Doguma girmek uzere olan kadina hemsire sorar:
Kocanizin da
dogumda bulunmasini ister misiniz?.."
"Eeeee. Hayir. Esasinda ben evli degilim..."
"Peki erkek arkadasiniz?..."
"Erkek arkadasim da yok..."
Hemsire meraklanir... "Eeee. Peki. Bu iste ortak
olan sahis? Onu
istermisiniz?..."
Hamile kadin cevaplar:
"Uzgunum.
Kimseye bagli degilim ve yalniz kalacagim..."
Dogum gerceklesir ve hemsire kadinin yanina gelir.
"Tebrik ederim. Cok saglikli bir kiziniz oldu."
"Oh. Tanrim. Ne gadder mutluyum. Kizimi gorebilir
miyim?"
"Elbette. Ancak gormeden once bilmeniz gereken bir
sey var..."
Kadin korku ve endiseyle sorar: "Nedir?
lutfen soyleyin. Bir sorun mu var yoksa?..."
"Eeeee. Bir sorun mu bilmiyorum. Bebeginizin teni
biraz koyu, yani acikca
soylemek gerekirse... Bebeginiz aslinda zenci..."
Kadin basini onune eger ve uzuntuyle konusur: "Ahhh.Evet. Nasil
anlatsam... Isim ve guvenebilecegim kimsem yoktu. Ne aile ne
arkadas, hic kimse.Gidecek bir yerim de yoktu.
Cok kotu
durumdaydim. O yuzden
gecen yil bir porno
filminde oynamayi
kabul etmek zorunda kaldim. Yapacak bir seyim yoktu Basroldeki erkekde bir
zenciydi.
Hemsire
anlayis ve sefkatle basini sallar:
"Anliyorum sizi. Tabii beni
ilgilendirmez. Ozel hayat sonucta. Lutfen kusuruma
bakmayin...
Ama...
Belki... Sanirim bir nokta daha var..."
"Evet?... Lutfen cekinmeyin, soyleyin... Baska bir
sey mi?.
"Seyyy. Bebeginizin cok guzel, lepiska gibi, sapsari saclari var.
"Bakin. Gercekten
cok zor gunlerdi. Oynamayi kabul
ettigim film tam
bir hard
pornoydu. Filmde sadece zenci yoktu; bir tane de
Isvecli vardi. Bir ogrenci
parasiz kalmis, tipki benim gibi.
"Pardon, pardon... Ustume vazife degil ama...
Gercekten ozur dilerim...
Belki bilmek istersiniz, birsey daha var...Bebegin
gozleri de cekik..."
"Hayat bana hic acimadi. Zor bir filmdi gercekten.
Bir erkek daha
vardi. Bir
Cinli gocmen... Belki beni yadirgadiniz ama ne
yapayim. Yapacak baska
bir seyim yoktu.
"Sizi anlayisla ve saygiyla karsiliyorum. Uzmek istememistim.
Isterseniz artik bebegi gorebilirsiniz.
Beraber bebegin yanina giderler. Kadin misil misil
uyumakta olan bebegin
yuzune sert bir tokat vurur. Bebek ciglik cigliga
aglamaya baslar.
Hemsire bu duruma tepki gosterir. "Aklinizi mi
yitirdiniz siz? Neden vurdunuz uyuyan bebege?.
Kadin sevincle cevap verir: "Yok bir sey, takma
kafana.... Yalniz
sana
birsey soyleyeyim mi... Havlayacak diye odum koptu
Çoban su kenarında koyunları otlatırken, bir ağacın altında bikini ile güneşlenen Fransız turisti görmüş, adam zaten günlerdir dağda ve abaza, dayanamamış kadına tecavüz etmiş. Ama ne tecavüz, defalarca ve saatlerce...
Fransız turist soluğu jandarmada almış. Jandarma çobanı yakalamış, getirmişler karakola ifadesini alıyorlamış. Fransız turist demiş ki:
"Böyle bir erkek ben asla görmedim, şikayetçi değilim ama benimle birlikte Fransa'ya gelirse"
çoban "Ben nasıl gelirim, koyunlar var, çoluk çocuk var, gelemem" demiş...
Kadın ısrar ediyormuş, gelmezse hapse atacaklar.
çoban sonunda bir öneride bulunmuş; "Benim bir kardeşim var, o bekar, onu al götür"
Fransız turist sormuş; "O da senin gibi mi? Yani güçlü kuvvetli bir erkek mi?"
