laz kemal lakaplı bi matematikçi vardı lise 2de; kravat takmayan biz öğrencilerden dolayı en son çıldıran hoca:
- olum o kravatı giyiyosan gömleği takacaksın!
+?!?
+(sınıf kopar)
matematik sınavı olunur, hoca kağıtları okurken içlerinden bi tanesinin isimsiz olduğu farkedilir. Hoca nasılsa sınıfta anlaşılır diyip okumaya devam eder. Isimsiz kağıt 63 puan alır. Sınıfa gelinir. Tüm kağıtlar dağıtılır. Isimsiz kağıdın cevap anahtarı olduğunu anlayan hocanın tepkisi; "haasiktiir" olur.
Son sözlülerde tüm sınıfa 100 verilir. Lisede ilk defa matematiğimin 3 düşmesi sağlanır.
üniversitede dünyaca ünlü bir keman virtüözünün konseri vardır ve bu kişinin konser afişlerinde hanım efendinin 3 farklı fotoğrafı basılmıştır tek bir afişe. konser devam ederken matematik profu olan bu hoca nefes arasında hanımefendiye bir soru yöneltir;
-pardon, yalnız siz mi çalacaksınız? diğer 2 arkadaş sahne almayacak mı?
+diğer 2 arkadaş derken!? yalnız ben çalacağım (!)
-e afişte 3 kişiydiniz..
(kahkahalar kopar salonda)
+yok onların hepsi benim farklı fotoğraflar sadece *
-hadi ya demek ki 2 kişi gelmedi..
+ !!!
izmir 9 eyllde okumuş bi hocamızdı. sınıfta baldızı dahil 3 adet kız vardı. bir gün ismiyle müsemma hocamız üniversitedeki sınıf arkadası kızları anlatırken;
- bizim okulda öyle kızlar vardı ki görülmeye değer. aha bunların yaklaşık 3 katı büyüklüğünde ve güzelliğinde. (baldızın ablasına şikayet ettiğine şüphem yok)
hoca sınıfa girer ve herkes ayakta gırgır şamata... hocanın söylediği efsane laf "oturun yerinize eşek kadar sıpa oldunuz"
yine aynı hoca bir gün doğanın ne kadar mucizelerle dolu olduğunu şu örnekle vermişti, "10 cm önümdeki kitabı okuyamıyorum fakat milyonlarca km uzaklıktaki güneşi görüyorum."
küçükken, minicikken, lisedeyken, boş olan ders sevinciyle basketbol topunu kapıp bahçede dört döndüğümüz zamanlar, o çok sevdiğim, o hocalar hocası, o can, o aydın, o Aydın hocamın pencereyi açıp:
+ çocuğum top sektirmeden oynayın şu basketbolu!
dediği andır beni yaran.
*
bir de bizim bir Necmi hocamız vardı. efendime söyliyim, mikrofonu kapıp sahneye atladığı ve aynı zamanda garip bir halay çektiği anlar dışında, tam bir müdür yardımcısıydı. karlı soğuk bir günde ettiği lafla hep hatırladığım bir insan olmaya hak kazanmıştı zamanında.