yavuz turgul

entry52 galeri9
    26.
  1. yeni film çalışmalarına başlamış kişilik. yönetmen koltuğuna bir kez daha oturan bu şahsiyet, bu sefer sınırlarını zorlayacak gibi duruyor. üç oyuncusu şener şen, cem yılmaz ve çetin tekindor olan film, çok kısa ve sıradışı bir fragmanıyla beyaz perdede kendini seyircisine sunuyor. gösterim tarihi ise, aralık 2010.*

    edit: meraklılar için kaynak da belirtelim. buyrun
    1 ...
  2. 27.
  3. sokaktan geçen her kime en sevdiği, en beğendiği ilk beş türk filmi sorulsa bu ilk beşte kesin bir filmi söylenecek başarılı sinema insanı. çektiği filmler adeta ders niteliğindedir. türk sinemasının tartışmasiz kilometre taşlarından biridir. böyle bir sinemacıya sahip olduğumuz için çok şanslı hissetmeliyiz kendimizi. ellerine, yüreğine sağlık üstat.
    2 ...
  4. 28.
  5. türk sinemasının cevheridir. yazdığı ve yönettiği filmlerle hep takdir topladı. vicdan olgusunu işleyen yegane sinema sanatçısı. 80'lerin sinemasındaki o mizah anlayışını kendi kattığı melodramla süsledi hep. davaro, banker bilo, tosun paşa gibi yapımlarda kahkaha tufanının yanı sıra, hissiyatlı ve dokunaklı sahnelerle de çıktı karşımıza. züğürt ağa'dan sonra epeyce bir ivme kazandı, hali hazırda var olan çıtasını biraz daha yükseltti.

    şener şen'le bir meslek yoldaşlığı olmasının gayet kabil olduğu kanısındayım. etle tırnak gibi birbirinden ayrılmamaları mükemmel işler ortaya koymalarına vesile oluyor. bu anlayışın taraftarıyım. her yönetmenin bir favori oyuncusu olması, işlerin rayında gitmesine sebep oluyor.

    fatih akın'ın birol ünel'i, martin scorsese'nin dicaprio'su varsa yaptıkları her işten mutlaka kârlı çıkıyorlar. çünkü birbirlerinin huyunu suyunu tanıyan, neredeyse yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen insanlar. ziyadesiyle bu duruma istinaden yavuz turgul'da bu alışkanlığının semeresini alıyor. adını altın harflerle yazdırmıştır sinemaya. şaheserleriyle gönlümüzde ayrı bir yere sahip.
    0 ...
  6. 29.
  7. eşkiya dan sonra batırmış yönetmen. eşkiyadan sonra çektiği 3 filmin (gönül yarası, kabadayı, av mevsimi) hangisi daha kötü seçemiyorum. şener şen e rağmen üstelik.
    1 ...
  8. 30.
  9. buram buram kalite. adam gibi adam.
    0 ...
  10. 31.
  11. yönetmen koltuğunda türkiye'nin en iyi ismi, ciddi ciddi dünya'nın da en iyi 50 yönetmeninden biri. abd'de yapıyor olsa bu işi bu kalitede, şimdiye kadar çoktan oscar heykelciğini götürmüştü evine, hatta ona bir tane de arkadaş koymuştu rafa. ama nerde bizde böyle birini takdir edecek sanat anlayışı nerde? çağan ırmak desen herkes hemen saymaya başlar onun nasıl süper olduğunu. ama sürekli kendini bir türlü yenilemeyen, aşmayan çağan ırmak, yavuz turgul'un arkasındadır türk sinemasında. av mevsimi'nde de bu çok iyi bir şekilde görüldü.
    2 ...
  12. 32.
  13. yaptığı çoğu filmde bir kişiyi kurtarabilmek için deli gibi kan dökülür.

