Kaç çeşit enstrüman çalabildiğini hala çözemediğim yegane insandır. Amelie filmine yaptığı le moulin parçası en enfes parçalarından biri olmakla beraber ülkemizde en çok tanınan parçasıdır. Mutluykende, hüzünlüykende, kıpırkıpır veya dinginkende dinlenebilen tuhafüstü adamdır .
dün küçükçiftlikte ''rezalet'' bir konser veren fransız müzik dehası.
ulan yemin ediyorum seni tamamen yanlış tanımışım yann. laynnn!!! nerede performanslarında o içine kapanık, asosyal, ulaşılamaz, sadece yapmak istediği şey müzik gibi gözüken ve kimseyi umursamayan fransız asilzadesi? meğersem tırtmış, düşündüğüm herşey yalanmış lan. ne öyle ''maç kaç kaç?'' diye sormalar, ''uyumayın hadi'' demeler ve en sonunda dayanamayıp sahneyi erkenden terketmeler falan. hem nerede olum akordiyon? nerede amelie soundtrack leri? vallahi ciguli yi senden daha çok seviyorum artık...
11 temmuz 2010'da istanbul'da konser vermiş tapılası müzisyen. *
(#8696000) bu entry ile hüsrana uğradığım andır sözlük. ulan yarısı mı? acıyorum insanlara be sözlük, çok hem de.
Rue des Cascades şarkısının canlı performansı kesinlikle dinlenmelidir. claire pichetin sesi ayrı bi güzeldir bu şarkıda. huzurdan overcapacity olursunuz.
uyumanızı ve uykunuzdan naif müzik esintisiyle uyanmanızı sağlayan ses
çaldığı farklı enstrümanlarla piano versiyonlarıyla sizi büyüleyen şaheserlere imza atan mükemmeliyet.
dinlerken ayaklarınızın yerden kesildiğini hissedebilir ve uçmanın tadına varabilirsiniz.
"rue des cascades" tavsiyemdir.
Yeni albümü olan Dust Lane'ın 4 Ekim'de Avrupa'da yayınlanacağını bildiren sanatçıdır. Dikkatinizi çekerim, sanatçı diyorum.
Link ise burada: http://www.yanntiersen.com/
Aynı zamanda Dark Stuff şarkısının canlı performansını istanbul manzaralı olarak dinleyebilir, izleyebilirsiniz.
Şarkı listesi de şu şekildedir efenim:
1. Amy
2. Dust Lane
3. Dark Stuff
4. Palestine
5. Chapter 19
6. Ashes
7. Till The End
8. Fuck Me
Soğuk bir kış günü... işten çıkıp elinimde kahvemle yağan yağmurun altında, otoparkta arabamı arıyorum. Tam bu sırada hayatımın aşkından 'seni seviyorum' yazan bir mesaj alıyorum. Daha sonra arabamı bulup içine biniyorum. Dışarısı 10 derece civarında. Arabamın içi yavaş yavaş ısınıyor. 'La Noyee' şarkısı çalmaya başlıyor. işte o an gerçek anlamda huzurun ne demek olduğunu anlıyorum. Müzik tam anlamıyla ruhuma tecavüz ediyor. Gözlerimi kapatıyorum ve kendimi müziğin akışına bırakıyorum. 2 dakika 23 saniye sonra kendime geliyorum ve arabamı çalıştırıp yoluma devam ediyorum. Ve Yann Tiersen'in ne harika bir adam olduğunu düşünüyorum...