"Rue cas cascades, la phare, L'absente albümlerini başa koyarak ve kalan diğer 10 albümünü de sonraki yıllarda tadından hiçbirşey eksilmeyecek şekilde dinleyeceğimiz garantisini kalitesini tattıran genç sanatçı kişilik.
Bir film yapacak olsam filmime müzik yapması için film bütçesinin 10 da 6 sını bu adama vemeye razı olurdum kesinlikle.
kesin bir sürü güzel eseri, bir dolu güzel çalışması vardır. ama maalesef yann tiersen'i duyunca aklıma sadece ve sadece amelie, dolayısı ile audrey tautou gelmektedir. o da bir sanat eseri sayılır gerçi.
inanılmaz güzellikte eselere imza atmış belli bir tarzı olmayan tamamen deneysel çalışan mükemmel bir müzisyen.Amelie soundtrackindeki Le Moulin yaptığı en iyi işlerden biri.
fransızca öğrenim kurslarının, noir desir ile birlikte mutlaka kullanması gereken kişi. muhteremi dinledikten sonra dil öğrenmek, bir insan daha olmaktan çok öte bir şey oluyor.
canlı performansı öyle büyüleyici ki, trenin geçiş vaktini ayarlayıp bunu şarkıda kullanması ilk planda dikkatinizi çekmeyebiliyor.
bunca duyguyu nerede buyutmustur ? merak edilesi... tarlalar dolusu cicek ekilmis parcalarinin her birine, koparmadan usul usul dinliyoruz ve o usul usul anlatiyor..
virtüöz. yetenekli insan. idol. ekol.
Amelie'nin ve Goodbye Lenin'in soundtrancklerinin müzisyeni.
Her telden insanın dinleyebileceği parçaları ile barış nobeline aday insan.
"müzik ruhun gıdasıdır" sözündeki müzik kavramını en iyi yansıtan, gerçekten de ruhumuza ilaç gibi gelebilecek bestelere imza atmış,fransız müzisyen...
sevinc kufru etsen edilmez, cok begendigini soylemek istesen becerilmez iltifatlarin besigi gibi bir insan olsa da, sakince dusunuldugunde, turunun guzelligi, farkina vardirdiklari ile guzel olan(hem ki her insan gibi) bir insan. begenirim o ayri * sakin olmali, farkina varmalli...
monochrome isimli şarkısı ile gönülüme taht kuran güzel insan:
anyway, i can try anything it's the same circle that leads to nowhere and i'm tired now.
anyway, i've lost my face, my dignity, my look, all of these things are gone and i'm tired now.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
i'm pilling up some unread books under my bed and i really think i'll never read again.
no concentration, just a white disorder everywhere around me, you know i'm so tired now.
but don't worry i often go to dinners and parties with some old friends who care for me, take me back home and stay.
mochrome floors, monochrome walls, only abscence near me, nothing but silence around me.
monochrome flat, monochrome life, only abscence near me, nothing but silence around me.
sometimes i search an event or something to remember, but i've really got nothing in mind.
sometimes i open the windows and listen people walking in the down streets. there is a life out there.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
anyway, i can try anything it's the same circle that leads to nowhere and i'm tired now.
anyway, i've lost my face, my dignity, my look, all of these things are gone and i'm tired now.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
mochrome floors, monochrome walls, only abscence near me, nothing but silence around me.
monochrome flat, monochrome life, only abscence near me, nothing but silence around me.
...tercümesini de yapıyim:
her neyse, her şeyi deneyebilirim, (her şey) beni hiçbir yere götürmeyen aynı çember ve ben yorgunum artık.
her neyse, yüzümü kaybettim, değerimi, görünüşümü, bütün bunlar kayboldu ve ben yorgunum artık.
ama korkma, iyi bir iş buldum ve sevdiğin bisikletim ile işe gidiyorum her gün.
yatağın altındaki bazı okunmamış kitapları yutuyorum ve gerçekten bir daha okuyacağımı düşünmüyorum.
konstantrasyonum yok, etrafımda sadece beyaz bir düzensizlik, biliyorsun çok yorgunum artık.
ama endişelenme, beni önemseyen eski dostlarımla akşam yemeklerine ve partilere gidiyorum sık sık, beni eve geri götürüp kalanlarla.
tek renk zeminler, tek renk duvarlar, sadece yokluk yanımda, hiçbir şey ama sessizlik etrafımda.
tek renk daire, tek renk hayat, sadece yokluk yanımda, hiçbir şey ama sessizlik etrafımda.
bazen bir olay arıyorum ya da hatırlayacak bir şey, ama gerçekten aklımda hiçbir şey yok.
bazen pencereyi açıyorum ve sokakta yürüyen insanları dinliyorum. dışarıda hayat var.
ama korkma, iyi bir iş buldum ve sevdiğin bisikletim ile işe gidiyorum her gün.
her neyse, her şeyi deneyebilirim, (her şey) beni hiçbir yere götürmeyen aynı çember ve ben yorgunum artık.
her neyse, yüzümü kaybettim, değerimi, görünüşümü, bütün bunlar kayboldu ve ben yorgunum artık.
ama korkma, iyi bir iş buldum ve sevdiğin bisikletim ile işe gidiyorum her gün.
tek renk zeminler, tek renk duvarlar, sadece yokluk yanımda, hiçbir şey ama sessizlik etrafımda.
tek renk daire, tek renk hayat, sadece yokluk yanımda, hiçbir şey ama sessizlik etrafımda.