bir atilla taş şaheseri. eğer bu şarkı da tutarsa meksika'ya yerleşiyorum. bu nasıl bir seviyesizlik, bütün dünyanın dalga geçtiği bir şarkının arak versiyonundan fayda beklemek nasıl bir hadisedir?
ulan param yok diye ağlanıyorsun. Sonra tv programı yapıp biriktirdiğin parayla yine şarkı işine atılıyorsun.
Açtığımın 5. Saniyesi kapadım anasını satayım. Sanki kaydı bulaşık süngeriyle almışlar.
sirf merak ettigim icin sonuna kadar izledim, sonra nemi oldu bilgisayari kapadigim gibi basimi yastiga koyarak ekenden yattim.
lan akli basinda biri bunu nasil yazar hadi yazdi diyelim utanmadan nasil soyler. anlamadigim nokta bunu yapan nasil bi kafa bu kafayi bulmak icin ne yapmis olabilir.
2 nci saniyede bilgisayarın fişini söküp hemen aceleyle evden kaçmama neden olan şarkımsı. hala kuytu bir yerdeyim evde değilim dışarda bir yerde enrty giriyorum.aksii naleeeet.
''Halkımızın "oğlum bak git'i atlattığı gibi, bunu da kısa sürede atlatacağına inancımız sonsuz. Gerçi filmlere bile konu oldu ama sanırım burada işler böyle yürüyor büyük birader. Yamyam Style ne olm ya ? ''
biliyordum ben bunun olacağını. hatta bekliyordum ki bizden kim sıçacak acaba cover yapıyorum ayağına. atilla taş beni fazla merakta koymadan yapacağını yapmış.
(bkz: senin ben yapacağın işi)
sanatçı mı ulan bu ? bunlar işte ki ülkemizin sevdiği manidar güzel şarkılar sanatçılar. Ulan utanıyorum bu herifle aynı memleketi paylaşmaktan. Rezillik. Kınıyorum.
şarkının ilk beş saniyesini dinledikten sonra verilen anlık tepki genellikle şu şekilde oluyor. beş kişide test ettim; ilk üçü hayattan kopmaya gider gibi tepki verip ortamdan sessizce uzaklaştılar, diğer ikisinden birisi bilgisayar oyununda yenilip krize giren alman bebe gibi piskopata bağladı ve şu an laptopun ırzına geçiyor. son olarak izlettiğim kişi ise az önce yanıma geldi. elime bir mektup tutuşturarak "bunların hepsi akp hükümeti zamanında oluyor... artık yaşama amacımı yitirdim hacu, sen en iyisi hakkını helal et" diyip yüzüme bir süre boş ve anlamsız bir ifadeyle bakakaldı. gözlerinden bir salkım göz yaşı döküldükten sonra kapıya doğru usulca ilerledi ve derin bir iç çektikten sonra son kez arkasına doğru dönüp dudaklarından dökülen son kelimeler şu şekilde oldu "amlarına koyayım onların çok ayıp ediyorlar". sonra kapıyı bir hışımla açıp derin bir nefes aldı. daha dün sultanahmet'te cilalattığı ayakkabısını düzgünce kenara yerleştirip utanmadan komşunun terliklerini habersiz bir şekilde giyiverdi. sonra yine aynı sertlikte kapıyı yüzüme çarpıp merdivenden hayvan gibi inmeye başladı ve o ses yavaş yavaş uzaklaşıp yerini usul bir sessizliğe bıraktı. ve yamulmuyorsam şu an fatih sultan mehmet köprüsüne doğru yola çıkmış durumda.