kemiğimin sol ucuna kadar façam var. kendim attım. genişliği 3 parmak civarı. göbekten sonrası biraz inceliyor orada jilet yüzeysel kaçmış sonra 4 parmak gibi bi kalınlığa ulaşıyor. orası doruk. tatilde denizde çok heyvan gözüküyorum yumak yumak kıllarımın arasında çılgın faça izimle.
iz bırakanlar unutulmaz şarkısı eşliğinde anlatayım ben de..
sağ ayağımı çok seviyorum. en sevdiğim yaralarım hep orda. ablamın düğününde düşüp hayvanlar gibi kanattığım dizim ve maymun götüne benzeyen yarası, ilk oyunumda sahne arkasında pano desteklerine çarpmam ve çok acımasa da bana sanki " show must go on" edası yaşatan yara izim, küçükken sevdiğim halamın (küçükken sevdiğim) yanlışlıkla kızgın yağ döktüğü ayağım ve üzerinde alternatif tıbbın kapılarının açılması ... bunlar hep güzel şeyler.
yara izlerini çok severim. çirkin durmuyorlar, gerçekten yaşadığımı hissettiriyorlar.
yanları açık olan basketbol sahasında çift pota maç yapılırken dışarı çıkıcak olan topu ne pahasına olursa olsun çevirmek istemiştim. koştum topu çevirdim mutluyum artık ama neden hala yere düşmedim sorusu geldi aklıma havada , o andan sonra düşmüşüm , 6 metre sürüklenmişim yükseklik de bir buçuk metre falandı. sırtımda dikişlik bi yara olmuş ama kendi kapandı sonra diktirmeden. hayat boyu kalıcaktır diye düşünürüm. (düştüğümden 1 hafta sonra uçtuğum yere demirler konuldu kimse düşmesin diye o koydu bana asıl)
yazarların vücutlarında iz bırakan yaralar ve bu yaraların nasıl olustugunu anlatan hikayelerdir.
kendim başlayacak olursam; daha yeni yeni yürümeyi öğrendiğim sıralarda gittigimiz misafir evinde oynarken, yeni yürüyor olmanın da verdiği paytaklıkla dengemi kaybetmem ve halının üzerinde duran, fokur fokur kaynayan suyla dolu çaydanlığın üstüne düşmem sonucu boydan boya sağ bacağımın yanması ve akabinde kalan yanık izi. neyse ki ben büyüdükçe iz küçüldü ama yine de belli maalesef. dövme yaptırıp kapatmayı düşünüyorum. baktıkça içim acır halen.