Mutsuz olmaktır.
Beyaz atlı prensin gelsin diye hayal kurmaktır.
şu kafelerde falan not bırakılan yerlere isim yazmadam kısmetim beni bulsa artık yazmaktır.
uzun zamandır varlığından keyif duymama rağmen az evvel erkan oğur dinleyip koca odada yalnız olduğumu hissedince içime hüzünü çeken bir histir. içimdekileri anlatmak istiyorum ama kimse duymasın isteğiyle beraber hasıl oluyor bu istek. derin bir sızı ve çaresizlik örneği de denilebilir. anlatmak istiyorsun ama çevrende olan kimse seni, senin istediğin gibi dinlemeyecek. seni anlayacağını düşündüğün insanlar da sen aramadan seni aramayan insanlar... oğuz atay'ın beyaz mantolu adam hikayesindeki adam gibi boşluğa yürüme hissi ile birebir örtüşüyor bu çaresizlik.
Neye göre yalnız, kime göre yalnız... Yalnızlık geniş kavram. Ama yalnızlık güzel şey, insanın buna da ihtiyacı var. Bazen çekip gitmek istersin, bir başına, herkesten her şeyden uzağa sadece gitmek...
Değerini bilmek gerek yalnızlığın. Çünkü insan yalnızca yalnızken kendi olabilir.
sohbetinden keyif almadığın, seni tanımaya çalışmadan dışlayan insanlarla, bir dakika konuşup 5 dakika gülen ve şamatanın dozunu ayarlayamayanlarla, dinlemeyip dinlenmek isteyenlerle bir arada olmaktansa tercih edilendir. kitabını, dergini okursun, pesini oynarsın, yürürsün, dersini çalışırsın, sarhoş olursun ama kimse başını ağrıtmaz.
kendisini kısıtlamak istemeyen, o an kafasına ne eserse onun yaşamanın peşinde olan insanın tercihidir. sırf arkadaşlık uğruna, zaten uzun uzadıya konuşmayı sevmeyen bir insan olarak, kafa dengi olmayan insanlarla gereksiz muhabbetlere zoraki dahil olmak istemeyen insanın tercihidir.