"allah' ın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken... biz kim oluyoruz da insanları bir kaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, bir kaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz!" *
hayata devam etmenin tek yoludur. her eylem bir yargının sonucunda oluşur. önemli olan yargılarınızda makul kriterler kullanmanızdır. yoksa yargılamadan yaşamınıza devam edemezsiniz. evden bile çıkamazsınız saçmalamayın.
belki de hayatta yapılan en kolay şeydir. ama insanların unuttuğu; bunu yaparken kendisini koymaması o kişi yerine. belki de o zaman hepimiz için yapılması en zor şey olurdu. aslında unutmak da değil neden unutalım ki?
hemen hemen hepimizin düştüğü yanılgıdır. yalnızlaşmalarımızın müsebbibi, birbirimizi anlayıp empati kurabilmemizin önündeki ciddi engellerden biridir. yargıda egonun yoğunlaşmış halini görürüz. sen tu kakasın hata yapansın ama ben seninin gibi biri değilim, akıllıyım ve senden üstünüm bu yüzden demektedir. yargıladığı kişiye seni anlıyorum repliği çok komik durur.
yargılayan haklılığına kaptırmışsa kendini karşısındakini anlaması imkansızdır. yargılama asosyalliğin sebeplerindendir. kesin bir yargısızlık hiç bir zaman söz konusu olamaz. ama en aza indirgenmiş yargı sevgi içeriğinden dolayı acıtmaz diğeri gibi.
genelleme yapmadan sadece kendi içimizde, beynimizde yargılamak çok mu kötüdür? mesela şu şöyle yapıyordur diye değil de şu şöyle yapıyorsa şöyledir diye yargılanamaz mı? islam'a göre misal olarak kafirler cennete giremezler. şimdi bu yargılamak mıdır? yargılamaksa islami olarak da böyle değil midir zaten?