çoban hafif mahçup bir ifadeyle cevap vermiş:
"Valla bilmiyorum ama 2 sene evvel yine benim gibi dağda kaldığında, insan bulamadığı için bir ayıya tecavüz etmişti.. 2 sene olduğu halde, ayı hala bal getirir"
Adamın biri sabah uyanınca o gün 90 yaşında olduğunu hatırlamış. Yavaş yavaş yataktan kalkarken gözü ayaklarına ilişmiş "sevgili ayaklarım" demiş, "Bugün 90 yaşına girdik. Bu kadar sene beni istediğim yere götürdüğünüz, bu yaşıma sizinle girdiğim için bahtiyarım, sizlere çok teşekkür ederim, nice seneler dilerim."
Sonra dizlerine dikkat etmiş "Sevgili dizlerim, bugün 90 yaşına girdik. Bu kadar sene beni taşıdınız,"bükül" dedim büküldünüz, çömel dedim çömeldiniz, bu yaşıma sizinle girdiğim için şükür ediyorum. Sizlere çok teşekkür ederim, nice seneler dilerim"
Sonra gözü biraz daha yukarı kaymış "Eee emektar" demiş "Eğer sende yaşasaydın bu günümüzü birlikte kutlayacaktık."
bir okula din kültürü öğretmeni geliyor. adam bakıyor ki okulun durumu çok kötü, çocuklar duaları bilmiyor. adam herkesi test etmek istiyor. baya bir kararlı öğrencilere duaları öğretecek..
sonra başka bir kızı kaldırıyor. "kızım senin adın ne bakayım?" diyor. kız da "kevser" diyor. "oku bakayım öyleyse kevser suresini" diyor, kız da okuyor.
sonra başka bir çocuğu kaldırıyor."oğlum söyle bakayım senin adın ne ?" diyor.
çocukta şöyle cevap veriyor;
"hocam adım yasin ama arkadaşlar aralarında bana kısaca sübhaneke derler"
temel ile fadime evlenirler. gerdek gecesi temel avına atlayan hayvan gibi allah ne verdiyse fadimeye saldırır. fadime ne olduğunu anlayamaz. karşı da gelmez. kendini bırakıverir. ama içten içe çok hüzünlenir. sabah kahvaltıda dayanamaz durumu temel'e açar.
-temel çok teessüf ederim. insan öyle mi yapar? insan bir önsevişme yapar, öper, okşar, yani vücudu uyarır.
-........
temel en ufak birşey anlamaz ve cevap veremez. bu konu temel'in kafasına iyice takılmıştır.
-yav bu garu ne temek istedu acaba?
temel düşünür taşınır ve sonunda anlar. ve ertesi gün kahvaltıda fadime'ye şöyle der:
-fadime, karucuğum, seni uyariyrum, bu akşam seni s.keceğum...
Yil 2050. AB Komisyonu Baskani odasinda otururken, yardimcisi iceriye
heyecanla girer:
Efendim, Turkiye tum isteklerimizi yerine getirdi. Onlari AB'ye alacak
miyiz?
AB Baskani:Yok canim, henuz olmaz. Git, duyur, Tum Turkiye Ingilizce
konusacak, Turkce'yi yasakliyorum.
-Efendim onu 5 sene once yaptilar. Hatirlamiyor musunuz?
-O zaman soyle Kibrisi versinler.
-Efendim onu da 40 sene once verdiler zaten.
-O zaman soyle guneydoguya ozerklik versinler.
-Aman efendim, Turkiyede guneydogu mu kaldi, 2020'de bagimsiz devlet
oldu ya orasi zaten.
-O zaman soyle (sozde)ermeni soykirimini tanisinlar.
-Efendim, sadece ermeni degil, Pontus, Yunan, Bulgar, Rus, Ukrayna,
Moldova soykirimini bile tanidilar, hatta Canakkale savasindan dolayi
Ingiliz, Avustralya, Yeni Zelanda soykirimini bile tanidilar ya.
-Hmm. O zaman soyle, kokorec yasaklansin.
-Aman efendim, onu yemeyi 2007'te biraktilar.
-Isa askina, ya ne bileyim? Kinayi yasaklayin, yakamasinlar.
-Ooooo. Beyefendi.Onu da coktan biraktilar.