    (bkz: kabadayı)
    (bkz: eşkiya)
    (bkz: av mevsimi)
    0 ...
  14. 33.
  15. türk standartlarına fazlaca bi amca. kendilerinin orda, burda , şurda görünmemeleri ve insana bunlar bir evde toplanıp adam gibi sohbet ediyorlar izlenimi vermesi kesinlikle takdir edilesi.
    1 ...
  16. 34.
  17. 35.
  18. Yavuz Turgul bir yönüyle yoldan çıkmanın hikayesidir Türkiye' de. Sen -ben -bizim oğlan anlayışıyla köşeleri kapmış kendilerinden olmayanların yok sayıldığı bir dünyada mücadele etmiştir. Yazdığıyla, çektiğiyle yıllardır dumura uğratılan milletin yüzene tokadı basıp kendine getirmeye çalışandır Yavuz Turgul. Alın işte biz buyuz ne duruyorsunuz silkinip kendimize gelmenin vaktidir diyendir. Yıllarca feodalite, ağalık ,töre vs diyen ama zahmet edip nedir ne değildir diye öğrenmeyen ve öğretmeyenlerin aksine Kibar Feyzo filmini yazan adamdır. Yine '' aman bu cahil köylülerde nerden çıktı hem burda ne işleri var şehirler bizimdir'' diyenlere, yada ağam boşver ben işime bakarım kendimi kurtarmam lazım diyen bizlere atılan bir tokattır Yavuz Turgul.
    Hem bu tokadı öyle naif atar ki gönül tellerimiz titrer, titre de acıdan değil vurdumduymazlıktan, sorumsuzluktan, çıkarcılıktan, yalan, dolandan kirlenmiş ruhumuz sarsılır ta derinlerden. Herbir filmi üniversitelerin sadece sinema televizyon veya gazetecilik bölümleri değil sosyoloji, antropoloji ve psikoloji gibi bölümlerinde ders olarak verilecek adamdır. Varol Yavuz Turgul.
    0 ...
  19. 36.
  20. av mevsiminde lazcaya, gönül yarasında kürtçeye yer vermesiyle türkiyenin diğer dillerine de saygısını göstermesi sevilme nedenlerinden biridir.
    0 ...
  21. 37.
  22. çelişkilerin sonucununda kararı toplumun vermesini isteyen hikayeyeler anlatan yönetmen.
    0 ...
  23. 38.
  24. av mevsimi ile hayal kırıklığı yaratan yönetmen.
    3 ...
  25. 39.
  26. 40.
  27. film yapsada izlesek dedirten yönetmen.
    1 ...
  28. 41.
  29. güzel işlere imza attığını düşündüğüm insan.
    1 ...
  30. 42.
  31. sol framede adını görünce yazarların telaşlanacağı yönetmen. yok yok merak etmeyin, hayattadır ve turp gibidir kendisi. biraz hatırlansın,kıymeti bilinsin istedim. sonuçta adam türkiye'nin en iyi yönetmeni. tartışmasız.
    1 ...
  32. 43.
  33. kendisine tek kızgınlığım, kemal sunal ve şener şen ikilisini 1981'den sonra bir şekilde bir araya getirmemiş olmasıdır.çetin tekindor'un oyunculuğunu çok sevsem de 10 sene önce çekilmiş bir av mevsimi'nde battal çolakzâde rolünde bir kemal sunal görmek, hem film hem kemal sunal veya yavuz turgul sineması açısından çok farklı bir tat olurdu.ki bu beklenmeyeni yapabilecek ender senarist&yönetmenlerden biridir kendisi fakat şansını kaybetmiştir.
    0 ...
  34. 44.
  35. efsane senarist ve yönetmen. şener şen filmleriyle özdeşleşmiştir. büyüksün usta, bir gün tanışmak dileğiyle.
    1 ...
  36. 45.
  37. türk sinemasının duayeni. izleyici ile bağ kurabilmesi yavuz turgul u sinemamızın mihenk taşı yapmaktadır.
    ölümsüzlük diye bir şey olsa idi en çok yavuz turgul a yakışırdı.
    0 ...
  38. 46.
  39. Film çekmeyen, gerçeği filme işleyen adam. Filme sadece kadrajın aldığı alanı değil, gerçek yaşamın içinde kafanı çevirsen görülebilecek her şeyi, kulak kabartsan duyulabilecek her şeyi dâhil eden adam. işte bu yüzden filmleri samimi geliyor, işte bu yüzden film izlediğini değil yaşadığını hissediyorsun.

    Hikâyenin bir başlığını size çek yapıştır şeklinde sunmak yerine, tek çekim yaparak sunma cesaretini gösteriyor. Örneğin Av Mevsimi filminde filmin ilk 10 dakikası içinde bunun gibi 3 sahne vardır.

