yazarların sevgililerine yazdıkları yazılar

entry260 galeri0 video3
    34.
  1. hayatımın aşkı. seninle lise ikiden beri çıkıyoruz. bu ay altı yıl oldu. uzun zamandır hayatımın vazgeçilmez bir parçasısın. ama çevremizdekilerin dedikleri doğru. iki tıbbiyelinin aşkı dertli oluyor. bebeğim bu kadar ders çalışmak zorunda değilsin. farkındamısın bilmem ama on gündür görüşemiyoruz. uludağ sözlükte yazar olmadığını biliyorum. bu yazdıklarımı da hiçbir zaman okuyamayacağını bildiğim için rahatım...

    bazen eski günleri hatırlıyorum. çıkma teklifimi kabul etmen dört ay sürmüştü. senden sıkılıp seni terkedeceğimi düşündüğün için benimle çıkmak istememiştin. birgün birdenbire seni duvara sıkıştırıp öpmeseydim belki şu an birlikte olmazdık. çok utanmıştık o olaydan sonra. birkaç gün konuşmamıştık. sonra sen gelmiştin yanıma. teklifin hala geçerli mi falan filan gibi şeyler söylemiştin...

    tartışmasız okulun en güzel kızıydın. belki de bana göre öyleydi ama bilmiyorum, güzeldin işte... bunu okumayacağını bildiğim için itiraf ediyorum. seni ilk başta sevmemiştim sadece hoşlanmıştım. okulun o artist çocuklarının tekliflerini reddettiğini duyunca daha bir gaza geldim. hatta seni ilk öpmem de birdenbire olmadı. o uzun boylu basketçi artist çocuk yanımızdan geçerken öptüm seni. seni ayarlarsam okuldaki havam artacaktı. daha doğrusu hiç havam olmadığından artan da birşey olmayacaktı. sadece havam olacaktı.

    ama nolduysa oldu seni sevmeye başladım. aşık oldum sana !

    üniversite sınavında sana sadece iki puan çakmış olmam ve aynı üniversiteye yerleşmiş olmamız bile bir rastlantı değil, tanrının bir hediyesi !

    arkadaşlarım arasında en toplu eve sahip olan benim. senin sayende bebeğim! haftanın beş gününü benim evimde geçirmen gerçekten çok hoş. ailelerimiz bunu duysa ne tepki verir bilmiyorum ama ben böyle çok mutluyum. tabi son on gündür neredesin bunu da merak etmiyor değilim.

    metal müzikten nefret ettiğin halde sırf benimle olmak için metallica konserine gelip benimle birlikte master master! diye bağırman beni ne kadar sevdiğini anlamam için yeter bebeğim...

    bu arada anladığını sanıyorsun ama arabalardan anlamıyorsun bebeğim. sana söylemiyorum ama arabam bmw m3 değil. o arabayı alacak kadar param hiç olmadı. benimkisi bmw 320d coupe. sadece spor paketi var. hatta çok yakmasın diye dizel. ama olsun sen hala benim m3'üm var san...

    beyaz tenine, sarı saçlarına ve tabi ki yeşil gözlerine hastayım bebeğim. seni seviyorum !

