insanı aylar veya yıllar sonra bile derin bir kedere sokabilen, acaba ve keşke kelimelerini insanın beynine kazıyan, yaşamdaki eksiklik, duygu yoksunluğu, sensizlik..
her ayrılık yaşanamamışlığı peşinden getirir oysa daha ne kadar çok yaşanacak şey vardır. bir de hiç başlayamamış olmanın verdiği acı yaşanamamışlık vardır ki insanı daha çok kahreder çünkü ağızdan çıkacak kelimelere bakmaktadır başlamak yaşanamamış şeyi yaşanabilir kılmak, ama bir türlü söylenmez ve insanın içinde düğümlenir kalır.
pişmanlığı ağır olandır. tercih etmediğimiz şeyleri yapsaydık ve eğer onları yaşasaydık her şey farklı mı olurdu sorusunu akla getirir. yaşayamadıklarımızın ağrısı sonsuza dek kalbimizde duracaktır.
yaşam yolunda oldukları yerden ileri bir adım atamayanların, yanlarında kimseleri göremeyenlerin, üzüntü duymadan bir şey veremeyenlerin, en fazla susmaya zorlanan kişilerin durumudur.
yaradır.kaşır durursunuz kaşıdıkça canınız daha da kaşımak ister, hem canınız yanar hem de hoşunuza gider.kanayınca durursunuz kabuk bağlar yine kaşırsınız sürer gider...
insanı yaşanmışlıklari değil de yaşanamamışlıkları üzer hep, yaşanmışlıklar iyi ya da kötü olsun geçmiştir olup bitmiştir çünkü. yaşanamayanlar hep bir yerlerde keşke olsaydı, keşke bunu da yaşasaydım demek için kalır..
kendisinden şikayet edilmeyen, her daim mermahet ile muamele edilen ve aslında bu şekilde kendisine kişiliksizlik addedilen eksiklik. yarım ya da hiç hissetiklerimizin sahibidir. yaşanamamışlık; bireyin kontrolünde ya da kontrol dışı gelişse de yaşanması gerektiğini düşündüğünü yaşayamayan kişi, bunun kendi kabahati olduğu sanrısı ile depresif haller yolculuğunda tek bilet seyrüsefer eder. şizofreninin başlangıç sebeplerinden biridir şu yukarıda bahsi geçen kabahat meselesi. kabahati -ki ortada bir suç olmadığı halde- sahiplenen kahraman daha sonra başına gelen o olay ile ilintili her meseleyi oraya bağlayabilecek güce zamanla ulaşacak ve bir süre sonra bir tavşan* ile konuşuyor halde bulacaktır kendisini.