Onu sevmektir. Asıl sıkıntı da burada başlar. Artık tamamen yalnızsındır, buna alışmış, bir düzen oluşturmuş ve sevmiş, mutlu olmuşsundur. Birini hayatına sokma gereği duymaz bundan kaçarsın çünkü yalnızlığının bölünmesini istemezsin.
Birini hayatına alsan dahi ona katlanabilme katsayın çok uzun sürmez çünkü yedek planın mutlu olmayı bir şekilde başarabileceğini bildiğin yalnızlığındır ve orada, hep seni bekler.
Hep yalnızsındır. Ayda yılda belki 1-2 yılda bir birileri girer hayatına, hayatını alt üst eder ve gider. Alışmışsındır o birilerinin varlığına ama onlar da durmaz giderler ve yine eski yalnızlığınla baş başa kalırsın. Kendini aynı Semih Şentürk gibi hissedersin. Haftalarca, aylarca kulübede yalnız oturup sahada olup biteni izlersin. Sonra birisi gelir seni sahaya davet eder 5-10 dakika oynarsın sonra gün gelir o gider ve tekrar kulübeye mahkum kalırsın.
yeniden yalnız kalmak-bırakılmak için, hiç akıllanmadan tekrardan birisiyle biz olabileceğimizi zannedecek salaklığın zuhur etmeye başladığı andır yalnızlığın son evresi.
halbuki ne güzel bir laftır: "sen sen ol, asla biz olma..."