şaşırdım kaldım işte şiirinin sahibi şair ve yazar. bu şiiri ve şairi tanımama vesile olan kişiyle kadıköy'de gördük bir ay önce kendisini. otobüse yetişmeye çalışıyordu konuşmaya fırsat bulamadık. âh.
kendini türkçeyi arapçalaştırmaya adamış bir organizmadır; evlat olsa, sevilmez.
(ayrıca verdikleri eksi puanlarla, aramızda bol miktarda arap kültür emperyalizmi uşağı bulunduğunu görmemize aracı olmuş organizmadır; hala sevilmiyor.)
Türkçedeki arapça farsça sözcükleri haddinden fazla benimseyen, çeçenistanın kadrolu kukla lideri olan ramazan kafirovu Türk halkına sevdirme planının maşası olan yavşaktır ki kafirov, putine yalakalık için türkiyeyi tehdit etmekten çekinmemiştir.
Feto kadar sinsidir. Dini ve milli duygularına güvenilmez.
sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla..
bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla..
ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla..
karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla..
adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla..
yüreğimin başına noktalarla.. hatlarla..
başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla..
sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.
ne olur bir gün beni kapında olsun dinle..
öldür bendeki beni..
..sonra dirilt kendinle!
çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle..
nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle..
kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle..
ama her defasında geri döndüm seninle..
hangi düğüm çözülür.. nazla.. sitemle.. kinle..
ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..
şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin..?
bazen kızkardeşimsin.. bazen öpöz annemsin..
sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin..
eksilmeyen çilemsin..
orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin..
beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin..
Başucu şairi. Kim ne derse desin Efsanelerden biridir benim için.
Sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla..
Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla..
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla..
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla..
Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla..
Yüreğimin başına noktalarla.. Hatlarla..
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla..
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.
Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle..
Öldür bendeki beni..
..Sonra dirilt kendinle!
Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle..
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle..
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle..
Ama her defasında geri döndüm SENiNLE..
Hangi düğüm çözülür.. Nazla.. Sitemle.. Kinle..
Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..
Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin..?
Bazen kızkardeşimsin.. Bazen öpöz annemsin..
Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin..
Eksilmeyen çilemsin..
Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin..
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin..
''Geceler nasıl tedirgin
Geceler Nasıl karanlık, uykusuz derin.
iki yıldız gibi her gece Allah'a uzar ellerin.
Ellerin mübarek mübarek.
Bak
ölüm hem yakın, hem ırak.
Gel sıvazla sırtımı dualar okuyarak
bilirsin bizi tek tek..
Birazdan top sesleri sarar etrafımızı
Tutar zamanları bir ince sızı
Gel sıklaştır safımızı
Ayet ayet- yürek yürek.
Sendedir akşemsettin bu bitmeyen nur
içimizde serin serin akseden huzur.
Huzur ki kubbelerden, minarelerden duyulur
gelme gitme ürkek ürkek .
Uzat ellerini artık öpsünler birer birer
sipahiler, vezirler, beyler, yeniçeriler..
hazır sefere ordular, hazır gemiler.
gemiler yelken yelken, gemiler direk direk
Ellerin mübarek mübürek.
bilirsin bizi tek tek.
Gel sıklaştır safımızı Ayet ayet- yürek yürek.
gelme gitme ürkek ürkek.''
Bizim türkümüzde gurbet var artık.
Hasret var, yürek var, toprak var balam
Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar
Tiyan-Şan, Kadır-Gan Dağları'na dek uzar
Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar.
Kerkük'te kurşunlar ansızın bizi vurur
Sürüklenir sokaklarda başsız cesetlerimiz
Zulüm bir hançer gibi içimize oturur
Bir mağara devrinden arta kalan insanlar
Kerkük'te kan kusturur...
Uzar gider bir sessizlik içinde
Bir uçtan bir uca Türkistan toprakları
Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına
Çöreklenir yedi başlı kızıl yılan
Baş kaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han
Bebekler bile vurulur beşiklerinde
Kana boyanır Türkistan.
Basmış kanlı çizmeler toprağına bir defa
Çiğnenmiş kara kalpaklar, temiz duvaklar
Susmuş minarelerinde mübarek ezan
Prangaya vurulmuş bir mahkûm gibi çaresiz
Boynu büküktürkülerde güzelim Azerbaycan.
Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım'da
Biz duyarız Kırım'ın öldüren feryadını
Bir büyük destanla birlikte yeniden yazacağız
Kırım topraklarına Kırım Türkünün adını.
Balkanlarda büyük, öksüz kubbeler
Minareler, şadırvanlar, kervansaraylar
Bizi söyler, anlatır Mimar Sinan'dan beri
Üsküp'te, Estergon'da, bir atar damar gibi
Davullar, zurnalar ve serhat türküleri...
Yüzyıllardan beridir Altaylardan Tuna'ya
Bizim türkülerimizdir söylenen
Konuşan dil, bizim dilimizdir
Renk renk, nakış nakış uzayan toprak değildir
Kilimlerimizdir...
Yine bir dağ gibi, bir dev gibi doğrulacağız
Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan
Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla
Burma bıyığımızdan, kalpağımızdan.
Bizim türkümüzde gurbet var artık.
Hasret var, yürek var, toprak var balam
Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar
Tiyan-Şan, Kadır-Gan Dağları'na dek uzar
Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar.