akşam yemeğimi yerken bir yandan da televizyona bakıyordum. ekranda alt kısımda yeni bir dizi reklamı vardı. "dost bağı" diye okudum. döndüm, yemeye devam ettim. bazen olur ya okursunuz ama dikkate almazsınız. öyle bir okumaydı. göz gezdirdim yani. sonra kardeşim sesini açtı televizyonun. duyduğum şöyleydi :
+ "tosbağa" yarın akşam x tv'de !
daha sonra olayı diğer aile bireylerine sorup yanlış duyduğumu teyit ettirdim. ardından yarım yarım yarıldık. *
bazen de lise 3. sınıfa giden bir öğrenci tarafından yanlış duyulmuş isimdir ve sınav kağıdına da aynen bu şekilde geçirilmiştir:
tonkis urukan.
halbuki sadece tomris uyar demek istemişti.*
neyse bu tarz anlatamayacağım bu olayı. böyle devam edeyim. şimdi sınavdayız.. hem de tüm sınıf doluşmuşuz.. iki sıra arkadan bir arkadaş çığırıyor bana:
- ulaaaan maydoneeeez! hişşşş!
+ söyle hacı?
- şeyfs yafsfsf "zoetigerd" ne demekfti? zoetigerd?
+ tatlı düşkünü!
- neyfs?
+ tatlı düşkünü. tat-lı düş-kü-nü..
- tamamfs sağol..
sınav sonrası herkes birbirine imece için teşekkür ederken arkadaş yanaştı:
+ maydonez sağol ya. bi "Tanrıya şükür"ü de sen söyledin, unuttum sınavda..
- ne tanrısı ne şükürü?
+ zoetigerd, tanrı'ya şükür demek değil mi?
- n'aaaptın olum sen yaaaa...!
arkadaşa "cern'deki büyük harbon çarpıştırıcısı" derken, cern'i, sern diye telaffuz etmek, arkadaşın serndeki gibi okunan şeyi, sendeki diye anlaması, gerisini zaten anlamaması, bende yok öyle bir şey diyerek itiraz etmesi.
genelde radyoda oluyor at yarışlarının bitiminde spiker diyor kararı varış hakemleri belirleyecek ben anlıyorum barış hakemleri. diyorum ne alaka barış hakemi filan..