yalnızlık... derin bir acı ve kendini bilmenin son noktası. yalnızlık insana ne öğretebilir ki? bir düşünsenize yalnızsıznız, yapayalnız; tek başına. uyumak, uyanmak bir; yaşamak, yaşlanmak belki de zamanla. içten içe çürüyen bir beden, kafada soru işaretleri.
git gide can acıtır yalnızlık ve o zaman öğrenirsin işte, tam o noktada: 0.
ve kendi kendine dersin 'hayır bir daha asla: asla'
yalnızlık ayakta durmayı öğretir, kendi kendine yetebilmeyi ve en önemlisi: taş kalpli, yıkılmayan, soğuk bir dev olmayı.
etraftaki nesnelere bakıp bakıp onların geçmişini düşündürür kimi zaman.
mesela bakılan bir sandalyeyse; kim kesti acaba bu ağacı, kesen şimdi napıyodur, ağacın diğer parçaları kimin evinde ne olarak yaşıyodur gibi saçma sapan düşüncelere daldırır insanı. kendine geldiğinde ise napıyorum ben ya der insan. sonra bi bakar gözü perdeye dalmış, onu düşünmeye başlar ...
böle böle devam eder gider.
kısaca etrafındaki herşeyi ve herkesi sorgulamaya başlar ve neden bu hale geldiğini anlamaya çalışır.