AB Baskani dusunup tasinir ve;
-EEEE... DAGITIN O ZAMAN AVRUPA BIRLIGI NI.
terzi agop ile vartanyus mutlu geçen 34 senelik evliliklerinden sonra terzi agop hastalanmış ve karısı vartanyus u bu dünyada yalnız bırakarak öbür dünyaya göçmüş.
vartanyus bakmış yalnız ömür geçmez, kadın başına da zor, demirci agop da istiyor, demirci agop ile evlenmiş. ilk akşamlarında demirci agop işten dönmüş, bakmış vartanyus yatak odasında.
üstündeki gömleğin kollarını sıyırmış.
+ terzi agop ta bu güçlü kollar var idi?
vartanyus cevaplamış:
- yok idi.
daha sonra gerile gerile yavaş yavaş gömleğin düğmelerini açmış, gömleği tümden çıkarmış, karnını göstererek:
+ terzi agop ta bu kaslar var idi?
vartanyus cevaplamış
- yok idi.
demirci agop daha da böbürlenmiş. pantolonunu çıkarmış yavaş yavaş. sonra da tümden soyunmuş, tekrar sormuş:
+ terzi agop ta bu kadar uzunu var idi?
vartanyus cevaplamış:
- yok idi yok idi ama terzi agop bu kadar zaman da hem seni .iker idi, hem beni .iker idi, iki de pantolon diker idi!
eleman babasının yanına gelir ve heyecandan ağzı burnuna girmi$ bir $ekilde,
- ilk cinsel deneyimimi ya$adım baba!
* aslanım benim, koçum, yiğidim, yusuf miroğlu'm *.. gel otur $öyle konu$alım.
- bi oturabilsem.
Temel ishal olmuş, gittiği doktor da "günde iki defa fitil" vermiş.
Temel fitilin asıl kullanım şeklinden habersiz olduğundan, hap gibi yutmuş ve tabii ki daha kötü olmuş.
Ikinci defa gittiği doktor ona günde üç defa fitil vermiş, Temel daha kötü olup da doktora üçüncü defa gidince doktor şüphelenip sormuş:
- Siz yoksa bu fitilleri hap gibi yutuyor musunuz?
Temel kızmış;
- Yok, bi tarafıma sokuyorum..
Köyün birinde imam caminin hemen yanındaki evin güzeller güzeli hanımına gözü koymuş ne olursa olsun elde edecek. aradan süre geçmiş dayanamamış gitmiş hatuna söylemiş. hatun demiş ki; "sana üç şartım var" imam hemen sormuş nedir diye, demiş; "1- cinsel organını camide cemaate göstereceksin" imam demiş "hayatta olmaz" kadın da o zaman bu iş olmaz. imam düşünmüş taşınmış cuma namazından sonra cemaate seslenmiş "arkadaşlar ben size kırgınım, siz benim hakkımda dedikodu yayıyormuşsunuz, çok üzdünüz beni sizden hiç beklemezdim" diye serzenişte bulunmuş cemaat dedikodunun ne oldugunu merak ederken imam patlatmış "benim sünnetsiz olduğumu söylüyormuşsunuz sağda solda alın işte sünnetliyim" deyip çıkarmış. soluğu hatunun yanında almış. hatun demiş "2. şartım cemaatin önünde 1 kadeh rakı içeceksin" imam bunu hayatta yapamayacağını söylemiş, imam yine bir cuma namazı sırasında vaaz verirken demiş "arkadaşlar bu alkol zaralıdır, günahtır ama bazen çok darlanınca da iyi gelir. ömrünüzde bir defa benim gibi böyle alın rahatlarsınız" demiş bir kadeh rakıyı kafasına dikmiş. imam soluğu yine hatunun yanında alır. hatun demiş "3. şartım beni kocamın gözü önünde düzeceksin" imam demiş "ilk ikisini yaptım ama bunu hayatta yapamam" imamı almış bir düşünce.. kadınla kocası evlerinin hemen yanındaki tarlada çalışıyorlarmış, imam da minareden öğle ezanını okumuş ardında çifte dönerek "napıyosunuz siz" demiş onalar da "çalışıyoruz" demişler, imam "ne çalışması bal gibi düzüşüyorsunuz" demiş, hatunun kocası "olur mu hocam öyle şey tarlada çalışıyoruz işte" demiş. imam demiş "gel buradan bak". imam aşağıya inmiş, hatunu düzmeye başlamış hatunun kocası da minareden bunları izliyormuş. sonra birden bağırmış adam "haklıymışsın hocam buradan hakikaten öyle görünüyormuş" demiş.
mart ayında kediler toplanır sevismeye giderlermiş. henuz yavru sayılabilecek bir kedi de toplanıp gidenlere özenir ve hep onlara yalvarır mış
-ya ne olur beni de götürün sevişmeye
+sen daha küçüksün
ertesi gün
-ya ne olur ne olur beni de götürün sevişmeye hadi be abi..