    not: olmaz ama, hani olur da bu yazıyı okursan n'olur çabuk gel seni çok özledik..
    10 ...
  2. 33.
  3. git artık zihnimden, düşlerimden. acımasızca aralıklarla gelip bir şeyler söyleyip bitmez tükenmez ve kabul de etmediğin bencilliğinle mahvettiğin, zorluklarla düzelttiğim ve düzeltmekte de hayli yalnız olduğum psikolojimden git.
    1 ...
  4. 32.
  5. sen; dünyanın en güzel gülüşüne sahip olan,boncuk gözlerinle hayatıma renk katan ve masum kalbine kocaman beni sığdıran, uğruna bir değil bin kere ölünecek olan,rüyamalarımda bile yaş görünce gözlerinde telefona sarılıp günaydın yerine gülüm nasılsın diye yazdıran,nasıl desem anla işte lan...
    (bkz: sözlük bana yarimi getir lan allahsız)
    (bkz: git ara bul getir lan allahsız)
    (bkz: saçlarını yol getir lan allahsız)
    2 ...
  6. 31.
  7. sevgiliye itafen yazılmış, bazen sitemkar, bazen özlem dolu, bazen de duygu yüklü yazılardır.
    buda benden olsun;
    ...
    sevgilim, kapımı çaldı aydınlık,
    baygın gözlerimi aldı aydınlık,
    içimde tıkandı, kaldı ayrılık,
    bu aydınlık beni boğmak üzredir.*
    0 ...
  8. 30.
  9. sana ismail yk'dan şarkı armağan edesim var.
    3 ...
  10. 29.
  11. Kumar gibisin sen sevgili. Kazansam haramsın bana, Kaybetsem başkalarının kollarında...*
    3 ...
  12. 28.
  13. Sen bildiğim gibi kalmadın ama, Ben unuttuğun gibiyim hala...
    4 ...
  14. 27.
  15. tüm rüyalarım kabusa dönüşüyor...
    bahar gelmemişken, yazı bekler gibi,
    tüm acıları tek dokunuşu ile yok eden sevgilim..
    hadi sarıl bana, unuttur o beni..
    göz yaşlarım sel gibi...
    sen olmayacaksan, boşver herşeyi,
    olmasın ne cennet, ne cehennem..
    1 ...
  16. 26.
  17. yarım kaldı yaşananlar verilmiş sözlere rağmen.
    tutunamadık belki,
    belki tutunmak ağır geldi,
    yapamadık…
    kaçamadık kaderin türlü türlü oyunlarından.
    yenildik bu sefer ettiğimiz yeminleri bozarak.
    kaçmaktı kolay olan zorluklardan
    sen kolayı seçtin!
    seçmeyi bırak, savaşmama dahi izin vermedin!
    anlam vermeye çalıştım yine olmadı,
    çünkü; anlamsızlaştıran sendin olanları, yaşananları…
    başka tenlerde aradım çareyi başka kokularda.
    yabancılardı hepsi bünyeme!
    başka tenler, dudaklar öptüm delicesine belki unutulur diye.
    her defasında nefret ettim kendimden,
    yüzüm kızardı…
    adım attığımız her sokağın fotoğrafını çektim…
    anıları çıkardım bir bir kuytulardan.
    eziyet edercesine kalbime…
    senin sevipte benim sevmediklerimi sevmeye çalıştım.
    bardakta mısır bile yedim sen seversin diye…
    kitapları okumak zor geliyor artık.
    hepsinde ayraç fotoğrafların…
    yakıp yıkmak elbette kolay fotoğrafları, yazıları…
    ya kalp dediğin? ya beynin?
    sen! sen! diye titrerken dudaklar??
    o an damlayan tek bir gözyaşı mı anlatacak artık aşkımı benim?
    kim görecek? kim duyacak sessiz çığlıklarımı?
    kime anlatayım derdimi? benim sâdık yarim anlamamış çekmiş gitmiş…
    ne kalmış elde? ne var elle tutulur, gözle görülür?
    tek gerçek dediğin gerçek gitmiş!
    yalan olmuş yaşananlar, sarılmalar, ağlaşmalar, sevişmeler…
    korkunç geliyor artık istanbul dediğin koca şehir…
    benim en sevdiğim yer, aşk yuvam, istiklal caddem, kadıköy sahilim…
    peki bu şehir? adım attığımız her sokağı ayrı ayrı süzüyorum…
    odamıza bakıyorum… 108… camı, perdesi aynı yine.
    çalışanları yine somurtkan bize has değilmiş sanırım….

