sezen aksu'nun uzay heparı öldükten uzun bir süre sonra onun için yazıp bestelediği güzel şarkı. işin ilginç yanı şarkıyı sezen söylemez, ya levent yüksel'den ya kubat'tan dinleyebilirsiniz. rivayete göre sezen bir konseri sırasında okumuş ve fenalaşmıştır.. haklıdır...
sezen aksu'nun, zamansız ölen uzay heparı için yazdığı bilinen, söz-müziği sezen aksu'ya ait, düzenlemesi de ölümünden önce onno tunç tarafından çıkmış, 1995 senesinde çıkmış levent yüksel'in 2. cd'si, albümünde bambaşka yeri olan, süper ötesi şarkı... kubat'ın yorumu da, gayet hoş olsa da, levent yüksel yorumuna pek yaklaşamaz, apayrı okur, içine işler şarkı, eşsiz levent yüksel yorumu, slow şarkı olmasına rağmen, pek yavaş ritmi olmayan şarkı ile birleşince, soğuk, kaskatı bir havada yağmur altında saatlerce kalakalmak deyimini kemiklerinize kadar işler, matkapla inceden inceden deler, oyar içini...
yazmam daha aşk şiiri,
diyenlerin kervanında kışladım
çöle yağaerken donmuş levhalarda kar sureti
imkansızın bereketi
gözümü alırken her yanımda ışıyan gençliğim
kimin yaşındaydım bilmedim.
geceleri heceleyerek söktüm
aldım yedeğimdeki kelimeleri
işığa tuttum içimi loş tutan nesneyi
yunus'un yaşına geldiğimde
dünyayı aşk, imkansızı erkek bildim.
kelimelerle dokundum dünyanın hallerine
dokunulmazlığım kalktı
kendi şiirimde kendi divan'ımdan
sürüldüm
git gide fuzuli'nin
yaşına geldiğimde.
halk türkülerinin serçeli kafiyeleri
gibi uçuşu kolay ve çabuk akla gelmez
engelleri aşk için yapılan bütün benzetmelerin
sırasını sektiren olayların gidişi
yılları saymadan karacaoğlan'ın, baki'nin yaşına geldim.
görmenin gevşeyen bilgisi
yaş aldıkça tutunduğum diri şaşkınlık
başkasına doğru çözülüyor tenimdeki kelepçe
zaman benim içinde ileri gittikçe
dönüp bakmaların tarihinden
geri saydım kendimi sana geldim
onca aşk içinden geçtim de
kimsenin yaşına değmedim.
kimsenin yaşına değmeden
daha anısı kurumayan
dünlerim bitmediğinde
hayatın rüya dilini bile öğrenemeden
hayatta kaldım
onca felaketten
şimdi buradayım
elver yanına geleyim bunca aradığım,
babam ol, oğlum ol,
kardeşim, yoldaşım, arkadaşım ol,
ben sevgilim gibi seveyim
benim yaşıma geldiğinde.
bildiklerim kadar unuttuklarımla da seni büyüteyim.
biliyorum, yenilenenler geçmişe kadar kaçar birinde
haritamı kaybettim ey piri reis!
çinisi soldu maviliğimin
nice osmanlı şiirnde
odalardan odalara
azala çoğala
yaşadım da
fatih'in kokladığı karanfili
denize bakan bir şiirde düşürdüm.
rüyasında koklanmış karanfilini fatih'in
alınmış istanbul'da düşürdüm
içim başka yere sürüldü
tarih alındı benden
günümün acı ışığına kaldım yeniden
bir sikkenin ilk basıldığı günü hatırlıyorum
suç ışımasında ortak belleğin altın
kaynağına indiğim suya düşürdüm
kendi yaşıma geldiğimde
ilk şiirimi üzerine kazdım ben
ben kendimi ilk şiirimde düşürdüm
çok alındım kendimden.
sezen aksu'nun uzay heparı nın ölümü üstüne yazdığı duygusal nedenlerden okuyamadığı (bir konserinde emre altuğ söylemiş sezen aksunun sitesinde demosu olması lazım dinleyebilirsiniz) levent yüksel'e verdiği şarkısı(hatta yamulmuyorsam kubat'a da verdi).sözlerini de yazayım tam olsun.
hatıralar başucumda nöbet tutar gece gündüz
bekler beni, düşlerim var benim hayallerim var
fikrim derya deniz fikrim geri getirir seni
ne eserim ne yağarım dururum mateme dilsiz dağ gibi
dualarım var duvarlarım var
yazarım söylerim yana yana ismini
yarıda kaldı şarkılar aman
bu yaraya deva değil zaman
ateş düştüğü yeri yakar
bu düzeni bozuk dünya yalan
ötme bülbül ötme can ayazda kışta
sen gülü terk etme şarkılar şiirler yasta
hazin bi öyküsü vardır, uzay heparı henüz çok gençtir *, zeynep tunuslu'yla yeni evlidir, çocuğunun olacağını öğrendiği gün demet akbağ'ın arabasına motosiklete çarpmıştır, bir süre komada kalmıştır, bir rivayete göre sezen aksu ona komadayken küçüğüm şarkısını mırıldanmıştır, ancak çok geçmeden hayata gözlerini yummuştur...
sezen aksu'nun uzay hepari'nin ölümünden sonra yazdığı, bestelediği; ancak okuyamadığı şarkı. bir muhabir sordu da bunu bir röpörtaj esnasında, "yok" dedi, "söyleyemem ben onu." bir konser esnasında söylemeye de çalışmış, ancak şarkıyı bitiremeden fenalaşmıştır. en sonunda bir saksafon solosu var, ilk dinleyince insana çok antipatik gelse de sonradan o da bu acı ilahinin bir parçası oluyor.
ancak anlamadığım nokta, sezen'in kubat'a şarkıyı söylemede izin vermesidir. bu büyülü şarkı kubat'a verilerek rezil edilmiştir resmen. her ne kadar kubat şarkıyı fena söylemese de bu çok anlamlı şarkının sözlerini değiştirerek büyüsünü bozdu bu adam. öyle ki, orijinalinde "yarıda kaldı şarkılar aman/ şarkılar şiirler yasta" olan kısmı abimizin türkücü kimliğinden dolayı "yarıda kaldı türküler aman/ türküler şiirler yasta" şeklinde yorumlanmıştır.
ne gerek var ki şimdi, levent yüksel gayet güzel söylemişti zaten...
yamulmuyorsam 1995 senesindeki bir konserde sezen aksu nun emre altug a okuttugu, daha sonradan da levent yuksel e verdigi, ondan sonra da kubat in okudugu parcadir. tabii ki, en iyi versiyonu levent yuksel indir, ates dustugu yeri gercekten de yakar...
aylardır içinde bulunduğum ve yaşadığım sürece de içinde olacağım durum. her ne kadar hayat devam ediyor olsa da ve biz hayatın getirdiği sorumluluklar yüzünden her geçen gün sanki biraz daha uzaklaşıyor gibi dursakta bu matemden aslında hep içimizdedir, geçmez tutulan yaslar sadece üzeri örtülür. ölen geri gelir mi ki tuttuğun yas bitsin.
bir kayıp sonrası yaşanması normal olan süreç. kişi 6 aydan sonra hala yas halinde ve acısı giderek artıyorsa, dinmiyorsa patolojik yasa doğru gidiyor demektir ve yardım alması gerekir.