uzun yol için birebir olan müzisyen.aslinda her zamana her yere musaittir kendisi. bir şarkısıyla ortamdan soyutlayıp kenara çekilip sadece ama sadece oturmaya sebebiyet verdigi gibi herkesin oturdugu herkesin bunalım takıldıgı bir yerde tek şarkısıyla insana çoşku kazandırabilecek eserlere sahip kişiliktir. black session albümünde birçok sanatçıyla duetleri mevcutdur. la valse d'ameli şarkısıyla metroda sıkışmış nefes alamaz şekildeyken müzigin ritmiyle ayaklarınıza engel olamazsınız la rupture ise vokalin harikaligi* ve müzigin sadeligi sizi sizle tek başınıza birakir.
ruh halinizi birden değiştirebilen müzisyendir.cok mutsuz bir anınızda sizi gülümsetebilir ya da mutlu bir anınızda sizi hüzüne boğabilir. eserleri hakkında genel bir yorum yapmak gerekirse huzur vericidir.
eserlerini içine çekersiniz, damarlarınızda dolaşır, ihtiyaca gore huzur buldurur, canlandırır, kaybettirir. aşırı doz alımı zararsızdır. ah yann sen nelere kadirsin..
müziğin dini, dili, ırkı olmadığını ispatlayan fransız müzik adamı. şarkılarını istisnasız herkes sever, anne, baba, dede, küçük yeğen, eve gelen temizlikçi teyze, işyerindeki işçiler... insanlar bu adamın şarkılarını duyunuca bir an duraksıyorlar ve soruyorlar "kim bu?" diye. önemi yok, müzik bu.
kemane'yi parçaladığı bir konseri var bu adamın.(madrid 2006) sur le fil'i çalarken, kemane elinde dağılıyor, lakin şarkıyı bitirmeyi başarıyor adam. ne zaman dinlesem, 'baba büyüksün.. tapıyorum lan sana ohşş' nidaları atıyor, etrafımdakilerin 'lan bu manyağın önde gideni.. uzak duralım' bakışlarına aldırmıyorum. ayrıca le fabuleux destin d amelie poulain'e yaptığı soundtrackler ise bambaşkadır. nezdimde, filmden daha güzeldir o şarkılar. audrey tautou kadar güzel değil ama; abartmayalım şimdi olayı.
başarılı fransız müzisyen oılmakla beraber bir çok kısa filmin soundtracklerinde imzası vardır,yann tiersen aslında amelie ve goodbye lenin filmleriyle ilgi çekmiştir.
müziklerinde muhteşem bir derinlik ve sadelikle zihni uçsuz bucaksız yolculuklara çıkarır.
gecenin şu vakti dinledim siz de dinleyin diye yazıyorum. başarılı müzisyenler için genelde aşmış denir. bu adam birkaç kere aşmış. sanki o bambaşka bir dünyada yaşıyor, bambaşka insanlar için müzik yapıyor.
Yann Tiersen (d. 23 Haziran 1970, Brest), deneysel, minimalist Fransız müzisyen, multi-enstrümantalist. Eserlerinde genellikle piyano, akordeon, keman ve ailesi, gitar kullanır. Bunların dışında toy piyano, carillon, banjo, mandolin, harpsikord, vibrafon, bas gitar ve melodika enstrumanlarını çalmakta ve müziğine yerleştirmektedir.
Eleştirmenler kendisini Erik Satie, Nino Rota ve the Penguin Café Orchestra gibi isimlerle bir arada anarlar. Pekçok ödül kazanan soundtrack albümleri dahil tüm albümleri BMG Music Publishing tarafından çıkarılmıştır
sanarsınız ki pavarotti gibi müzik manyağı bi adam çıkacak karşınıza. yok lan şimdi oturduğun oda varya işte öyle bi odada alıyo kemanı kaydediyor. kendi evinde. biz de o sesle uzaya yükseliyoruz.
insanın ilk keşfettiğinde yatmadan önce dinleyerek zevk almasını sağlayan. daha sonrasında sabah kalktığında da dinlemekten zevk aldığını farkettiği ve peşinden öğleleride dinleye bildiğini farkeder hale gelerek sürekli dinlemeye başladığı; deneysel , minimalist fransız besteci ve söz yazarı. olağan üstü bir sanat insanı...
amelie filminin müzikleriyle beni benden eden her dinlediğimde huzur bulmamı sağlayan müzisyen.
j y suis jamais alle parçasını hepsinden ayrı tutmak gerekir.