    başka hayatların umutlarıyız ikimizde artık. sen başka adamların, ben başka kadınların…
    istemezdim böyle olsun sen de istemezdin belki böyle olsun…
    dedin ya en iyisi bu be burak! neresi iyi be şapsal!
    sonumuz yok bizim dedin ya… al sana son! koca bi son.
    bir insanı yıktın yok ettin. siktin attın…
    kırık bi kalp var elimde…
    bünye oldu bi piç… ayyaş çekilmez, pislik…
    uzaklaşmış insanlardan bi köşeye çekilmiş bir keş…
    salakça bi yaşan bıraktın ardında.
    anlamsızca adım atan bi adam…
    adam adam olsa….
    belki mutlusun, belki artık gülüyorsun.
    ben gülmüyorum artık.
    o gülüşler artık unutmak için kolay olmasa da.
    her hücremde bir acı bıraktın her kanımın damlası lanet ediyor bu hayata!
    sahip çıkamadın bize!

    dayanamayacağım artık hoşça kal………..
    2 ...
  18. 25.
  19. bana seni öptüğümde ayaklarımı yerden kesip, sana sarıldığımda nefesimi kesecek kadar heyecanlandırdığın için, dünyanın en güzel aşkını bana yaşattırdığın, aşkın ne demek olduğunu bana öğrettiğin için, her yemek yediğimizde, bana ellerin ile yemek yedirdiğin için, göz yaşlarımı elerin ile silip öptüğün için, en çok ta, beni karşılıksız, tertemiz kalbinle sevdiğin için, sana çok ama çok teşekkür ederim canım sevgilim...

    umarım çok ama çok yaşlandığımızda geri dönüp bakar; "Tanrım ne güzel bir yaşamımız oldu" dersin. Sevgim, bizi birbirimize bağlayan sevgim, yaşadığım sürede hep seninle birlikte, bana mutlulukların en büyüğünü yaşattığın için sana çok teşekkür ederim... iyi ki seni tanıdım, iyi ki benimsin, iyi ki benim sevgilimsin...
    6 ...
  20. 24.
  21. 80 kilo çekiyorum seni seviyorum

    Sevgili sevgilim

    Düşündüm de, aşk hiç komplike değil, basit. Nereden beslendiği belli değil ve çabuk. Varlığını anlayamayan, ama yok olduğunu anlayan bizler için ise son derece zor.

    Sana da bana da öğretildiğinin ya da deneme yanılmayla öğrenmeye çalıştığımızın tersine ayrıştırılamayan, indirgenemeyen ve dile de getirilemeyen bir şey galiba. Sanki bir gaz gibi her yere yayılıyor.

    Blaise Cendrars'ın şiirine bir baksana.

    Bütün millet hálá orada

    Yaşam şaşılacak şeylerle dolu

    Eczaneden çıkıyorum

    Teraziden şimdi indim

    80 KiLO ÇEKiYORUM

    Seni seviyorum.

    Hem bu kadar basit, hem de her şeyle ilintili başka bir şey gördün mü? Ve de bu kadar muğlak? Teraziden inmek, kilonu öğrenmek, eczaneden çıkmak kadar basit ve aynı derecede şaşılacak bir şey. Doğru; yaşam şaşılacak şeylerle dolu.

    Peki bu denli basit bir şey niye bu kadar şaşılası etkilere açık? Aşk sevginin mantık gerektirmeyen bir türü olarak, niye nefretin ve hissizliğin en mantıksızına sürükleniyor? Aşk kendini küçümsemek mi, bunun bilincinde olmak mı? Bilmiyorum.

    Haydi biraz ileri saralım ve aşkı aşk acısıyla didikleyelim; güzel günler geçti, sevginin sonbaharındayız.

    Neler yaparız? Resimler mi ortadan kaldırılır, beraber satın alınan eşyalar mı ilk olarak? Sen spor salonuna, kuaföre mi gidersin? Ben halı sahaya mı?

    Gitmek, anahtar kelimemiz bu... Çünkü sevince de gidersin, artık sevmeyince de... Aşk acısı çekince de gidersin, verince de.