+sen daha küçüksün olum.
sonraki gün.
-abi bende geleyim mi...
+gel hadi
dama çıkarlar ve beklemeye başlarlar. yarım saat geçer 1 saat geçer. yavru kedi donmaya başlar arkadaslar ben 10 dk daha sevişir giderim.
bir gün e üzeri x ile x fonksiyonları kızılaya inmişler. ** dolmuş duraklarının olduğu yeri bir geçmişler ki ne görsünler her yer kalabalık, bir kargaşa, millet birbirinin üstünde. y fonksiyonu sormuş,
- e üzeri x abi bu kalabalık nedir acaba
+ dur şimdi öğreniriz birazdan.
e üzeri x hemen köşeden geçen birine sormuş,
+ hocu hocu nedir bu kargaşa?
hocam burda türev alma operasyonu var, bugün burdaki herkes türevlenecek
x fonksiyonu birden titremeye başlamış, aman tanrım mahvoldum ben e üzeri x abi gözünün yağını yiyim yardım et. tabi e üzeri x fonksiyonu sakin, dur demiş x fonksiyonuna, gidelim ben hallederim, seni de kurtarırız.
dalmışlar kalabalığın içine, e üzeri x sora sora operasyonun başındaki kişiyi bulmuş. elini uzatarak kasıla kasıla kendini tanıtmış:
+ merhaba ben e üzeri x
- merhaba ben de dy/dx!! *
Veled, 'Babacım yaa, ben nasıl oldum, çok merak ediyorum" diye ısrar edince...
Adam, "Nasıl olsa bunu bu oğlana bir gün anlatmak durumunda kalacağım, iyisi mi şimdi izah edeyim, hazır sormusken, kurtulayım gitsin bu işten diye düşünür, içinden...
"Bak evladim, çok iyi dinle, zira bi daha anlatmayacağım:
"Annem baban, bundan yedi sene evvel, bir 'cyber cafe'de karşılastı.
"Bir iki bakıştıktan soona bu 'cyber cafe'nin musait bir yerine geçtiler...
Baban 'memory stick' ile , 'USB' den bir bağlantı kurdu...
"Anacığın bu fırsatı iyi değerlendirerek 'memory stick' den
bir kaç 'download' indirdi...
"Bu dangalak baban da, bir-iki 'upload' yükledi... Ammaaa,
" ....heyecandan 'Firewall' kullanmayı unuttuğumuz aklımıza geldiğinde iş işten geçmişti...
"Bu raddeden sonra da, ne 'delete' edebildik, ne de 'cancel'...
"Sonuc olarak da, ortaya felaket bi 'Virus' cikti, dokuz ay sonra...
"işte mesele bu kadar basit, benim guzel evladim..."
Fabrikada çalışan üç kafadar işçiden biri Kayserili, biri Adanalı, biri de
bizim Trabzonlu Temel'dir. Bunlar çalışırlarken hergün patronun erkenden işten ayrıldığını fark ederler.
Uyanık kayserili diğer iki arkadaşını çağırır: "Bakın, patron böyle erkenden çıkıyor ve
dönmüyor. Biz de o çıktığı zaman peşinden çıkıp gidelim."
Diğerleri bu teklifi Hemen kabul ederler. O gün patron gene erkenden çıkar. Bizim üç kafadar da Hemen peşinden dışarı çıkarlar. Kayserili doğruca evine gider ve yatar.
Adanali hemen bir kebapcıya gidip güzelce karnını doyurur. Temel de evine gider. Temel yatak odasından gelen sesler uzerine kapıyı sessizce açar.
Yatakta karısına sarılmış bulunan patronunu görür ve kapıyı sessizce kapatıp oradan çıkar. Ertesi gün Kayserili ve Adanalı yine patronun peşinden çıkmak üzere plan yaparlar. Temel'i çağırırlar ve bugün de erken çıkacaklarını söylerler. Temel hemen itiraz eder..
"Yok uşaklar ben çıkmam! Dün az kalsın yakalanıyirdum!"
hitler ingiliz fransız ve yahudi üç esiri karşısına almış soru sormaya başlar. bir şartı vardır ama soruyu bilenler serbest bırakılacak bilemeyenler öldürülecek. ingilize sorar: titanik kaç yılında battı. cvp: 1912 hitler: dogru sen geç fransıza sorar: kaç kişi öldü. cvp: 1050 onunda salıverilmesine izin verir. yahudiye gelir sıra: say lan isimlerini
bir varmış... bir yokmuş...
