izin yaptığım bir gün vardı. haftada bir gün.
kendime vermiştim yine izin.
bir önceki gece "yarın buluşup beraber ev arayalım" diyen hatunla buluşup,
"orası iyidir, burası böyledir megadır" tarzı tüyolar verecek,
belki de geçici iskeleler kuracak olan ben,
akşamüstü uyanıp, saçı sakalı tamamen kesmek,
yüzümde kaş ve kirpikten başka hiç bir uzun kıl bırakmamak üzere banyoya girmiştim.
devamlı öten telefonumu sessize alıp,
"bu akşam değişik bişeyler mi içsem, acaba rakıya mı gömülsem?" diye düşünürken,
yine skol da karar kılmıştım.
"abi sen yemekteyiz e katılsana ehehe" diye gaz veren arkadaşlarımın olduğunu hatırlayıp,
normal bir yemek hazırlamak için mutfağa girdiğimde, dolaptaki cini farketmiştim.
yemek falan aklımdan çıkmıştı, "skolları bitireyim, sonra cine asılırım. bu geceyi de öyle kapatırım" düşüncesiyle hareket edip,
sonrasında "ya kusura bakma evde misafirler var" diye telefon açıp özür dilemiştim, bugün beraber ev bakacağım kızdan.
dedim ya izin günümdü, kendime ayırabildiğim zaman da pek kısıtlıydı.
yeniden sabaha kadar durup, 12 de iş için kalkmak gerekiyordu.
evet bu yarrak gibi yaşamaktı.
ve galiba alışınca olabiliyor. alışmak zorunda kalınıyorsa
uyandığımda akşam yedi civarı,
ve gökyüzü alacalıydı.
alkolden kurumuş vücudum,
buz gibi suya muhtaçtı.
salonda yatan heriflerin hepsi,
çoktan tozolup gitmişti.
günlerdir çıkmadığım evimi ise
adeta bok götürüyordu.
oturup projelerle uğraşması gereken ben,
facebook ta saçma salak videolar paylaşmak ve
sonu "diyenler" ile biten abuk isimli gruplara katılmak gibi işler yapıyordum.
haftalardır sadece sarelle ve zeytinle beslenen bünyem,
dominos tan pizza söylemek yerine, skol almayı tercih ediyordu.
ve evet bunun adı,
yarrak gibi yaşamaktı.
evlenmesi gereken yazarın içler acısı söylemidir. kendi kendimize ancak yarak gibi yaşıyabiliyoruz. belki evlendiğimiz kadın bu bünyelere yararlı olur, her gün yatmadan önce lan son bi fırt daha çekeyim şu sigaradan demeyiz, izinli olduğumuz gün akşama kadar yarak gibi evde oturmak zorunda kalmayız, bira tek dostumuz olmaz gibi düşüncelere zerk ediyor beni evlilik. lan anlayın işte tek başımıza hayatımıza yön veremiyoruz yaraklıktan öteye gidemiyoruz, evlenelim lan diycem de, ya oda yarak gibi biriyse o zaman külliyen avuçlarız hemde taşaklardan itibaren. nitekim çözümü arkadaşlarda arıyabiliriz, lan hemen yalnış anlamayın arkadaşımla yiyişmiycem mal herifler, belki adam akıllı bir arkadaşla takılırsak hayatımız düzene biner babında söyledim, onlarında çakalına kendi çıkarı doğrultusunda dostluk kurmayanına rastlamak ta zor iş be ağa.
bu ara iyice fark ettim. ben ve çevremde siklediğim birkaç arkadaşım cidden yarrak gibi yaşıyoruz. şimdi burda kendime psikanaliz yapıp çocukluğuma falan inmiyeceğim maazallah kızlar rahat bırakmıyor sonra. * önce üşengeçliğimden başlıyım. ulan bu entrye başlarken bile yüzlerce kez ''siktir et olum sonra yazarsın'' dedim. hatta belki vazgeçicem ve bu entry benim beynimin oturma odasındaki halının altında, çöp torbalarının ebedi arkadaşı olacak.* aga yok böyle bi şey. hiçbir şey yapmıyorum. tabi evde oturup dizi izlemeyi kişisel gelişim yöntemi olarak saymazsak. bazen diyorum ki bırakayım her şeyi, sonra düşünüyorum; '' lan yavşak naapıyosun da bırakacaksın.'' okul desen bok gibi. hesap makinem yok diye yarın sınava gitmemeyi düşünüyorum. sosyal ilişkilerim desen en alt düzeyde. kendime güvensizliğimden falan değil, tipsiz değilim yani.* ama sosyal ilişkilerin çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. hee bazen diyorum ulan acaba bu kadar kasıyorum, filozofi bir şekilde kendimi izole ediyorum, ama hayatımda bir kadın olsa kırlarda bayırlarda gezip çılgın atan yavşağa mı dönüşeceğim? bütün sorunum kulağa hiç de ilginç gelmeyen, sıradan bir duygusallık sorunu mu?. yoo. kız arkadaşım olduğu anda, o sorumluluk duygusu beni eşşoğleşşeğe çeviriyor. anında gaçhasım geliyor.
kendimin çok zeki, insanların çok aptal olduğunu düşünüyorum çoğu zaman. '' olum ben var ya rönesans döneminde yaşasam sanatın amına koyardım'' diyorum. ama sonra bakıyorum etrafıma, ulan internet erişimi olan her adam sikindirik de olsa felsefe, sosyoloji, psikoloji konularında atıp tutabiliyor, benim ne farkım var diyorum.
lisedeyken hep bu günlerin hayalini kurardım. '' olum üniversiteye bi gidelim hiçbir sik yapmadan evde oturup bira içip dizi izleyeceğim.'' hayale bak amına koyim. 3 senedir gerçekleştiriyorum bu hayali, nooldu? hiçbir şey. diyorum ki bazen, bi olay olsa -herhangi bir olay- aydınlanma yaşasam. sigarayı bıraksam, birayı azaltsam, artık oturunca biranın rahatça üstünde durabildiği göbeğimi eritsem, düzenli bir yatış kalkıl saatim olsa, kahvaltı yapsam cart curt. ama sonra diyorum ki '' siiiiiiiiiiiktiret boolum normal misin naapıcaksın bunları?'' he memnun değilim şuandaki hayatımdan, ama değiştirmek için bir şey yapıyor muyum? eğer yazının hepsini okuduysanız cevabı bilmeniz gerekiyor. he tahmin edemiyorsanız malsınız kusura bakmayın.
allahın her günü yaptığım eylem. bok gibi her gün her şeyi tekrar etmek falan fevkalade eğlenceli amk. sıçarken falan arada bir ilham geliyor işte spor yapsam, kendi işimi yapsam, güzel bir kız bulsam vs. vs. yine bir sikim olmuyor mal mal bu ne la dünün aynısı diye devam ediyorsun. amıma koyayım çok afedersin. ehehe.