-yatamdan önce süt için
-sırtınızı ve ayaklarınızı iyice örtün
-yatmadan önce ışıkları kapatın
-geç saatte yemek yemeyin
-rahat bir yastık seçin
-mümkünse pamuklu yastık ve yorgan kullanın
-oda sıcaklığının 20 derece civarında olmasına özen gösterin
-ortapedik yatakta yatın
-uykunuz gelmeden yatağa girmeyim
-mümkünse yatağınızı en az gürültü gelebilecek yere koyun.
cinsellikte romatizmin sınırını belirsiz bırakmak, sınırlı olunursa iyi ve zevkli bir cinsellik yerine mecburiyetten ve kasılmadan başka bir şeye benzemeyen birliktelik yaşanır.
--spoiler--
biri benden diyerlerini siz bulun.
--spoiler--
- sen bilirsin onu
- sen bilirsin onu
- sen bilirsin onu
- sen bilirsin onu
- sen bilirsin onu
- sen bilirsin onu
- sen bilirsin onu
- sen bilirsin onu
- sen bilirsin onu
- sen bilirsin onu
- sakin bir kafa
- yeterli kalınlıkta boynunuzun altını dolduran bir yastık
- ayaklarınıza kadar uzanan bir yorgan
- yeterli karanlıkta loş bir ortam
- jilet gibi bir çarşaf
- üşürseniz diye ayakucunuzda bekleyen bir battaniye
- başucunuzda bir komidin ve komidin üstünde abajür, abajurun altında da gece kalktığınızda ihtiyacınız olabilecek eşyalar.
- bacağınızı atabilmeniz için boşta bekleyen devasa bir yastık.
- güzel bir dilek
- yarına dair beklentiler.
iyi yaşayanlardan olmuştu. yüzünde öte alemlerin hasretinden mütevellit hüzünlü bir ifade, yufka yüreğinden kaynaklanan bir tebessüm olurdu hep. hafifi öne doğru eğik boynu hep koruduğu tevazusunu simgeliyordu. o yüzden kambur dolaşma yakışıyordu ona. çocukları hep sevdi. cebine giren üç beş kuruşu mahalleye girerken uğramayı ihmal etmediği bakkalda harcardı. çikolata, arasıra oyuncu kartları ve bazen şahit olduğu mandik fisker kelimesinin yarattığı etkiden dolayı birkaç misketle doğru evin yolunu tutardı. çocukların dört gözle onu beklediğinin bilincinde, suratındaki tebessümü mahalle kahvesinin müdavimlerine ikram ettikten sonra geri kalanını en sevdiği varlıklara saklardı. misketleri adaletli dağıtır, çikolatayı eşit parçalara bölüp her birini mutlu etmekten eşsiz mutluluk duyardı...
öksürüyordu yatağında şimdi. biraz ağrısı da vardı, ''şükür'' kabilinden birşeyler fısıldadı. yüzündeki tabessüm daha da güçlüydü sanki. cennetin kokusu üflenmişti belki burnuna, ondandır. ya da ağrıyı veren huzurdan da nasibini kesmemişti. terki diyar edip, yeni bir aleme, en sevdiğinin yanına gitmenin heyecanı içindeydi. ölmek değildi bu onun için, aksine ilk defa doğacaktı. mutluydu yatağında şimdi, huzuru veren altın tepside mutluluğu da sunmuştu ona. o yaşarken sevgiliyi unutmamıştı. son nefesinde en sevgili de onu unutmuyordu.