Bir gün keloğlan, yoksa nasrettin hocamıydı...
Her neyse kel nasrettin oğlan karisini bir kenara çekmiş...yanına da bir sandık koymuş...
karısına " bir soru soracam, bakam hanginiz bileceksiniz..sandık mı sen mi " demiş..
Karısı kendinden emin tabi ki.. biraz sonra kelhocahacivat soruyu sormuş.
karısı başlamış soruyu cevaplamaya...
tabi ki sandıktaki kağıt boş...sure bitince cevapları toplamış...
sandıktaki boş kağıda bakmış bide pamuk prensesin uzunca cevabına...
Daha sonra pamuk karısına şöyle demiş..
"Hmmmm....Aman Karagözüm sandığımdan daha zekiymişsin”
copyright@perspektif
3 isletmeci ve 3 muhendis is
icabi trenle bir seyahate cikacaklardir.
Tren garinda 3 isletmeci uc bilet aldigi halde,
muhendisler yalnizca bir tane alirlar.
Isletmeciler bunun sebebini sorduklarindaysa,
"Bekleyin ve gorun" derler. Trene binerler, bir sure sonra 3 muhendis
kalkip beraberce tuvalete gider.
Konduktor gelir, 3 isletmeciden 3 bileti aldiktan
sonra tuvaletin kapisini calar,"biletiniz lutfen" der.
Muhendislerden biri eliyle bileti disari uzatir.
Isletmeciler de bunu gorurler. Artik taktigi kapmislardir.
Donus zamani gelmistir, yine gar dalardir.
Isletmeciler gidip bir bilet alirlar.
Bakarlar muhendisler bu sefer hic bilet almiyor,
saskinlikla yine sebebini sorarlar, "Bekleyin ve gorun" der yine muhendisler.
Yolculuk baslar.
Isletmeciler beraberce kalkip tuvalete giderler,
ardindan da muhendisler de karsisindaki tuvalete.
Konduktorun gelmesine yakin, muhendislerden biri
disari cikar,karsidaki tuvaletin kapisini tiklatip
"biletiniz lutfen" der.
Acilan kapidan bir el bileti uzatir.
Bileti alan muhendis diger tuvalete geri girer
adamın biri azmetmiş, "ben ileride doktor olunca tüm hastalıkları iyileştirecem" diye kendi kendine söz vermiş. harbiden de olmuş. her hastalığı iyileştiriyormuş. hatta bir de şart koymuş: "hasta girerken 200 $ verir, iyileşemezse 5 katını iade ederim."
memlekette uyanık çok. işte bunlardan biri "ulan şu herife bir rol kesiyim de parasını alıyim." demiş ve 200 $ verip içeri girmiş.
doktor: şikayetiniz nedir?
adam : ben yediğim şeylerin tadını alamıyorum da.
doktor: kolay. hemşire hanım 8 numaralı kutuyu getirirmisiniz?
8 numaralı kutu gelmiş. doktor içinden bir madde alıp adamın ağzına vermiş.
adam : iyi de bu bok.
doktor: bak iyileştin. nasıl da aldın tadı?
adam şaşkın bir halde çaresiz çıkıp gitmiş. fakat ne yapıp edip zararını karşılamak niyetindeymiş. vermiş 200 $ daha girmiş içeri
doktor: şikayetiniz nedir?
adam : bende hafıza kaybı var.
doktor: kolay. hemşire hanım 8 numaralı kutuyu getirir misiniz?
adam : iyi de doktor, 8 numaralı kutuda bok var!
doktor: bak nasıl da hatırladın. artık iyileştin.
adam yine çaresiz sinirli bir şekilde çıkıp gitmiş. "bu sefer kesin geri alacağım paramı." deyip, 200 $ daha bayılıp içeri girmiş.
doktor: şikayetiniz nedir?
adam : bnede iktidarsızlık var.
doktor: kolay. hemşire hanım, 8 numaralı kutuyu getirir misiniz?
adam : ama s.kecem 8 numaralı kutunu.
doktor: madem s.kiyosun, demek ki iyileştin.
isviçreÇine savas ilan etmis. Bir sekilde Çine kadar gelmisler. Haber Çin basbakanina gec ulasmis.
- Basbakanim isviçreliler saldirdi Pekine girdiler
- Isvicre de ne?
- Avrupada bir ülke
- Kac kisi bunlar?