    Birinci sahne, emniyettedir. Ferman ve idris’in, Ferman’ın çaylaklara ders verdiği salondan çıkmasıyla başlıyor. Kapıdan çıkınca kamera geriye açılıyor. Bir karakolda olabilecek tüm diyaloglar akışkan bir şekilde izleyiciye sunuluyor. Amirin, Ferman ve idris ile konuşmaları, o sırada araya başka polislerin dahil olup soru sormaları, onların çekilip Ferman ve idris’in devam etmesi, çaycının çay getirmesi, amirin telefonunun çalması, Ferman ve idris’in konuşmaya devam etmeleri… Bu sahneyi izlerken o emniyetin gerçekliğine inanıyorsunuz. Çünkü bu üçlü ayakta bir yerde konuşmak yerine böyle bir koşuşturmanın, emniyette olabilecek olan, içine sokuluyor. Bu sırada emniyetteki olağan işler devam ediyor. Arkadan olağan emniyet konuşmaları devam ediyor. imkan olsa ve sahneye 360 derecelik bir görüş açısı sağlansa, kimsenin görmeyeceğini bile bile kadrajın dışındaki kişilerin oynadığını görürsünüz. Yönetmenin bu sahnede büyük bir cesaret örneği gösterdiği çok açık.

    ikinci sahne, emniyetten olay yerine giderken geçiyor. Yaklaşık 1,5 dakikalık bir sahne, hiç kesintisiz. Ferman, idris ve çaylak Hasan arabadalar. Bu üçlü sürekli diyalog halinde. Konu akışkan. Hiç sahne atlama yok.

    Üçüncü sahne, bu üçlünün olay yerinde vardıklarında arabadan inmeleri ile başlıyor. Film için gerçek bir olay yeri yaratılmış. Her şey akıyor, herkes işini biliyor. Ferman önde, idris ve Hasan arkada olay yerini sınırlayan şeridin altından geçiyor. Geçmeleri için şeridi kaldıran polis Ferman’a selam veriyor, Ferman polise adı ile hitap edip selam veriyor. idris şeridin altından geçerken polise Kadir’i soruyor. izinli abi, cevabı geliyor. Ne gerek var bu diyaloglara. Çünkü bu diyaloglar filme boyut kazandırıyor. Aynı işi yapan, aynı çatıda bulunan insanların özelini ve ilişkisini sunarak, boyutu sıradan bir olay yeri incelemeden alıp, bu insanların başka yerde ortak etkileşimleri olduğu boyutuna taşıyor. Başka bir tabir ile ağacı dallandırıyor. Neyse, sahne hiç kesilmeden bu üçlü savcı ve doktorun olduğu yere gidiyorlar. Ferman ve idris’in savcı ve doktor ile olan konuşmaları aynı şekilde ağaca başka dallar ekliyor. Bu sırada olay yerindeki sahne sürekli hareket halinde. Akan suyun içinde delil arayan polisler sürekli arayış halinde, kulak kabartırsanız idris ve elinde kesik kol olan polis konuşurken Ferman, savcı ve doktorun konuşmaları da arkadan geliyor. O sırada elinde kesik kol olan polis, kolu bulan kişiyi gösteriyor. Sahne hiç atlamıyor, kolu bulan adam polise ifade veriyor. Kadrajın ne zaman kendine döneceğini bilmese bile anlatıyor. Çünkü kadraj kendisine döndüğünde anlatıyor olmalı. Yavuz Turgul’un aslında filmin kadraja sığmayan anlarını da yazdığını anlıyoruz. Bu üçüncü sahne tam 2 dakika boyunca tek çekim yapılarak çekilmiş. Bunu götü yiyen kaç tane yönetmen var bilmiyorum.

    Bu filmde bunun gibi çok çok sahne var. idris’in içinde olduğu ceset torbasının ağzının kapatılması ile başlayıp evin merdivenlerinden indirilmesi ile biten sahne favorim.
    Yavuz Turgul filmlerinde sahneleri tek tek izlemek keyif veriyor. Çünkü çektiği bir film değil, yaşamın kesiti. Güvenlik kamerası kaydı kadar gerçek geliyor. Bu gerçeklik sağlanıyor.
    6 ...
  40. 47.
  41. Türk sinemasının en cool adamlarından olup kendisi benim gözümde üzerije tez yazılacak kıymetli bir sosyologdur. Mevzuyu basit ve derin anlatır. Mesele tam olarak budur zaten. Basit anlatmak ama derin anlatmak.

    hadi rıdvan hoca der ya futbol basit bir oyundur. mesele bunu basit oynayabilende.
    1 ...
  42. 48.
  43. 49.
  44. Tüm filmlerini izlerken kendisine hayran olduğum ve bir film galasında kendisiyle tanışma şerefine eriştiğim üstad. Yol ayrımı filmini de heyecanla bekliyorum. Keşke bu filmin galasına da gidebilsem ve bu kez onu Şener Şen'le birlikte görebilsem.
    0 ...
  45. 50.
© 2025 uludağ sözlük