    Ve pişmanlık... Bitmesine neden olduğunuz şeyler için de duyarsınız, başlamasına neden olduğunuz, geride bıraktığınız, heba ettiğiniz şeyler için de...

    Tesadüf bu ya, şiirin başında verilen öğüt de buymuş zaten. Gitmek, terk etmek, heba etmek ve uğruna vazgeçmek üzerine...

    Sevince her şeyi bırakıp gitmek gerek

    Eşini bırak çocuğunu bırak

    Arkadaşlarını bırak

    Sevince çekip gideceksin.

    Seni şimdilik seven sevgilin

    teomanın 14 şubat için kaleme aldığı mektuptur.
    3 ...
  22. 23.
  23. seni pamuklara sarmalar, sararım.
    4 ...
  24. 22.
  25. sevgilim yok. hiç olmadı. lanet olsun sana sevgilim. kimsen tanımıyorum da seni ama olsun git başımdan..
    4 ...
  26. 21.
  27. 20.
  28. çok güzelsin
    eminim

    kim bilir
    kimlerinsin

    belki kabus
    belki hayalsin

    biliyorum...

    sen kalbimde taşıdığım
    izlerim

    ben seni

    kendimden bile
    gizlerim

    ama
    yine de

    nereye baksam
    hep seni görür
    seni izlerim

    beklerim gündüzü

    senin geceyi
    beklediğin gibi

    çünkü
    gündüzüm sen

    ben ise gecenim... s2kncik
    2 ...
  29. 19.
  30. bu gün en mutlu en güzel gününde yanında değildim. ya birini delice sevip de sürekli tartışmak nasıl bi çaresizliktir. üstelik her yer kaşar kaynarken ve bendeki bu kıskançlıkla nasıl devam edebilirim acaba?
    1 ...
  31. 18.
  32. Tenine dokunabilmek mi ? haşa ! Gözüm göz menziline girsin yeter. Hadi düş düşlerime, tutmayana ''aşk'' olsun..
    Sunay Akın demiş. şehveti aşk sanıp aşkın adını kirletenlere gelsin.
    8 ...
  33. 17.
  34. 16.
  35. sevgilim,

    beş yılı devirdik her günü birbirinden güzel. çok teşekkür ederim sana benim olduğun için, elimi hiç bırakmadığın için, araya giren mesafe seni yıldırmadığı için, beni hep yüreklendirdiğin için. şimdi önümüzde bambaşka heyecanlar var, hiç tatmadığım duyguları yine seninle yaşıycam. evimizi, eşyalarımızı seçicez, bin türlü koşuşturma olucak nikah-düğün-davetliler-hazırlıklar.. ben stres olucam yine ve sen beni yatıştırcaksın. inanamıyorum, ömür boyu aynı yastığa baş koyucaz, her güne beraber uyanıcaz. yeni hayatımız için sabırsızlanıyorum, çabuk gel bitanem.
    9 ...
  36. 15.
  37. g*te geldi aşkımız ikimizde şaşkınız.
    6 ...
  38. 14.
  39. sana laflar hazırladım sonra hepsini unuttum, mutluluk göndereyim dedim o zaman baktım bende de kalmamış... şimdi sevgilim ben buraya bunu yazdım. Nedeni ise tamamen can sıkıntısı. *
    3 ...
  40. 13.
  41. 12.
  42. 12.
  43. buda benden eski sevgiliye.

    sefil büyüyen hırçın bir sokak iti gibi titreyerek sevdim seni ben. ne açlıktan ne susuzluktan,sevginin noksanlığındandı acı çekişlerim. her şafak söktüğünde delirmiş bir karganın ağzına tutuşturarak gönderiyordum inleyen harflerimi sana. duymuyordun,duymuyordun! öylesine paslanmıştı kulakların sahte sevgi sözcüklerinden,duymuyordun buram buram yanık kokan satır aralarımı!

    tüm hakları parambolde saklıdır,varsa söyleyeceğiniz bişey özel mesaja.*
    2 ...
  44. 11.
© 2025 uludağ sözlük