- 5 milyon
- Hangi otelde kaliyorlar?
halı bakmaya gelen bir bayan dükkan da ki halıları şöyle bir süzüyor.yediği barbunyadan olsa gerek gazını tutamıyor* kimse duydumu diye etrafına bakarken satıcıyı görüyor hemen olayı geçiştirmek için halıların fiyatını soruyor;
-bakarmısınız. bu halının fiyatını öğrenebilirmiyim?
+halımızı gördünüz gazınızı tutamadınız.fiyatını öğrenseniz altınıza edersiniz.
Bir kadinin 3 tane kiz çocugu vardir. Tesadüfen üçüne de ayni zamanda
talip çikar.Tek bir dügünle üçü de evlenir ve yuvadan
uçarlar...Kizlarin hepsi farkli sehirlere gitmislerdir. Anneleri el
bebek gül bebek büyüttügü kizlarinin evlilik yasamlarini; ancak
özellikle ask
hayatlarini merak etmektedir. Fakat kizlari yatak olaylarini acik acik
anlatmaktan cekindikleri icin bir yontem gelistirirler. Kizlar
annelerini o günkü Hürriyet gazetesinde cikan
gazete ilanlarina atifta bulunarak,ask hayatlari hakkinda e-mail
yoluyla bilgi vereceklerdir..Evliligin birinci haftasinda buyuk kizdan
mesaj gelir; Mesajda "RUFFLES"
yazmaktadir. Kadin merakla hurriyet gazetesini alir ve ilana bakar "RUFFLES, HEM
EGLENCELI, HEM DOYURUCU" Kadin cok mutlu olur ve yeniden mesaj
beklemeye baslar. Bir sure sonra ikinci kizindan mesaj gelir. Mesaj da
"MAXWELL COFFEE" Hemen gazteyi alir ve ilana bakar. MAXWELL...HER
DAMLADA BUYUK ZEVK" Kadin yine cok mutlu olur. Bu kez küçük kizindan
mesaj beklemeye baslar. Uzun süre mesaj gelmez kadin tedirgin olur ama
yine de bekler. En sonunda kucuk kizindan da mesaj gelir. "TURKISH
AIRLINES" Kadin merak ve heyecanla gazeteyi eline alir ve ilani dusup
bayilir. "TURKISH AIRLINES, HAFTA DA YEDI GUN, GUNDE 3 SEFER...USTELIK
HER TARAFA"
kayserili, avrupa'ya gitmiş. uzun yıllar bir fabrikada çalışıp kaldıktan sonra kayseri' ye dönmüş. Komşuları hoşgeldine evine gelmişler. Uzun yıllar orada ne iş yaptığını sorunca:
işcilik yaptım, yanıtını vermiş. komşuları haytret içinde yine sormuşlar:
- uzun yıllar bir fabrikada çalışmışsın da niye fabrikanın sahibi olamamışsın, sebebi nedir?
(bkz: nasrettin hoca)nın biri birgün oturduğu dalı keser. onu gören bir komşusu derki ''hocam eşeğe ters binmişsin''. hoca derki ''eee parayı veren düdüğü çalar''.
*
padişahın bir bir gün sokakta satıcılık yapmayı yasaklar. bu yasağa uymayanlara da ceza olarak sattığı şeyin bir taraflarına sokulmasını emreder. askerler şehirde dolaşırken bir üzümcü yakalarlar ve başlarlar üzümleri tane tane sokmaya. ancak onlar soktukça adam kahkaha atmaktadır, askerler devam ederler adam iyice kopar. en sonunda işlemi yapan asker dayanamaz;
+ulan yarım saattir bir tarafına üzüm sokuyoruz sen ağlıyacağın yerde gülüyorsun. nasıl adamsın lan sen
-abi ben onda gülmüyorum. arkadan gelen karpuzcuya gülüyorum.
usta borsacı çömez borsacıya söyler, şuraya sıçacam şimdi yersen eğer 1 milyon dolar vercem, tamam der çömezde, o sıçar öbürüde yer ve alır 1 milyon doları. sonra çömez ustaya der usta ben sıçıcam şimdi yersen eğer 1 milyon dolar vercem, çömez sıçar usta yer bu sefer ve alır 1 milyon doları geri. çömez sorar e usta ne anladık bu işten önce sen bana verdin sonrada ben sana geri verdim 1 milyon doları, pisliği yediğimizle kaldık der. olurmu lan 2 milyon dolarlık işlem hacmi yarattık der usta da.